Digiturk’un satildigi haberi bakalim bu sefer dogrulanacak mi?

Star Gazetesinden Kaan Zenginli’nin haberine gore Digiturk’un satisinda artik sona gelindi. Asagida haberin en can alici kismini oldugu gibi kopyaladim:

2013 yılında TMSF’ye geçen Digiturk’ün satışında sona gelindi. Edinilen bilgiye göre ocak ayında görüşmelerin durduğu iddia edilen Katarlı Bein Media Group ile el sıkışıldı.

Önümüzdeki günlerde de imzaların atılacağı belirtildi. Satışın şirketin toplam değerinin 1-1.2 milyar dolar arasında bir rakam üzerinden yapıldığı kaydedildi. Digiturk’ün yüzde 53’ü ABD’li Providence fonu, yüzde 47’si ise eski sahibi Mehmet Emin Karamehmet adına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kontrolünde. ABD’li şirketin satış görüşmelerini tamamladığı belirtilirken, onay mevkii olan TMSF’de imzaların atılacağı kaydediliyor. Anlaşmanın Digiturk hisselerinin tamamı konusunda yapıldığı belirtildi.

Yukaridaki bu metni geride biraktigimiz haftada belki de onlarca farkli sitede neredeyse birebir ayni cumleler ile gordunuz. Acikcasi Digiturk halka acik bir sirket olmadigi icin bu tip bilgilere 1. agizdan erismek mumkun olamiyor, Ancak sirket yonetimine yakin kaynaklar vasitasi ile haberdar olunabiliyor. Bense bu konuyla ilgili ek bir yorum yapmak istiyorum.

0258d27

Hatirlayanlariniz mutlaka olacaktir 2013 yaz aylarinda hem D-Smart hem de Turk Telekom Digiturk’un Cukurova’ya ait %53’luk bolumu icin teklif vermislerdi (Ironik bir sekilde o zamanlar sirketin %53’unun Cukurova grubunda oldugu saniliyordu, aslinda bunun diger turlu oldugu ortaya cikti) D-Smart’in teklifi sirketin %53’u icin 742 milyon USD tamami icin 1,4 milyar USD, Turk Telekom’un teklifi ise sirasiyla 530 milyon ve 1 milyar USD seklinde idi.

Bu acidan bakildiginda Bein Media Grup’un Digiturk’un tamami icin odedigi soylenen 1-1,2 milyar USD’lik satis bedeli yaklasik 2 sene once D-Smart’in teklifinin altinda bir tutara karsilik geliyor. Bunun onemli oldugunu dusunuyorum. Elbette bugunun sartlari ile D-Smart’in teklifi gecerliligini korur mu, orasi da ayri bir konu. O donemde USD/TL paritesinin 2 civarinda oldugunu, bugunun sartlarinda paritede %35 civari yukari bir hareket gerceklestigini de not duserek bu yazimi tamamlamis olayim.

Sanirim satinalmanin resmiyet kazanmasi icin taraflardan onumuzdeki gunlerde yapilacak aciklamayi beklemek gerekecek.

IBC 2013

Televizyon teknolojileri konusunda calisan profesyonellerin en cok ilgi gosterdikleri fuarlarin basinda her yilin Eylul ayinda Amsterdam’da duzenlenen IBC fuari yer almaktadir. Avrupa pazarinda televizyon dunyasinda faaliyet gosteren firmalarin uzun zaman oncesinden hazirlandiklari, bir nevi govde gosterisi yaptiklari fuarlardan biridir IBC. Aylarca suren hummali calismalar sonucunda urunler/yazilimlar demo icin hazir hale getirilir, toplantilar ayarlanir ve yeni is baglantilari kurulur.

Donanim ureticileri, yazilim cozumleri saglayan firmalar, Pay-TV operatorler, yayin teknolojisi ile ilgili firmalar ozetle televizyon dunyasinin farkli dallarindan yuzlerce firma IBC’de bulusuyor. Ayrica sergiye ek olarak sektorun kiymetli isimlerinin yer aldigi sohbetler, panellerde gerceklesiyor.

IBC fuari bu yil da 12-17 Eylul tarihleri arasinda gerceklesecek. Ben de ekip arkadaslarimla beraber orada olacagim. Bu yaziyi okuyanlar arasinda IBC’ye gelecekler eminim olacaktir. Onlarla Amsterdam’da gorusebilmek dilegiyle..

header

 

Bodrum Ortakent Manolya Restaurant

Bu yaz yolunuz Bodrum Ortakent civarina duserse (Bitez, Akyarlar, Camel Beach) civari aksam yemegi veya sakin bir gun icin harika bir mekan onerim var size. Arkadaslarimiz Cenk ve Ilker’in sektor tecrubesi olan ailelerin de buyuk destegi ile isletmeciligini yaptigi Manolya Restaurant sizleri bekliyor. Web sitesi bu adreste.

photo

Manolya Restaurant, Turkuaz rengin hakim oldugu zevkli ve ozenli dekorasyonu ile samimi, sirin bir atmosferde kaliteli bir hizmet sunuyor. Yukaridaki fotograftada gorulebilecegi gibi denize sifir, buz gibi rakinizi leziz deniz mahsulleri ile beraber yuvarlayip, uzun, bol kahkahali bir Bodrum gecesi gecirebilirsiniz. Mehtaba da denk gelirseniz ne ala.. Fiyatlar da makul. Gittiginizde benim adimi vermeyi unutmayin 🙂

Denemeden gelmeyin: Fener Kavurma

 

 

Afrika savanasında yaşamın tek bir amacı var: Hayatta kalmak!

Uzun bir aradan sonra geri döndüm. Son zamanlarda TV eksenli yazılarıma www.tivilogy.com adresinde düzenli olarak devam ediyorum. Burayı ise daha çok özel paylaşımlar için kullanmak niyetindeyim. Bu özel paylaşımlarından biri de Kenya’da safaride geçen bir haftanın sonunda ortaya çıkan aşağıdaki video.

Safari sırasında gerçekten doğru  fotoğraflar çektiğime, seyahatlerim bölümünde gördüğünüz önceki fotoğraflarıma göre kendimi geliştirdiğime inanıyorum. Çekimlerin çoğunluğunda 55-250mm lensimi kullandım. Binlerce fotoğraf arasından zorlukla yaptığım eleme sonunda video’da gördüğünüz fotoğraflara yer vermeyi uygun buldum. Bu fotoğrafların Kenya’da yaşadıklarımızın bir özeti olabileceğini düşünüyorum. Bu sefer bir değişiklik yapıp fotoğraflarımın makul fiyatlara satmayı planlıyorum. Fotoğraflarımın tamamı 4752 x 3168 pikselin üzerinde, çoğunluğu da RAW formatta. İlginizi çekerse bana uygarboynudelik@gmail.com üzerinden ulaşabilirsiniz. Aslında bu benim için bir test olacak. “İkinci bir meslek olarak fotoğrafçılık”ın neresinden tutabileceğimi test edeceğim.

Nairobi, Amboseli National Park, Lake Naivasha, Lake Nakuru ve Masai Mara’da geçen 1 hafta sonunda farklı bir dünya görüşüyle döndüm İstanbul’a.  Saatlerce süren kara yolculuklarında gördüğüm genel sefalet manzarısını daha önce başka bir yerde gördüğümü hatırlamıyorum. Karşılaştırma yapabilmeniz için şu bilgi yeterli olacaktır. Dünya bankasının bu bağlantıda görebileceğiniz verilerine göre 2011 itibariyle kişi başı gelir Türkiye’de 10.498 USD iken, Kenya’da 808 USD. Sefaletten başka tesirinde kaldığım başka bir konuda Masai kabilesinin ilkellik seviyesi idi. Ziyaret ettiğimiz 20 hanelik Masai köyünde sanki zaman yüzlerce yıl önce durmuş gibiydi. Elektiriğin elbette olmadığı köyde, büyük bir doğa mücadelesi veriliyor. Masai köylüleri hayvanlarla koyun koyuna yaşıyor dersem abartmış olmam. Her tarafta hayvan pisliği ve doğal sonucu olarak sayısız sinek var. Daha da ilginç olanı bu sinekler insanlarla yekpare yaşıyor. Sinek kovalamaktan fotoğraf çekmekte zorlandığım köyde, çocuklar sineklerden pek de rahatsız olmuşa benzemiyorlar. Ağzının kenarına, göz çukurlarına ve açıktaki tenlerine konmuş sineklerle araları iyi gibi, kovmaya tenezzül daha etmiyor, arkadaş (!) gibiler. Çakmak , kibrit olmadan ateş yakmanın günlük işten sayıldığı köyde evlerde pencere yok. İki göz, zifiri karanlık evlerde kucak kucağa, hayvanlarla beraber yaşıyorlar. Temel besin kaynakları hayvanları, aslan, çita ve sırtlanlara yem olmasın diye hayvan barınaklarını, ahırlarını çalı çırpı ile sürekli olarak güçlendirmek, sıklaştırmak zorundalar. En çarpıcısı da bir erkek çocuğun erkek sayılması, saygı görmesi için öncelikle bir aslanı öldürmesi gerekiyormuş.

Özetle, Kenya’ya giderseniz orada şimdiye kadar gördüklerinizden bambaşka bir yaşam tarzı sizi karşılayacak. Vahşi hayvanları yaşam alanlarında, en doğal, vahşi ve acımasız hallerinde görmek, inanılmaz bir deneyim.

Afrika savanasında yaşamın tek bir amacı var: Hayatta kalmak!

Jamaika, Ya Mon!

Balayı tercihimiz Jamaika, yemyeşil tabiati, eşsiz doğal güzellikleri ve nev-i şahsına münhasır insanları ile çok değişik bir deneyimdi.

Seyahat yazılarının çoğunluğu, nereye gidilir, nerede kalınır, nerede yenir/içilir, neler yapılır üzerinedir. Ancak Jamaika hakkında bu tip bir yazı yazmayı anlamsız buluyorum. Onun yerine, küçük ve sevimli adanın coğrafyası, kültürü ve yaşam tarzı hakkında genel bilgiyi vermeyi, seyahatimiz sonunda edindiğim gözlemleri paylaşmayı tercih edeceğim. Zaten Türk olduğumuzu öğrenenlerin çoğu, “Türkiye’de nerede?” diye soruyor, daha önce adada pek Türk’le karşılaşmadıklarını söylüyordu.

Okumaya devam et “Jamaika, Ya Mon!”

Bozcaada günlüğü

Bozcaada ile ilgili birkaç ufak not ile başlayayım. Bozcaada’da naylon torba kullanımı yasak, adanın kış nüfusu ise sadece 700 kişiymiş. Ada halkı, tipik ada insanları gibi tembelmiş,bu sebeple turizm sektöründe, çalışkan ve devamlılığı olan personel bulmakta zorluk çekiyorlarmış.  19 Mayıs’la beraber yavaş yavaş açılan sezon, Ekim’e kadar sürüyormuş. Yaklaşık 5 aylık bir turizm sezonundan bahsediliyor. 2000’li yıllardan önce ada halkının birincil geçim kaynağı şarapçılık iken artık turizm olmuş. Bu bilgileri kaldığımız otelin işletmecisinden öğrendik.

Okumaya devam et “Bozcaada günlüğü”

Beyrut günlüğü

Camiler ile kiliselerin, sinagoglar ile barlar sokağının yan yana sıralandığı bir mozaik, Beyrut. Burada ezan sesleri sustuktan sonra, çan sesleri başlıyor. Bugün, farklı din ve mezheplerden çeşit çeşit insan hoşgörü içinde ahenkle yaşıyor.

Lübnan’ın başkenti Beyrut ülkenin batısında, deniz kenarında yer alıyor. Şehir nufusunun 2 milyon civarı olduğu tahmin ediliyor. Tipik akdeniz iklimi hüküm süren Beyrut’ta 9 farklı dini topluluk var. 2009 seçimlerine göre şehrin %60’ı Müslüman, %39 Hristiyan ve %1’i de Yahudi. İç savaştan önce Müslüman-Hristiyan oranının neredeyse eşit olduğu söyleniyor. Savaş sırasında çoğunlukla Hristiyanlar ülkelerinden ayrılmak durumunda kalmış. Rehberimizin anlattığına göre evlilik,boşanma,miras gibi konular insanların mensup oldukları dinin kurallarına göre belirleniyormuş.(Millet) Örneğin devlet resmi nikahı değil,imam nikahını kabul ediyormuş. 4 milyon nüfuslu Lübnan’da toplam 400.000 Filistinli mültecinin yaşadığını da not düşeyim.

Kişi başı düşen gelir oranında Türkiye’nin 50. olduğu sırada Lübnan 55.sırada. Beyrut’ta en ucuz şey kesinlikle taksi. Diğer kalemler İstanbul ayarında diyebilirim. Taksimetre yok,pazarlik usulu çalışıyor. Lübnan’ın para birimi Lübnan poundu. 1 TL, 1000 LBP’ye karşılık geliyor. Havaalanından şehir merkezine 20$’ a (30000 LBP) gitmiştik. Daha sonra çok daha makul rakamlarla gezdik. Ucuz taksi için iki kural var. Taksiler külüstür olmalı(eski mercolardan) ve durmuş müşteri bekleyen taksiler tercih edilmemeli, pazarlık gücünüz olmaz. Bu şekilde 3000-5000 LBP’ye Beyrut içinde her yere gidebilirsiniz. Araba kiralayan arkadaşlarımız da olmuş da daha önce ama yollar karışık ve tabelalar yetersiz olduğu için tercih edilmemeli bence.

Okumaya devam et “Beyrut günlüğü”