Digiturk’un yilan hikayesine donen satis sureci

Digiturk’un satisi ile ilgili son 1 yilda 5 farkli yazi yazmisim. Bun yazilara en guncelden en eskiye dogru asagida gorebilirsiniz.

Link5’ten baslayarak okursaniz bu konunun adeta bir yilan hikayesine dondugunu gorebilirsiniz.

 

2015 yili bitmeden bu konuyla ilgili son durumu sizlerle paylasmak istedim. TMSF Baskani Sakir Ercan Gul’un gectigimiz gunlerde yaptigi aciklamaya gore Digiturk’un satis islemi henuz tamamlanmis durumda degil:

Digiturk’un satış sürecine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Gül, “Digiturk’un satış süreci devam ediyor. Satış tamamlanınca açıklama yapacağız. ‘Digiturk’ün satışı gerçekleşti’ şeklindeki haberler doğru değil. Satış henüz gerçekleşmedi. Rekabet Kurumu’nun satışa onay vermesi sadece şartlardan birisi” ifadelerini kullandı.

Acikcasi bu konu tam bir arapsacina dondu. Icinde bulundugumuz sektorde Digiturk acik ara pazar lideri durumda. Orada calisan bircok arkadasim, cok degerli profesyoneller var. Uzun suredir icinde bulunduklari belirsizlik ortaminin en kisa surede sonlanmasini samimi olarak diliyorum. Boyle bir atmosferde yol planlarindaki isleri hayata gecirmek, yeni teknolojilere yatirim yapmak konusunda zorluklar yasadiklarini tahmin etmek guc degil. Umarim 2016 yili tekrar duzluge ciktiklari ve sahiplik konusundaki belirsizligin ortadan kalktigi yil olur.

Digiturk’un satildigi haberi bakalim bu sefer dogrulanacak mi?

Star Gazetesinden Kaan Zenginli’nin haberine gore Digiturk’un satisinda artik sona gelindi. Asagida haberin en can alici kismini oldugu gibi kopyaladim:

2013 yılında TMSF’ye geçen Digiturk’ün satışında sona gelindi. Edinilen bilgiye göre ocak ayında görüşmelerin durduğu iddia edilen Katarlı Bein Media Group ile el sıkışıldı.

Önümüzdeki günlerde de imzaların atılacağı belirtildi. Satışın şirketin toplam değerinin 1-1.2 milyar dolar arasında bir rakam üzerinden yapıldığı kaydedildi. Digiturk’ün yüzde 53’ü ABD’li Providence fonu, yüzde 47’si ise eski sahibi Mehmet Emin Karamehmet adına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kontrolünde. ABD’li şirketin satış görüşmelerini tamamladığı belirtilirken, onay mevkii olan TMSF’de imzaların atılacağı kaydediliyor. Anlaşmanın Digiturk hisselerinin tamamı konusunda yapıldığı belirtildi.

Yukaridaki bu metni geride biraktigimiz haftada belki de onlarca farkli sitede neredeyse birebir ayni cumleler ile gordunuz. Acikcasi Digiturk halka acik bir sirket olmadigi icin bu tip bilgilere 1. agizdan erismek mumkun olamiyor, Ancak sirket yonetimine yakin kaynaklar vasitasi ile haberdar olunabiliyor. Bense bu konuyla ilgili ek bir yorum yapmak istiyorum.

0258d27

Hatirlayanlariniz mutlaka olacaktir 2013 yaz aylarinda hem D-Smart hem de Turk Telekom Digiturk’un Cukurova’ya ait %53’luk bolumu icin teklif vermislerdi (Ironik bir sekilde o zamanlar sirketin %53’unun Cukurova grubunda oldugu saniliyordu, aslinda bunun diger turlu oldugu ortaya cikti) D-Smart’in teklifi sirketin %53’u icin 742 milyon USD tamami icin 1,4 milyar USD, Turk Telekom’un teklifi ise sirasiyla 530 milyon ve 1 milyar USD seklinde idi.

Bu acidan bakildiginda Bein Media Grup’un Digiturk’un tamami icin odedigi soylenen 1-1,2 milyar USD’lik satis bedeli yaklasik 2 sene once D-Smart’in teklifinin altinda bir tutara karsilik geliyor. Bunun onemli oldugunu dusunuyorum. Elbette bugunun sartlari ile D-Smart’in teklifi gecerliligini korur mu, orasi da ayri bir konu. O donemde USD/TL paritesinin 2 civarinda oldugunu, bugunun sartlarinda paritede %35 civari yukari bir hareket gerceklestigini de not duserek bu yazimi tamamlamis olayim.

Sanirim satinalmanin resmiyet kazanmasi icin taraflardan onumuzdeki gunlerde yapilacak aciklamayi beklemek gerekecek.

5 YIL, 225 YAZI ve Top 10.

Bu blogu açalı 5 seneyi devirdim. İlk yazımı 2009 yılının Eylül ayında Ankara’da yazmıştım. O günden bugüne toplamda tam 225 yazı yayınlamışım. Ortalamada yılda 55, haftada 1 yazı eder.

Eğer güncel bir blogunuz varsa veya vakti zamanında blog yazmaya niyetlendiyseniz bu istatistiğin gerçekten bir istikrarı ifade ettiğini bilirsiniz.

download

Toplamdaki 225 yazının çok büyük bölümü TV üzerine, sadece birkaç on tanesi ise TV dışında/ kişisel yazılardı. Onları da “Bana Özel” tabı altında topladım.

Şimdiye kadar en çok okunan top 10 yazım ise şunlar olmuş oldu;

  1. Türkiye TV Sektörü
  2. Millenicom yeni TV Kutusu Dopingbox’ı tanıttı
  3. OTT TV Giriş Part 1
  4. Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi
  5. İletişim Fakültesi Doktora çalışması için mini-ropörtaj
  6. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. Ortaklık yapısı
  7. Türkiye 2013 Sayısal TV Tahminleri Değerlendirmesi
  8. Türkiye Pay-TV pazarı yeni oyuncusunu karşılıyor
  9. 16:9 – 4:3 Meydan Muhaberesi
  10. TTNET IPTivibu adıyla IPTV servisinin lansmanını yaptı

 

Turksat Frekans taşıması nihayet gerçekleşecek gibi..

Turksat, daha önce ertelenmiş olan Turksat 4A frekans taşıma işleminin 17 Eylül’ü 18 Eylül’e bağlayan gece nihayet yapılacağını duyurdu.

Bu yazıyı yayınlamadan önce, yine son anda ertelenebilir düşüncesiyle biraz bekledim, ama sanırım bu sefer ertelenmez 🙂

18 Eylül sabahı halk arasında bilinen adıyla “uyducular” arasında büyük bir heyecanla bekleniyor. Sektörden görüştüğüm birisi beklentilerin çok büyük olduğunu, “uydu” işindekilerin 2 seneyi kurtarmayı umduklarını söyledi.

10404166_693578817386224_2484652870975552355_n

Turkiye’de OTT servisi sunmak akil kari midir?

Malum Turkiye olarak bircok siralamada ortalarda yer aliyoruz. Ornegin ‘Insani Gelismisli Endeksi’ siralamasinda 187 ulke arasinda 69. siradayiz. (bu endeksin hesaplanmasinda egitim, saglik, kisi basi gelir, gelir dagilimindaki esitsizlik gibi paramatreler degerlendiriliyor.) Basin ozgurlugunde 180 ulke arasinda 154. siradayiz vb..

6a00d83420a02f53ef016304c9d4dc970d-800wi

Bunlarla kiyaslaninca gorece daha iyi oldugumuz bir konu var: ‘Ortalama genisbant internet baglanti hizi’

Akamai’nin son acikladigi verilere gore dunya ortalamasi 4 Mbps’in biraz altinda iken Turkiye’de ortalama baglanti hizi 5 Mbps.

020

Bu blogun odak alani TV oldugu ve OTT TV icin  ortalama baglanti hizi onemli bir parametre oldugu icin yukaridaki veri bu sayfalarda yer aliyor. Baglanti hizi tatmin edici bir  OTT TV servisi icin uygun gozukse de, servis seviyesinde (service-grade) bir hizmet olarak sunulabilmesi icin halen asilmasi gereken 2 onemli engel var gibi gozukuyor:

  • Kota:  2 Mpbs bitrate ile sunulan bir TV hizmetinde 6 GB internet kotasinin dolmasi sadece 7 saat suruyor. Diger bir ifade ile  Turkiye’de “limitli internet” kullanan haneler, OTT TV servisi de aliyorlarsa kisa sure icinde kotalarini doldurmus olacaklar.
  • AKK:  Diyelim ki ‘limitsiz internet‘ abonesisiniz. Bu durumda ‘bana kota/mota islemez!’ diye dusunuyorsaniz yanilirsiniz. Internet aboneliginiz ‘limitsiz’ olabilir ama aslinda bir limiti var. 25 GB data tuketimini astiginizda (50 ve 75 GB kotali paketler de var) internet baglanti hiziniz 3 Mpbs’e dusuyor. Bu durumda da tabiatiyla aldiginiz OTT TV servisinin kalitesi de dusuyor.

Su anda Turkiye’de OTT servisinin patlama yapabilmesi icin bu 2 sorunun oncelikle bir zemine oturtulmasi, sonrasinda da dogru is modelinin kurulabilmesi icin esnetilmesi gerekiyor.

 

Turksat 4A uydusundaki frekans taşıması ertelendi.

Geçtiğimiz günlerde Turksat uydusunda 14 Temmuz’u 15 Temmuz’a bağlayan gece frekans taşıması olacağını yazmıştım.

Dün(14 Temmuz günü!) Acil Basın Bülteni ile Turksat tarafından yapılan duyuruda frekans taşımanın, yayıncı kuruluşlardan ve Ramazan nedeniyle izleyicilerden gelen yoğun talep üzerine ileri bir tarihe ertelendiği ifade edildi. Duyuru metnine buradan erişebilirsiniz.

Türk toplumunun en karakteristik özelliklerinden biri ne derseniz plansızlık derim.

Ertelenme kararı bana şu soruları sordurdu;

  • 15 Temmuz’un Ramazan ayına geleceği önceden bilinmiyor muydu ?
  • Yeni açıklanacak tarihten önce bahsi geçen kişi ve kurumlar tekrar talepte bulunurlarsa tekrar mi ertelenecek? Piyasaya tekrar ertelenme olmayacağının garantisini kim verebilir?
  • Aylar öncesinden 15 Temmuz’a hazırlanan, reklam yatırımı yapan sektör oyuncularının zararını kim karşılayacak?

IMG_0130

 

[OZET] RTUK Televizyon Izleme Egilimleri Arastirmasi

Malumunuz Turkiye’de bircok alanda oldugu gibi TV alaninda da yazili, inandirici, merkezi ve hatta resmi belgelere erisim sinirlidir. Zaten Turk insaninin dokumantasyon aliskanligi da pek yoktur. /Bu konuda Ingilizler diger tum milletlerden farklidir, hemen her seyi detaylica dokuman haline getirirler./

TV izleme aliskanliklari konusunda da resmi belgelere az rastlanir. O yuzden RTUK’un bu konuda bir yayin yaptigini ogrenince (TRT’den arkadasim Ozgur Cosar (sadeceozgur.blogspot.com) sayesinde haberim oldu) ilgimi cekti. Calismanin adi Televizyon Izleme Egilimleri Arastirmasi – 2012.

Toplam 152 sayfalik bu calismayi hizlica okudum. Aldigim notlar, onemli oldugunu dusundugum bulgular soyle:

  • Arastirma 21 ilde 2525 kisilik genis bir orneklem grubu ile yapilmis. Oldukca yansitici sonuclar verdigini dusunebilir. (reyting olcumleri de benzer bir set ile yapiliyor)
  • Ankete katilanlarin %60.8’inin 1 adet, 31.0’inin 2 adet ve %8.2’sinin 3 adet ve uzeri televizyona sahip oldugu gorulmus. Diger bir ifade ile Turkiye’de ortalamada 10 haneden 4 tanesinde 2. bir pay-TV aboneligi potensiyeli var. Oyleyse toplam hedef TV marketi  25,2 milyona (18 x 1.4)  cikiyor.  
  • Arastirmaya gore deneklerin TV yayinlarini alma mecralari asagidaki gibi. Aslinda Pay-TV abonelerinin de buyuk bolumunun uydudan aldigini dusunursek, Turkiye kocaman bir uydu ulkesi. Onumuzdeki yillarda IPTV’nin hizla artmasi bekleniyor.

Mecra

  • TV yayinlarinin %98.6’si TV’den, 7.9’u bilgisayardan, %0.2’si ise cep telefonundan izleniyor.  Yani TV ana ekran olma unvanini ezici ustunlukle devam ettiriyor.
  • 2.si 2009 yilinda yapilan arastirma sonuclari TV izleme suresi ozelinde kiyas edildiginde neredeyse tum kiyaslamalarda dramatik bir dusus gozleniyor ama bana kalirsa boyle bir degisim icin pek de makul bir sebep yok. Bence orneklem setindeki veya arastirma yontemlerinde fark buna sebep olmus olabilir. Yoksa diziler, sabah programlari aynen devam..
  • Dikkat cekici bir sonuc su; Gelir seviyesi arttikca en yuksek oranda TV izlenen saat dilimi de gec saatlere kayiyor. 0-2000 TL gelir grubu 18-21 saatleri arsasi 3000-4000 TL gelir  grubu en cok TV’yi 21-24 saatleri arasi izliyor. Dusuk gelir gruplari gune daha erken basladigi icin olabilir mi? (yayincilar icin segmentasyon amacli kullanilabilecek bir cikti)
  • 15-25  yas grubu en cok CNBC-e’yi, 31-35 yas grubu NTV’yi, 41-50 yas grubu Kanal 7’yi izliyor.
  • Yerli dizileri izlemek icin tercih edilen kanallar sirasiyla; ATV, Kanal D ve Star TV
  • Ankete gore denekler en cok yerli dizileri, haberleri ve Turk filmlerini izliyor.
  • TV yayinlari hakkinda RTUK’ten beklentilerin basinda %24 ile ‘reklamlarin uzun olmamasi’ geliyor. Bunu tersten okursak reklamlari atlamayi saglayacak tipte servislerin memnuniyet yaratabilecegini tahmin etmek hic de guc degil.

TSY(Turkiye’nin Sayisal Yolculugu) ve bilgi kirliligi

Son zamanlarda Sayisal Karasal Yayincilik konusunda, farkli mecralarda cesitli haberler yayinlanmaya basladi. Bu haberler onceki yillara gore daha cok karsimiza cikmaya basladi cunku 2015 Mart ayi itibariyle analog karasal yayinlar sonlanacak.

Ancak gel gelelim cikan haberler arasinda gercekle uzaktan yakindan alakasi olmayan, bu konuda bilgi sahibi olmayan siradan vatandasi yanlis yonlendirecek bircok haber de cikti.

Agustos 2012’de  ’17 milyon uydu anteni cope gidiyor’ baslikli bir haber yayinlanmisti. …Dijital karasal yayıncılık ile birlikte Türkiye’deki 17 milyon adet uydu anteni de çatılardan kaldırılacak… seklinde bir ifade kullanilan haber dogru degildi. Karasal yayin uydu yayinciliginin ikamesi degil bir tamamlayicisidir. Yayinlanan bu haber uzerine RTUK bir duzeltme aciklamasi yapmak zorunda kalmisti.

Buna benzer yeni bir uydurma haber daha birkac gun once cesitli medya kanallari uzerinden yayinlandi. Haberde 2013 yilindan itibaren eski TV sahiplerinin DVB-T destekleyen bir set ustu cihaz edinmek zorunda oldugundan bahsediyordu. Gercekte 2013 Kasim’da baslayacak ve 2015 Martta tamamlanmasi planlanan donemde, analog ve sayisal karasal yayinlara es zamanli devam edilecek. TSY surecince eski TV sahipleri gecmiste oldugu gibi analog karasal yayinlari izlemeye, herhangi bir ek cihaza ihtiyac duymadan devam edebilecek.

Zaten RTUK bu konuda da aydinlatici bir aciklama yapti. Aciklamada ozetle sayisal karasal yayin standarti olarak DVB-T2, sikistirma teknigi olarak MPEG-4 secildigini, sayisal karasal yayinlarin ilk olarak Kasim 2013’te Ankara’da baslayacagini, bu yayinlari almak isteyen tuketicilerin ozel bir logo tasiyan TV veya set ustu cihazlardan edinmesi gerektigini acikladi.

Bu tip gercekdisi manupilatif haberlerin ne maksatla cikartildigini tahmin etmek guc degil. Ancak asikar olan sey, halkin bu gecis surecinde dogru yonlendirilmesi amaciyla RTUK’un veya gorevlendirdigi bir kurumun cok daha etkin bir iletisim surecini yonetmesi gerektigi. Biz tivilogy.com olarak ulastigimiz sinirli kitleye bu konuda dogru bilgi akisini saglama gayreti icinde olmaya devam edecegiz.