Iletisim Fakultesi Doktora Calismasi icin mini-röportaj

Istanbul Universitesi Iletisim Fakultesinden bir doktora ogrencisi bana blogum uzerinden ulasarak calismasi icin birkac soru yoneltti.  Akademik anlamda buna benzer birkac calismaya daha once de katki saglamistim. Birikimimi bu sekilde akademik degere donusturmek beni memnun ediyor. Baskalarina da faydasi dokunabilir dusuncesiyle soru-cevaplari blogumda yayinlamaya karar verdim:

akademik

  • Kaç yıldır yayıncılık sektöründe çalışıyorsunuz? Turkcell TV’yi nasıl tanımlarsınız? OTT ve IPTV ile mesleğinizin ve Turkcell TV’+in bağlantısını öğrenebilir miyim?

2004 yılından beri TV sektöründeyim. 4 yil yazılım tecrubesinden sonra, Digiturk ve TTNet’i takiben Turkcell’de urun yönetimi tarafında devam ediyorum. Turkcell TV+, Türkiye’de bir mobil operatörün sunduğu en ileri TV servisidir. Televizyon, PC ve mobil cihazlar üzerinden erişilebilen 100’e yakın TV kanalı ve yuzlerce seç-izle içeriginin sunulduğu, TV kanallarını buluta kayıt edebildiğiniz ve tum ekranlar uzerinden izleyebildiginiz,  yayını 12 saate kadar geri alabildiğiniz gelişmiş bir TV servisidir. Turkcell TV+ servisi hem OTT hem de IPTV teknolojilerini bir arada barındırmaktadır. Televizyon ekranına ulasan servis IPTV teknolojisi ile, PC ve mobil cihazlara sunulan servis ise OTT teknolojisini kullanmaktadır.

  • OTT nedir?

TV yayınının ve video bazlı servislerin açık internet (youtube’u, facebook’taki videolari vb. izlediğimiz şekilde) üzerinden kullanıcıların PC, mobil cihazlar, oyun konsolları, medya oynatıcılar vb. aktarılmasına denir.

  • IPTV ile OTT arasındaki fark nedir?

IPTV ile OTT’nin temelde 2 farkı var;

  1. IPTV yayını sağlayıcının TV yayını için özel olarak tasarlayıp, geliştirdiği özel bir internet altyapısı üzerinden (managed network) verilir. OTT yayını ise açık interneti -video kalitesi garanti edilmiş olmayan internet- kullanan elden gelenin en iyisi (best-effort) bir servistir. IPTV yayının OTT yayınına göre çok daha kaliteli bir servis olması beklenir.
  2. OTT, kullanıcıların mevcut cihazları ile izlenebilirken, IPTV yayini servis saglayici tarafından IPTV servisini vermek için özel olarak geliştirilmiş Set-top-box (STB) adi verilen cihazlar üzerinden izlenebilir.
  • IPTV şirketleri neden kapanıyor?

IPTV şirketlerinin kapandığı yönündeki görüşe katılmıyorum. Aksine dünyada IPTV hizmeti veren telekom operatörlerinin sayısı hızla artıyor, hatta orta vadede irili ufakli neredeyse tüm telkolarin triple-play (internet+ses+televizyon) teklifleri olacagini dusunuyorum. Çünkü rekabet bunu gerektiriyor. TV servisinin müşteri sadakati ve tahahhutlu abonelik kazanimi acisindan da buyuk faydasi oluyor. Internet baglantisini iptal ettirmek için tereddüt etmeyen aboneler, TV teklifinden vazgeçmekte zorluk yasiyorlar. Turkiye ozelinde bakarsak IPTV hizmeti olarak 2011’den beri sunulan TTNet’in Tivibu hizmeti ve 2014 Ekim’inde lansmani yapilan Turkcell Superonline’in Turkcell TV+ servislerini goruyoruz.

  • İnternete bağlı yayıncılığa kullanıcılar hangi teknik ve estetik açıdan yaklaşıyor?

Internete bağlı yayıncılığın kullanıcı açısından en büyük faydası, dilediği içeriğe, dileği zaman ve dilediği yerden erişebilecek olması. Kullanicilarin temel beklentisi yayinlari kaliteli bir goruntu ile, kesintisiz, takılmadan bir sekilde izleyebilmek. Buna ek olarak kullanicilar internet teknolojisi sayesinde görsel acidan cok daha zengin, daha kisisellestirilmis ve interaktif bir deneyim ile geleneksel yayinciliga göre cok daha fazla sayida kanala ve içerik cesitliligine sahip olabiliyorlar.

  • Sosyal televizyonculuğa dönüşüm gerçekleşebilir mi?

Öncelikle Sosyal televizyonculuk kavramının tanımını doğru yapmalıyız. Sosyal TV, kullanıcıların TV izlerken sosyal mecra paylaşımlarını TV ekranından yapmak şeklinde tanımlanırsa bu dönüşümün gerçek anlamda gerçekleşmediği söylenebilir. Örneğin Digiturk’ün müşterilerine sunduğu facebook , twitter, yemeksepeti vb. uygulamalarının, video tabanlı uygulamalara göre çok daha az kullandığı biliniyor. Dünyaya baktığımızda da son birkaç yilda cok fazla ornegini duyduğumuz Sosyal TV uygulamalarinin (Zeebox, getglue) birbiri ardina kapandigini, kullanim sayisinin azaldigini goruyoruz. Buradaki temel sebepler ise tv kumandasi kullanarak yazi yazmanin cok zor olmasi (kullanicilar mobil cihazlardan chatlestmeyi cok daha kolay buluyorlar), sosyal tv uygulamalari için gereken zengin program bilgisi ve görsellerin her ulke için ayrica saglanmasi gerekliliği ve bu tip uygumalarin geniş kitlelere ulasim zorluğu sıralanabilir. Burada biraz da  yumurta-tavuk iliskisi var. Sosyal TV uygulamalari icin uygulamalari cok kisinin kullanmasi gerekiyor. Cok kisinin kullanmasi icin uygulamalarin yayginlasmasi gerekiyor.

  • Toplumsal ve sosyolojik değişim bağlamında yeni yayıncılığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Acikcasi sosyolog değilim. Bu soru benim boyumu asiyor  🙂 Ama sunu söyleyebilirim, gunumuzde TV izleyen kitle her gecen gun kabuk değiştiriyor. Ozellikle Y ve Z neslin (dijital doganlar) lineer TV(yayin akisina bagli TV) izleme orani giderek azaliyor. Simdiki gençler artik kendi istedikleri zaman, kendi izlemek istediklerini izliyorlar. Teknoloji ile aralari cok iyi olduğu için, geleneksel yöntemlere uzaklar. Bu donuşumun en cok etkilediği alanlardan biri de suphesiz reklam sektörü ve ozellikle reklamverenler olacak. Canli TV izleme orani azaldikta tüketicilere kendi urunlerini pazarlamalari da zorlaşacak, cok daha farkli kanallardan daha fazla para harcayarak tuketicilere ulasmalari gerekecek. Bu ek masraflar da nihayetinde donup dolasip tuketicilere yansiyacak.

  • Değişmediğini düşündüğünüz izleyici kitlesi var mı? Bu izleyici kitlesi neden değişmedi?

Degismedigi dusundugum izleyici kitlesisini soyle tarif edebilirim. Gorece ust yas grubunda olup, bundan 10 yil önceki gibi TV karsisina geçip, kendilerine ne, ne zaman sunulursa onu izlemeye devam ediyorlar. Yüksek kalitedeki gotuntu formatlari(digital, Hd, 4K vb.) ile hiç ilgilenmiyor ve eski aliskanliklarina siki siki tutunuyorlar. Kablo TV’nin 500 bine yakin abonesinin hala karli, zaman zaman kesilen eski tip analog yayin izlediği bir donemde yasiyoruz.

  • İzleyicinin içerik üreticisine dönüşmesine ne demek? Bu mümkün müdür? Hangi seviyede?

Bunun yakin zamanda güzel bir ornegini yasadik. Gezi olaylari sirasinda, ozellikle anaakim medyanin tarafli ve uc maymunu oynadigi bir iklimde yeni nesil haberciler olay yerinden ustream benzeri servisleri kulllanrak bireysel olarak yayin yaptılar. Yani birer içerik uereticisine donustuler. Tüm dünyada bunun benzerlerini goruyoruz. Akillitv benzeri komik videolar gösteren kanallardaki videolar asil isi yayincilik olmayan izleyiciler tarafından oluşturuluyor. Twitter, instagram benzeri micro-blog sitelerinde de aktif kullanicilar da basitçe birer içerik üreticisi olmuş oluyor.

  • Geleneksel yayıncılık ile karşılaştırdığınızda ne gibi değişimler oldu? Nasıl bir değişim/gelişim bizleri bekliyor? Yeni yayıncılık sistemi bir gelişim mi yoksa geleneksel yayıncılığı ortadan kaldıracak bit tehdit mi?

Yeni nesil yayincilarin, geleneksel yayincilar olduğu dusunuldugunde tehditten cok, bir gelişim. Ama bu tip zamanlarda kazananlar olduğu gibi kaybedenler de olur. Reklamverenler acisindan tüketicilere doğrudan ulasmanin daha zor ve daha maliyetli olduğu, kaliteli içerik üreticilerinin içeriklerini farklı ekranlar üzerinden ayri ayri pazarlayarak daha fazla gelir elde edebilecekleri, ödemeli TV sistemlerinin teknolojiyi kaldıraç olarak kullanip ek gelir imkanlari yaratabilecekleri, kazananin kesinlikle tüketiciler olacagi, kaybedenin ise bu donusume ayak uyduramayıp, adapte olamayanlarin olacagi bir doneme doğru hızla gidiyoruz. Comcast CEOsu Brian Roberts’in dediği gibi :

‘I believe television will change more in the next five years than in the last 50.’  (Bence TV onumuzdeki 5 yilda, son 50 yilda degistiginden daha fazla değişecek.)

http://www.businessweek.com/articles/2012-08-09/brian-roberts-on-his-vision-for-comcast