Huzurlarınızda Geleceğin TV Platformu: Turkcell TV+

Geçtiğimiz hafta Perşembe günü, (16 Ekim 2014) profesyonel kariyerimde önemli bir kilometre taşı idi.

Uzunca bir süredir geliştirme süreci devam eden Turkcell TV+ ürünümüzün lansmanını Park Bosphorus İstanbul Hotel’de gerçekleştirdik. Böylece, Türkiye’deki mevcut iki IPTV servisinin de(Tivibu ile beraber) lansmanında bulunan az sayıdaki insandan biri olma ayrıcalığına sahip olmuş oldum.

Lansman davetimize sabah seansında 200’ü aşkın basın mensubu, akşamki seansta ise seçkin davetli listesi katıldı. Liderimiz Turkcell Grup CEO’su Süreyya Bey’in sunumu ile başlayan etkinlik, Turkcell Superonline CEO’su Murat Erkan’ın canlı demosu ile devam etti. (Hepimizin yürüyeğimiz ağzımızda izlediğimiz canlı demoda Murat Bey’e Direktörümüz Fırat Akdere eşlik etti.)

Screen Shot 2016-03-20 at 21.54.20

Yandaki fotografta sadece birkaç çalışma arkadaşım yer alıyor ama bu “Geleceğin TV Platformu” nun bu olgunluk seviyesine gelmesinde çoook büyük bir takımın imzası var. Ben de bu takımın bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.

Turkcell TV+,  kopyalanamaz  3 temel özelliği ile önplana çıkıyor.

  • Gerçek Multiscreen deneyim
  • Canlı yayını 12 saat geri alma
  • Buluta kayıt

Bu özelliklerin her birinin detaylarını ve kullanım alanlarını ise bir başka yazıya bırakayım 🙂

[..] Yeni bir baslangic [..]

18 Mart gunu profesyonel hayatimda yeni bir sayfa actim. Turkcell’de, Turkcell TV ekibinde Product Manager pozisyonunda calismaya basladim.

Turkcell’de calismak uzun yillardir cok istedigim bir seydi. Cunku Turkcell, Turkiye’nin en basarili, en yenilikci, en smart sirketlerinden biri ve ben de bu kurumun bir parcasi olmayi diliyordum.
DNA’larimizin klik edecegine yurekten inaniyorum ve basarili islerin bir parcasi olmak icin tum gucumle calisacagim.

Bilenleriniz belki vardir, Tivilogy.com sitesinin kurucu yazarlarindan biriyim. Tivilogy.com’da bir yila yakin zamanda 91 adet yazi yayinladim. Ancak yeni gorevimle beraber bagimsiz ve tarafsiz bir kalem olamayacagima inandigim icin bir veda yazisi ile Tivilogy yolculugumun sonuna geldigimi duyurdum.

Yazi yazmak bir tutkudur, kelimelerin secimi ve dizilisi ile oynamayi seviyorsaniz,  yazmaktan cok da fazla uzak kalamazsiniz. Bu blog da benim online ve umimi tek mecram oldugu icin kuvvetle muhtemel burada daha sik yazacagim.

sevgiler

Sevgili arkadaşlarım Tanıl Ergin ve Emre Çınar ile tivilogy.com platformunu hayata geçireli bir sene oldu. Bu süre zarfında ben de uygarboynudelik.com adresinden taşıdığım yazılarla da beraber toplamda 91 yazı ile platforma katkı sağlamışım.

Gençlik yıllarımda hayatımda derin izler bırakmış Matrix üçlemesinde Kahin‘in birçoklarınızın hatırlayacağı bir cümlesi vardı;

“Başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır!”

Bu yazı da benim tivilogy.com’daki son yazım olmuş oldu.

Birçok ayrılık gibi bu ayrılık da burukluk barındırıyor. Kesin olan bir şey varsa o da şudur ki; Bu dönem boyunca her yazımı büyük bir şevk ve özen ile yazdım ve bu dönemin tamamından büyük bir zevk aldım. Sizler de bizleri hep motive ettiniz ve enerji verdiniz.

Herşey için teşekkürler!

sevgiler…

Simdiki aklim olsa neleri gecmiste yaptigim gibi yapmazdim?

13 Mart’ta 34. yasgunumu kutlayacagim insallah. Geride 34 yil birakmis olacagim. Az buz degil.

Turkiye’de erkeklerin ortalama omrunun 72 yil oldugu dusunuldugunde, eger ortalama bir Turk erkegi isem yolun yarisina geldim. Bundan sonra bayir asagiya devami yolun…

Zamani geri sarmak mumkun olsaydi simdiki aklimla gecmiste vermis oldugum kararlardan hangilerini yine verirdim, hangilerini baska turlu verirdim. Iste bunlari yazmak, not dusmek istedim. Ayrica etki alanimin disinda olanlar hakkinda da fikrimi beyan etmek istedim.

Movie-Screencaps-tyler-durden-26311831-1024-576

  • Dogdugum yil, ait oldugum nesil > 1979 yilinda dogmus olmaktan son derece memnunum. Simdi sorsan yine 70’li yillarda dogmus olmak isterdim. Bizler cocukken hersey cok daha sakin, sahici ve gercekciydi. iOS cihazlari yoktu, futbol oynadigimiz tarlalar vardi, okula yuruyerek giderdik. Ezana  kadar sokaklarda top oynar, bisikletten duser dizimizi yarardik. Ait oldugum neslimi de cok seviyorum. Hos zaten herkes kendi neslini sever zaten. Kusak farki dedikleri bundandir ya..
  • Dogdugum ulke, sehir > Turkiye’de dogmus olmaktan, dahasi Izmir’de dogmus olmaktan da oldukca memnunum. Yazlari defalarca cildim soyulurdu, o yuzden bir suru benim var. Gunes, deniz, kumun dibine vurdum. Senede ortalama en az 60 gun denize girdim, hem de Egenin en guzel sularinda. Turkiye’de degil de Afrika’da dogmus olsam belki de simdiye gocmustum.
  • Izmir Fen Lisesi ve yatili hayat> Yatili okumus olmak cok katti bana ama Izmir Fen Lisesi’nde okumazdim. Cunku 14-17 yas donemimi daha deli dolu, daha sosyal, daha derin yasamak isterdim. Fen Lisesinin kasvetli, mahzun ortaminda cogunlukla ders calisarak gecen bir donemden daha iyisi olabilirdi , kesinlikle. Bornova Anadolu Lisesi’ne devam ederdim simdiki aklimla.
  • Bogazici, Elektrik-Elektronik: Bogazicinde gecirdigim donem gencligimin altin yillariydi. Olaganustu guzellikteki bir kampus ortaminda, prestijli bir okulda okudum. 5 yil boyunca yurtta kalmak da dogruydu, evde kalmak yerine. Bolum yanlisti ama. Dersler o kadar talepkardi ki, baska seye firsat kalmadi. Isletme okurdum simdiki aklimla. Avarelik icin bir suru zamanim olurdu, kluplere takilir, turlu turlu ortamlara girer cikardim. Mezun olduktan sonra da cok uluslu sirketlerin birinin Pazarlama departmanina girmeye calisirdim. Yanlis olmasin meslegimi cok seviyorum ama ogrencilikte cok bedel odetti bana.
  • Erasmus ve yurtdisi> 3. sinifin yazinda interrail tatili cok dogruydu. Simdiki aklimla her yaz ne yapar ne eder dunyayi gezmeye cikardim. Finansman icin de kisin calisir, para biriktirirdim. Erasmus yoktu benim zamanimda, olsaydi mutlaka faydalanirdim. Hindistan’a, Cin’e, Rusya’ya, Fas’a, Brezilya’ya oraya buraya otostopla trenle gider, berdus hayati yasardim. Is hayatimin hicbir doneminde 3-4 ay boslugum olmayacagini soyleyen olmadi bana.
  • Yuksek Lisans> Mezun olduktan sonra suruye uyup EE’de yuksek lisansa baslamak yanlisti. Gereksizdi. Simdiki aklim olsaydi birkac ay is bakar, makul bir firsat cikmasaydi da askere giderdim. Yuksek lisansta tez asamasinda takilinca kayit dondurup askere gitmek, debelenmekten vazgecmek (Tyler Durden’in ‘Stop being perfect’ lafina uymak) dogruydu.
  • Vestel ve ishayati> Istanbul’a donecegimi, fazla uzak kalamayacagimi bile bile is hayatina Izmirde  Vestel’de yazilim muhendisi olarak baslamak yanlisti. Dogrusu Istanbul’da daha genis bir scope saglayacak bir sirkette, uygun bir pozisyonla cikmakti yola.

Bu yaziyi yazmaktaki motivasyonum kazara yolu buraya dusen genc arkadaslarima hatalarimdan bahsetmek onlara kendi capimda yol gostermekti.

Allaha’a sukurler olsun, bugun hayatimdan, yasam kosullarimdan, sahip olduklarimdan, olmadiklarimdan ziyadesiyle memnunum. Sikayet edecegim hicbir sey yok. Sukredecek ise ne cok seyim var!

Tebdil-i mekanda, ferahlıkta..

Beyaz yaka diye tabir edilen maaşlı çalışanlar için iş değiştirmek yıllar ilerledikçe, giderek zorlaşıyor. Bunun birkaç sebebi var.

Öncelikle, kaybedilebileceklerin sayısı artıyor, risk iştahı azalıyor. Oturmuş bir yaşam tarzından vazgeçmek, yaşam koşullarını bir üst seviyeye çıkartabilecek, doğru iş teklifini almak, konfor alanından çıkmak zorlaşıyor. Yeni bir işe geçince, yeni çalışma ortamına alışmak, ev-yeni iş yoluna/trafiğine uyum sağlamak, kendini ispat etmek, saygınlık kazanmak yeterince göz korkutucu olabiliyor. Diğer taraftan geçen yıllarda yükümlülükler, borçlar artıyor. Araba kredisi, ev kirası,kredisi vs. derken işsiz kalma ihtimalinin caydırıcılığı ağır basıyor. Bütün bunlar yetmezmiş gibi iş hayatındaki kariyer basamaklarından birkaç tanesi çıkıldıysa mevcuttaki geçiş yapılabilecek pozisyonların sayısı da azalmış, çözüm kümesi daralmış oluyor.

Okumaya devam et “Tebdil-i mekanda, ferahlıkta..”

Dağın manzarası yukarıya çıktıkça güzelleşir ama aşağılar daha güvenlidir.

Gelin bu akşam Mustafa Denizli olalım. Denizli geçtiğimiz sene 6.haftada Beşiktaş’ın başına getirildi. Sezon bittiğinde hem şampiyonluk hem de Türkiye kupası kazanıldı. Herşey tozpembeydi. Mustafa Hoca yere göğe sığdırılamadı. Ben dahil herkes takdir ettik onu. Stratejik demeçleri, rakipleri baskı altına alarak camiaya güven aşıladı. Herşeyden önemlisi bizi inandırdı. Bu başarısıyla karizmasını, servetini  ve hepsinin tepesinde özsaygısını tazeledi. Başarılı olmanın hazzını bir kez daha tattı. Küçüklüğünden beri Beşiktaşlı olduğu ifadesine dayanarak herşeyin ötesinde çifte kupanın onu kişisel olarak da çok mutlu ettiğini düşünüyorum.

Aradan çok değil 2-3 ay geçti, bugünkü durum ise çok farklı. Herkes onu suçluyor. Hatta her nasılsa Beşiktaş klubune asbaşkan olmuş bir hıyar tüm kamuoyuna Mustafa Denizli’yi hedef gösterdi.

Şimdi şöyle bir benzerlik kuralım. Mustafa Denizli 20 kişilik bir departmanın başındaki adam olsun. Misal bu departman Turkcell 3G projesinin çekirdek kadrosu olsun. Yine örneğin Turkcell çok iyi para kazanmış olsun bu işten. Mustafa Denizli, Ciliv’den terfi alır, prim alır, övgü alır. Ekibindeki elemanlar da takdir edilir ama vitrindeki adam Denizli’dir. Sonra rüzgar tersine döner, işler bozulur, rakibi Turkcell’i geçer.

Nihayet Denizli istifa eder / ettirilir / şutlanır. 20 kişilik ekip ise aynen kalır ya da 1 veya 2 kişi çıkartılır.

Özetle, iş hayatının henüz başındaki genç profesyoneller olarak Denizli’nin yerinde mi olmak isteriz, yoksa Rüştü’nün, Nihat’ın mı, bunun kararını verme aşamasındayız. Ya dağın henüz eteklerinde daha mütevazi görevler, sorumluluklar alıp, statejik kararlar vermek zorunda kalmayacağız ve işler beklenmedik şekilde gelişirse daha güvenli bir pozisyonda olacağız(şimdiye kadar hatalı bir gol yiyen kalecinin maçın ardından kovulduğunu duymadım), ya da Denizli’nin / Terim’in / Daum’un yerini hedefleyip dağın zirvesinde en güzel manzaranın olduğu yerde mücadele edecek, meyvelerin en güzelini tadacak aşağı düşme riskini (heyecanını) derinden hissedeceğiz. Sanırım ben Denizli’nin sağkolu olmak istiyorum. 3/4 ölçek zirve manzarası, 1/4 ölçek güvende olma hissiyatı..


Ulaşabileceğiniz rakımı 30-35 yaş arasındaki tırmanma performasınız belirleyebilir.