jetlag / lagjet

Jetlag kavramını çoğunuz duymuşsunuzdur. Duymamış olanlarınız için basit ifadeyle jet lag, farklı zaman dilimleri arasındaki uzun uçak yolculukları sonucunda vücud ritminde meydana gelen senkronizasyon kaybı ve sonucunda ortaya çıkan güne uyum zorluğudur. Bu yazımda jetlag’in sebepleri, semptomları ve korunmanın yollarından bahsetmek istiyorum. 

 

Jetlag kavramını ilk defa duyduğumda üniversiteydim. Semiconductor dersinde hocamız uzak doğu iş seyahatinden döndüğünü kendini çok iyi hissetmediğini söyleyip dersi erken bitirmişti. Birkaç saatlik (genellikte 4 saatten fazla) zaman farkı olan bir yolculuk yaptığınızda vücud saatiniz yeni gündüz ve gece ritimlerine senkron sorunu yaşayabilir. Benzer şekilde yemek yeme, uyuma ve hormonal ritminde de bir düzensizlik hissedilebilir. Bu senkron kaybına bünyenizin gösterdiği tepki kadar jet lag oldunuz demektir. İşini düzgün yapmadığına inandığım TDK‘nun “jetlag” kavramı için Türkçe bir karşılık bulduğunu hiç sanmıyorum, açıkcası araştırma zahmetine de girmedim ama cnbc-e kanalında “saat farkı yüzünden kafam davul gibi” şeklinde tercüme edildiğini görmüş ve gülümsemiştim. Jetlag oluşması için tahmin edebileceğiniz gibi önemli olan uçakta geçen zaman değil doğu-batı eksenindeki yolculuk süresidir. Diğer bir ifade ile Avrupa’dan Afrika’ya uçmak değil Türkiye’den Amerika’ya jetlag’e sebep olabilir.


Peki, diyelim ki okyanus ötesi bir yolculuk ile İstanbul’dan New York’a uçtunuz. İnişte sizi neler bekliyor olabilir ? Yorgunluk, bitkinlik, mide ve baş ağrısı, düzensiz uyku, uykusuzluk, hafif depresyon jetlag’in tipik belirtileri. Örneğin İstanbul’dan Pekin’e uçtuğunuzu farzedelim. İstanbul’dan gece yarısı kalkan uçağınız 9 saatlik yolculuktan sonra indiğinde Çin’de de öğle saatleri olmuş olacak. Aslında İstanbul’da kalan biyolojik saatiniz için yeni bir gün başlıyor. Eğer gece olduğunda uykunuz gelirse ne güzel, ama biyolojik saatiniz Pekin’le senkronize olamadıysa uykunuzun gelmeme ve sabahı sabah etme ihtimaliniz de var. Diğer taraftan İstanbul’dan New York JFK havaalınına öğle uçağıyla uçtuğunuzu farzelim. Yaklaşık 11 saatlik bir yolculuğun ardınan New York’a öğle saatlerinde indiğinizde biyolojik saatiniz esnemeye başlayacak. Yeni hayatla senkronize olabilmeniz için uykuya karşı durmanız ve gece olana kadar direnmeniz gerekir. Eğer uykuya yenik düşerseniz gecenin bir yarısı cin gibi uyanmanız mümkün olabilir. Batıdan doğuya doğru yapılan yolculuklarda, doğudan batıya doğru yapılanlara göre daha şiddetli jetlag yaşandığını söyleniyor ama ben bunun daha çok uçağın local iniş ve kalkış saatleri ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Sanırım havayolu şirketleri de uçuş planlamasını buna göre yapıyor olmalılar.

Son olarak jetlag’in etkilerinden korunmak için neler yapılabileceğinden bahsetmek istiyorum.

  • Uçuş öncesi: Uçuş gününden önce iyice dinlenmiş ve zinde olmanız önemli. Uçuştan önce yorgun düşmüş metabolizma jetlag etkisini artırabilir. Yatış ve kalkış saatlerinizi birkaç gün önceden seyahatinize göre düzenlemeye başlayabilirsiniz.
  • Uçuş sırasında: Uçuş sırasında bol bol su tüketilmeli, çok alkol ve kahve tüketiminden kaçınılmalı ve sık sık koltuktan kalkıp hareket etmeli. Varış noktanızdaki saat düzenine göre uyumaya gayret ediniz.
  • Uçuş sonrasında: Varış noktasındaki zamana en kısa sürede adapte olmalısınız. Diyelim ki uyku bastırdı, direnip en azından havanın kararmasını beklemelisiniz. Yeme düzeninizi de local zamana adapte etmelisiniz. Ayrıca gün içinde güneş ışığına maruz kalmanız da biyolojik saatinize yardımcı olacaktır.
Kendi kişisel deneyimim ile bağlayayım. İstanbul’dan öğleyin kalkan uçakla Vietnam’a hareket ettim. 13-14 saatlik aktarmalı uçuş sonrası Ho Chi Minh’e vardığımda sabah saatleriydi. Bütün ağırlığıyla bastıran uykuya akşam olana kadar direndim, uzun ve deliksiz bir uykudan sonra yeni bir Vietnam sabahına zımba gibi uyandım, takip eden günlerde de herhangi bir jetlag etkisi hissetmedim.