İsyanım sana değil kendime !

Daha en başından söylemeliyim, biraz depresif bir yazı olabilir….

Hayatınıza yön verenin gerçekten kim olduğuna dair şüpheler duyduğunuz zamanlar oldu mu ? Peki ya güya sizin hayatınız olmasına rağmen başkalarını mutlu etmeye çalışırken yakaladınız mı kendinizi ? Hayatınızın daha siz doğdunuzda sizin adınıza planlanmış olduğunu, size düşenin zamanı geldiğinde zamanı geleni yapmaktan ibaret olduğunu hissettiniz mi hiç ?  HAYIR ise tüm cevaplarınız siz özelsiniz ! Bu sorulardan bir veya birkaçına cevabınız EVET ise yazının geri kalanını okumadan önce bir kez daha düşünün ! Suyunuz bulanmasın !

Her canlı doğar, büyür ve ölür. Tamam bunu anladık, peki ya evrimin son noktası insaoğlunun tek kaçınılmazı bundan mı ibaret ? Bana pek öyle gelmedi…


En baştan başlayalım. Henüz doğmamış bir erkek çocuğunun daha ana karnındayken kendisini bekleyen hayat çizgisini anlatmama müsade edin :

5 yaşında anaokuluna başlar (mümkünse özel ve ingilizce öğreteninden) 7 yaşında ilköğretime (illa ki özel, yüzme, folklor, piyano dersi falan filan da olsun), 14-15 yaşında ABC sınavına hazırlanır, kazanırsa da kazanamazsa da 17-18 yaşında üniversite sınavına hazırlanır. Çok büyük ihtimalle kendi geleceği ile ilgili çok güzel planlar zaten yapılmıştır. Tercihlerini kendi iradesiyle yaptığını sananlar da hakikatte başkalarının tercihini yapmaktadır. Üniversite biter, şimdi iş bulunacaktır. Askere gitmemek için mastıra başlanacak, başla ! Eğer kibirli ise iş arar da arar,değilse karın tokluğuna çalışır, Askere gidilir, askerden dönünce daha iyi bir işe girilir, artık askerlik bittiğine ve işi/gücü de olduğuna göre evlenme sırası gelmiştir. Evlenir. Birkaç yıl geçince artık torun sevmek isterler. Baba olur. Sonra hayatının en tek düze, en heyecansız dönemi başlar. çalışır da çalışır, çocuğunu okutur, evlendirir, emekli olur sonra dede olur veya önce dede olur sonra emekli olur, sonra ölür.

Şimdi birileri kılıcına davrandığını veya “başka nasıl olacaktı, ne güzel hayat işte !” dediğini duyar gibiyim. Evet, bence de güzel. İnsanın kimseye muhtaç olmadan yaşaması, hayatının geri kalanını beraber geçirmek istediği insanla bir bebeğe can vermesi, onun mutluluğunu görmesi bence de güzel. Kaldı ki hayatımızı bir şekilde kazanmak zorundayız, üremek, neslimizin devamını sağlamakla kodlanmışız. Tabiat ana da aksini iddaa etmiyor zaten.


Benim isyanım günlerimi geçirme biçimime. Bana kalsa her gün farklı bir coğrafyada açmak istiyorum gözlerimi. Dünya o kadar büyük ve daha gezilecek, görülecek o kadar çok yer var ki ! Senede iki hafta o da inşallah alınan izinlerde gezdiklerim, yaşadıklarım bana yetmiyor ! Arzularımı törpülemek, daha azla yetinmek ama bunun karşılığında hayatımı geri almak istiyorum. Senenin 6 ayı çalışmaya razıyım, ama geri kalanında gezmek istiyorum. Hiç görmediğim yerlere gitmek, hiç tanımadığım insanlar tanımak, balta girmemiş ormanlara girmek, safari yapmak, dünyanın en güzel denizlerinde yüzmek, uçmak kaçmak istiyorum. Sorarsan bunları ve daha nicelerini çok da fazla istiyorum. Ama zayıfım, korkağım ! Bunları yapmamak için hiç bir bahanem yok, halbuki sorarsan ne de çok sebep sıralarım. Hakikatte gerçeği biliyorum, cesaretim yok !


Günümü yaşamaktan o kadar uzağım ki, gelecek kaygısıyla dolmuş taşmış içim. Ne olur halbuki alsam başımı gitsem uzaklara, dolaşsam aylak aylak aylarca, dönünce de yaparım mutlaka bir şeyler. Endişem döndükten sonra ne iş yaparım, şimdiki yaşam standartına tekrar sahip olabilir miyim ? Halbuki zaman durmuyor, geçiyor, gidiyor..Zaman kimseyi beklemiyor…


Yazının sonunu nasıl bağlamalıyım diye düşündüm. Bağlayacak bir yer bulamadım. Düğümü açamadım.
Tam şu anda çok kuvvetlice hissettiğim duygunun adı sitem! Önce kendime, aileme, çevreme, ülkeme sitem ! Neden toplumsal normlar, çevremdeki insanlar bu kadar kuşatmış beni ? Her şeyi bir kenara bırakıp, toplumun istedikleri yerine, gerçekten KENDİ istediğini yapan insanlar nasıl başarıyor bunu ? Acaba olay bardağın dolup taşması hadisesi mi ? Benim bardağımdaki su seviyesi nedir veya yarısının 2/3’ü doluysa geriye kalanın 3/4’ünün dolması için daha kaç litre suya ihtiyaç vardır ?