Netflix Originals, BluTV, Masum, PuhuTV, Fi

Türkiye’de son dönemde yeni bir trend var. Bu aslında globalde Netflix’in başını çektiği bir akım. Tarihsel olarak OTT oyuncuları (Pay-TV operatörleri) farklı içerik sağlayacılarından bütçelerine göre ve belli bir stratejiyi takip ederek dikkatlice yaptığı seçimler ile çeşitli içerikleri bir araya getiriyorlardı.(content aggregation) Gelgelelim son yıllarda özellikle OTT TV teklifleri çeşitlenip, sayıca arttıkça rekabette ayrışmak zorlaştı.  Bu konudaki zorluğu aşmak için Netflix, Originals adıyla ilk olarak 2013 yılında “House of Cards” dizisinin uctan uca prodüksiyonunu üstlendi. Bu, öncesinde büyük medya kuruluşlarının (Doğan, Doğuş, HBO, TWC vb.) üstlendiği bir misyon iken ilk defa bir OTT servis sağlayıcısı böyle bir alana giriş yapmış oldu. Bugün, Netflix Originals etiketiyle sayısız içerik mevcut. Netflix 2017’de toplam 1000 saat Originals içerik üreteceğini ve bu iş için toplam 6 milyar USD harcayacağını duyurdu! Ne para ama..

Okumaya devam et “Netflix Originals, BluTV, Masum, PuhuTV, Fi”

OTT nihayet beklenen patlamayi yapabilecek mi? (AKK’ya elveda!)

Oyle zannediyorum ki 5 seneden fazla bir suredir OTT TV konusu tum dunyada oldugu gibi Turkiye’de de siklikla konusulan bir konu. Tivilogy.com‘da duzenli olarak yazdigim donemlere soyle bir goz attigimda OTT kategorisinde yazilarin 2012’de basladigini farkettim. (http://tivilogy.com/category/ott adresindeki yazilari taramanizi tavsiye ederim. Sahiden internette bulabileceginiz online video hakkindaki en kaliteli Turkce icerik mecralarindan birisi  )

TVCHANNELS_0

Okumaya devam et “OTT nihayet beklenen patlamayi yapabilecek mi? (AKK’ya elveda!)”

EEMKON 2015 sunumum ve sunum ses kaydi

Bir onceki yazimda EEMKON 2015 etkinliginde bir sunum yapacagimdan bahsetmistim. Gectigimiz Cuma gunu icerigini kisaca asagida ifade etmeye calistigim sunumu yaklasik 25-30 kisilik seckin bir kitle ile paylasma firsati yakaladim.

Ag9pyrkd Mfh0e6 FBoqqtjyf Hgv I9 Akj SDR8g6j GKv7vo
hızlı resim yükle

 

“OTT TV: Tehdit mi fırsat mı?”

Geride bıraktığımız yıllarda OTT TV’nin Pay-TV operatörleri için bir tehdit olarak algılandığına şahit oluyorduk. Halbuki son birkaç yılda bu konuda dünya çapında bir dönüşüm yaşandığıni, artık OTT’nin bir tehdit değil bir fırsat olarak algılandığın gozlemlemek mumkun.

Amerika, İngiltere, Avustralya gibi birçok ülkede büyük Pay-TV operatörlerinin cihazları üzerinden Netflix erişimi sağlandığını biliyoruz. Ayrıca 4K içerik konusunda da Netflix’in dünya genelinde liderlik ettiği biliniyor. Benzer şekilde YouTube gibi servisler de deneyimlerini TV için daha uyumlu hale getiriyorlar.

Bu bir kazan-kazan senaryosu. Pay-TV operatörleri OTT TV servisleri ile içerik tekliflerini zenginleştirip, müşteri sadakatini arttırken, OTT oyuncuları da müşteri tabanını genişlenip, ödeme yöntemi olarak opetarörün faturalama avantajını kullanabiliyorlar.

Yaptigim sunumu pdf formatinda asagida gorebilirsiniz. Ayrica sunum sirasinda aldigim ses kaydini da yukledim. Boylece hem sunum icerigi hem de anlatimimi beraber takip etme sansiniz olabilir 🙂

‘Cord-Cutting’ efsanesi bitiyor mu?

Blogumda 4 yili askin suredir yaziyorum. Bu sure zarfinda en cok aldigim elestiri ingilizce ifadeleri gereginden fazla kullanmak oldu. Dogrusu bu konuda yapilan elestirileri de hakli buluyorum. Biliyorum mazeret degil ama Turkce metinlerde Ingilizce ifadeler kullaniyor olmamin temel sebebi bazi teknolojik kavramlarin tam Turkce karsiliginin olmamasi. Ancak yine de bir buyugumun onerisi uzerine aslinda TDK’nin yapmasi gereken bir ise soyunacak ve uzmanlik alanim olan “TV teknolojileri” konusunda bir mini-sozluk olusturacagim. Bu calismam olgunlastikca yakinda bu sayfalarda goreceksiniz.

Biraz fazlaca uzun bu girizgahtan sonra yazinin konusuna donelim. Bu girizgahi yapmamin sebebi yazinin basligindaki “Cord-Cutting” ifadesi. Bu ifadenin Turkce karsiligi hemen hemen “Kablo kesmek/Kablonun kesilmesi”. Burada bahsedilen kablo Turkiye’de cok da yaygin olmamasina ragmen Amerika’da yayginligi oldukca fazla olan Kablo TV. Cord-Cutting, Cord-Cutter kavramlari Amerika’da son birkac yildan beri cok sik kullaniliyor. Temel olarak ifade edilen Netflix’in basi cektigi OTT servislerinin kullaniminin artmasi ile birlikte, artik eskisi gibi vazgecilmez olmayan KabloTV servisinin abone sayisinin azalmasi.

0920131-571x240

Son birkac yildir cok fazla yazilip cizilen baska bir konu da OTT servislerinin Digiturk, Comcast vb. dijital platform isine buyuk yatirimlar yapan odemeli-TV operatorlerinin gelirlerini, buyumelerini tehdit eder hale gelmis olmasi, abonelik iptallerini arttirmis olmasi. Daha da basit bir ifade ile internet uzerinden cogunlugu ucretsiz olarak sunulan zengin video iceriklerine erisebilen tuketicilerin platform aboneliklerini iptal ettirecekleri. (Bambaska dinamiklerin calistigi Turkiye’de OTT servislerinin buyuk oyuncular uzerindeki etkileri ihmal edilebilir seviyede oldu) Ozellikle yabanci kaynaklarda operatorlerin OTT servislerine gore kendilerini nasil konumlamalari gerektigi, OTT servislerini kucaklamali mi yoksa onlar karsi kendini savunmali mi gibi sayisiz makale okudum. Ancak artik anlasilan o ki bu tip makalelerin omru bitmek uzere. Son donemde Netflix cephesinde yeni ve temelleri sarsici bir strateji gozleniyor. Simdiye kadar operatorler OTT servislerini kucaklamali, tekliflerini onlarin da katkisiyla daha da guclendirmeli diyen analistleri dogrular bir stratejik hamle bu. Ilk olarak bir sure once Ingiltere’de Virgin Media ile baslayan isbirligi ile Netflix servisi Tivo cihazlarini kullanan Virgin Media abonelerine sunulmaya basladi. Bu, iki tarafin da karsilikli olarak bir kazan-kazan modeline niyetlenmis oldugu anlamina geliyor. Eylul’de aciklanan bu gelismenin uzerinden birkac hafta gecmisti ki bomba haberler arka arkaya geldi. Isvec Com Hem operatoru yeni duyuracagi TiVo cihazlar uzerinden Netflix’e erisilebilecegini duyurdu. Birkac gun once ise Danimarkali fiber operatoru Waoo! STB’lari uzerinden Netflix’e erisilebilecegini duyurdu. (Waoo! tarafinin iki onemli noktasi var. Birincisi oncekilerden farkli olarak kullanilan STB TiVo degil, ikincisi ise STB saglayici hepimizin yakindan tanidigi bir firma: AirTies) Netflix’in Avrupa’da faaliyette oldugu pazarlarda buna benzer isbirliklerinin onumuzdeki aylarda artmasi hic kimseyi sasirtmamali.

Avrupa pazarindaki bu uzun yillardan beri suregelen Cord-cutter muhabbetlerine nokta degilse de virgul koyan bu gelismelerin benzerleri Netflix’in anavataninda da yasaniyor. Asikar olan haberlere gore Netflix Amerika’da da benzer anlasmalar pesinde. Comcast ve Suddenlink ile devam eden pazarliklarin nasil sonuclanacagi bilinmez ama ongurulebilir bir konu varsa o da artik Pay-TV operatorlerin OTT servislerini bir tehdit olarak gormekten vazgecip, sinerji yaratarak  iki taraf icinde karli bir birliktelik saglamak icin yontemler aradigi, musterilerin cuzdanlarindan aldiklari payi arttirmanin pesinde oldugu. Reed Hestings’in ongurulerinin kendini dogrulayacagi bir gelecege dogru yuruyoruz!

 

Viki: Global OTT TV sağlayıcı

Viki.com ücretsiz sunulan global bir OTT platformu. Global Netflix olarak da biliniyor. Viki ismi video ve wikipedia’nin bir araya gelmesi ile ortaya çıkmış. Singapur merkezli bu multi-screen video streaming servisi ile dünyanın dört bir tarafından çeşitli içeriklere ulaşmak mümkün. Son yıllarda Türk dizilerinin yurtdışında çok fazla ilgi çektiğini biliyoruz. Viki ile birçok Türk dizisi farklı alt yazı seçenekleriyle global izleyicilere sunulabiliyor.

rakuten-to-buy-singapore-video-startup-viki-reportedly-for-200m

Genel olarak içerik dünyasının karşılaştığı bir handikap vardır. İçerik sağlayıcılardan sağlanan içerik hakları belirli bir bölge için geçerlidir. Örneğin Türkiye için sahip olduğunuz yayın hakları Türkiye dışında geçerli olmaz. O yüzden Türkiye merkezli OTT servislerine yurtdışından erişim mümkün olamaz.

Okumaya devam et “Viki: Global OTT TV sağlayıcı”

Netflix : Challenge accepted!

OTT TV hakkinda bircok yazi yazdigimiz dusunuldugunde bu teknolojinin en basarili uygulayicilarindan biri olan Netflix hakkinda biraz daha detayli bilgi vermek gerekir diye dusunduk.

Oncelikle bir kac anahtar veri ile baslayalim:

  • 27.15 milyon adet streaming abonesi
  • Abone basina gelir $7,99 (tek bir abonelik tipi var, sinirsiz icerik izleyebiliyorsunuz)
  • Market capitalization degeri $10,02 milyar (Fikir vermesi icin Google’inki $276,19 milyar)
  • 2012 sonu itibariyle Kuzey Amerika toplam internet trafiginin %29’u Netflix icerigini tasiyor (Kaynak)
  • 2012 sonu itibariyle gelir $3,61 milyar (Yine fikir vermesi icin Turkcell’in 2012 sonu geliri $5.86 milyar

Genel hatlariyla tum gostergeler pozitif gozukuyor olsa da Netflix’in nakit akisina bakildiginda 2012 yilinin pek de parlak gecmedigi goruluyor:

Netflix’in son donemde karsilastigi en buyuk challenge’lardan biri artan icerik lisans maliyetleri ile bas etmek. Bir yandan icerik sahiplerinin tek tarafli olarak anlasmalari sonlandirmasi, diger taraftan artan rekabetle beraber artan maliyetler. Netflix surdurulebilir bir karlilik icin bu savastan galip cikmak zorunda. 2011’in Ocak ayinda Netflix CEO’su Reed Hastings bakin ne demisti:

[…] When we start taking creative risks–that is, reading a script and guessing if it was going to be a big hit and who might be good to cast in it–it’s not something that fundamentally as a tech company or a company run by a tech CEO like myself is likely to build a distinctive organizational competence in. We think that we’re better off on letting other people take creative risk, and get the rewards for when they do that well. […]

Aradan gecen 2 senenin sonunda ise Netflix’in ayni CEO liderliginde  ‘House of Cards’ ile pek de kucumsenmeyecek bir creative risk aldigini goruyoruz.

Pay-TV sektorunde rekabet giderek kizisiyor, pasta da hizla buyuyor. Ancak sanirim asikar olan bir sey varsa o da su ki ‘CONTENT IS THE KING!’ soylemi her gecen gun daha da gucleniyor.

Yeni Nesil TV yayinciligi: “Anytime – Anywhere” donemi

Ne zaman?

80’li ve 90’li yillarda kaçırdığınız bir dizinin tekrarını nasıl izleyebildiginizi hatirlayabiliyor musunuz ?

‘Bizimkiler’, ‘Süper baba’,  ‘Ikinci bahar’ vb. dizilerin bir bölümünü kacirdiginizda tek seceneginiz kanalın diziyi yoğun istek(bu yoğun istek ifadesine hep şüpheyle bakmisimdir) tekrar yayinlamasi idi.

İşte bu yüzden bu yıllarda yapilan yayinciliga `Lineer Yayıncılık` denebilir. Lineer çünkü seyirci edilgen, lineer çünkü seyircinin begeni ve yergilerinden bihaber bir yayincilik formati. 

(Bu arada siz de günümüzde tekrarı yayınlanan programlarin azaldığını gozlemliyor musunuz, çünkü gerek kalmadi!)

2000’li yillarla birlikte internetin yayginlasmasi, baglanti hizlarinin artmasi, smooth streaming teknolojisinin olgunlasmasi ve youtube benzeri OTT servisleri ile birlikte kacirdigimiz programlari daha sonra izlemek oldukca kolaylasti. Artık bugun  bircok yerde karsilastiginiz ifadesiyle ‘Anytime‘ konsepti stabil şekilde, olgun bir teknoloji olarak hayatımıza yerini saglamlastirdi. Yani artık izlemek istediğiniz içeriği ne zaman izleyeceginize siz karar veriyorsunuz. Sabahın köründe veya gece yarısı. Birçok OTT servisi bunu kaliteli bir yeni nesil yayıncılık sistemi ile mümkün kılıyor. Bu yeni video tuketim aliskanligi oylesine benimsendi ki, 2010’li yillarda dogan nesiller baska turlusunun olabilecegine inanmakta gucluk cekecek.

Nerede ?

Yine 2000’li yıllardan öncesini hatırlarsanız televizyon izlediğimiz ekran sayısı kaçtı?  : 1

O da evimizin baş köşesinde duran tüplü TV ekranı idi.

Peki gunumuzde TV(aslinda video demek daha dogrusu olacak) izleyebildiginiz kac ekran var? : 4

TV ekraninin yanina sirasiyla PC, Smartphone ve Tablet ekranlari eklendi.

Evinizdeki en buyuk ekran olan TV’ye gelen yayin uydu, kablo, karasal ve ip altyapısı gibi farkli mecralardan gelirken, diger 3 ekran icin  internet altyapısından faydalaniliyor.

PC, Smartphone ve tablet uzerinden tuketilen video iceriklerinin tuketim seklini ise iki bolumde incelemek mumkun:

  • Statik ortamlarda (ev, ofis, cafe vs. )
  • Mobil halde, hareket halindeyken ( otobus, metro vs.)

 

Statik ortamlarda IP video paketlerinin iletimi cogunlukla WiFi uzerinden yapiliyor. (Buna en tipik ornek PC’den youtube izlemek) Bu deneyimde  evdeki modemin (DSL , kablo, Fiber veya 3g) video paketlerinin ev ici dagitimini yuksek bitrate ile basarmasi beklenir. Elbette haneye gelen bitrate’in de belirli bir seviyenin uzerinde olmasi gerekir. Benzer sekilde statik ortamda video tuketimi icin kullanilabilecek diger ekranlarda (smartphone, tablet) yasanacak deneyimin kalitesini belirleyecek olan hem hanenin bitrate degeri hem de ev ici kablosuz aktarimin kalitesi  olacaktir.

Video icerikleri hareket halinde iken tuketilmek istendiginde ise 3G baglantisinin kalitesine guvenmek zorundadir. Turkiye’de ortalama 3G baglantisi bircok ulkeye gore iyi durumda olmak ile beraber sadece Istanbul veya buyuk sehirler degil Turkiye geneli dusunuldugunde henuz 3g baglanti hizlarinin ve OTT servislerinin olgunluk seviyelerinin gelismeye acik yonleri oldugunu dusunuyoruz. Ayrica icerik saglayicilar iceriklerin mobil platformlarda sunulmasi konusunda biraz tutucu davraniyorlar. Ornegin PC’de mevcut olan bir icerigin ayni platformun mobil surumunde mevcut olmadigi gorulebiliyor. Bunun arkasinda yatan temel sebep de muhtemelen ayni icerikten her ekrandan ayri gelir elde etmek isteyen icerik saglayicilar ile servis saglayicilar arasindaki anlasmazliklar.

Ozetle, TV yayinciliginda ozellikle 2010’lu yillarla beraber ‘TV Anytime & Anywhere” diyebilecegimiz bir doneme girdik. Tum dunyada ve ulkemizde ‘diledigin zaman diledigin yerde’ deger onermesinin arkasini doldurmaya calisan urun ve servisler birbiri arkasindan duyuruldu.

Resmin butunune bakildiginda ise ‘Diledigin zaman’ onermesi oldukca olgunlasmis durumda iken ‘Diledigin yerde’ teklifinin henuz gidecegi mesafe oldugu goruluyor.

Horizon TV ve düşündürdükleri

Salı gününden beri Broadband Worldforum 2012 için Amsterdam’dayım. Bugün Home Summit bölümünde Liberty Global CTO’sunun sunumunu dinledim. Sunumda yaklaşık 1 ay önce UPC tarafından Hollanda’da sunulmaya başlanan Horizon TV servisinden bahsedildi. Haberi olanlarınız vardır. Sunum servisin detaylarını güzelce anlatan bir video ile tamamlandı, buyrunuz;

Bu videoyu izledikten sonra aklımdan şu geçti, adamlar olayı bitirmiş!

Multi-screen, second-screen, connected-home, content-discovery, TV app store , cloud vs. teknoloji ve uygulamaları bütün, entegre, kesintisiz ve kişiselleştirilmiş bir paket haline getirmeyi başarmışlar.

CTO, çıkarılan dersler bölümünde 2 konudan bahsetti;

  • “Complete perfection” diye bir şey yoktur. Ürününüz kusursuz olsun diye beklerseniz, hiç bir zaman lansman yapamazsınız. (Türkçesi ‘Kervan yolda düzülür’)
  • İlk olarak bir kontrol grup ile sessiz bir lansman yapmak istemişler, ancak diğer aboneler ‘ben de isterim’ diye çağrı merkezini bombardımana tutmuşlar. O yüzden herkese vermek durumda kalmışlar. İnsanların seveceği (love ifadesini üstüne basarak söyledi, Apple ürünlerine gönderme yaparak) bir ürün çıkartırsanız dilden dile yayılarak(word-of-mouth) tüm pazarlama faaliyetlerinden daha etkili iletişim olacağını ifade etti.

 

Donanım Samsung, MW ve UI NDS, VOD sistemi ise TTNET’in de VOD sağlayıcısı olan Seachange firmasından.

Bu kadar mükemmele yakın bir ürünü geliştirmek, 3rd parti yazılımların entegrasyonunu, uçtan-uca testlerini yapmak,  pazarlamasını yapmak (kullanıcılara bu ürünün hangi ihtiyaçlarını, nasıl karşıladığını anlatmak), bu yatırımın muhtemelen çok yüksek finansal riskini almaya kadar vermek ve diğer operasyonlarını yürütmek hiç de kolay olmasa gerek.

Bu ürünü gördükten sonra aklıma şu sorular geldi;

  • Türkiye’de buna benzer bir ürünü/servisi hangi Pay-TV operatörü sunabilir?
  • Peki Türkiye pazarı düşünüldüğünde bu kadar ileri seviyede bir ürüne gerçekten ihtiyaç var mıdır? Mevcut rekabet şartları bunu gerektirir mi?
  • Bu seviyede bir ürünü geliştirmek için yapılan yatırımın geri dönüşü ne kadar zamanda olur? Pay-TV aboneleri bu ürün için en fazla ne kadar para ödemeye razı olurlar? Hollanda’da kişi başı gelirin Türkiye’nin yaklaşık 3 katı olduğu gerçeği yadsınabilir mi?
  • %26 civarında olan Pay-TV pazarını büyütecek olan önerme bu kadar ileri seviyede bir ürün mü yoksa böyle bir kampanya mıdır ?
Bu sorulara kendi kendime verdiğim cevapları yazmadım. Çünkü sizin cevaplarını yorum olarak görmek istiyorum. Atış serbet!