Fi dizisinin tum bolumleri birden yayinlanmadi, acaba neden?

Fi dizisinin yayinlanma yontemi Originals dizilerin alisildik yonteminden farkli gelisti. Ilk once Nisan ayinda gorkemli bir lansman partisi ile ilk 3 bolum online oldu. Sonrasinda Mayis ayinda 4’ten 9’a kadar olan bolumler araliklarla yayinlandi, dizinin son bolumleri ise Haziran ayinda (#fi1011 9 Haziran, #fi12 yani sezon finali ise 16 Haziran Cuma yayinlandi.

Aslina bakarsaniz bu durum pek de alisildik degil, Ingilizce’de ‘binge watching‘ diye gecen, Netflix Turkiye’nin Turkce’ye ‘maraton‘ diye cevirdigi yeni konsepte gore dizilerin tum bolumleri birden sisteme yukleniyor ve isteyen kullanicilar bir oturusta dahi hepsini izleyebiliyorlar.

Simdiye kadar Turkiye’de alisildigi uzere cesitli produksiyon ve dagitici icerik firmalarinin urettigi icerikler yerine kendi yapimlarini lanse eden 2 OTT oyuncusu oldu, bunlar Dogus grubunun OTT servisi puhutv ve Dogan Yayin Holding’in BluTV’si. Hatta bu konuda daha once bir yazi da yazmistim, dileyenler buradan goz atabilirler. BluTV de Netflix ve Amazon’un ‘Originals’ olarak ifade ettigi kendi produksiyonlarini gayet guzel bir sekilde ‘Ozel Yapim’ olarak Turkcelestirmis. BluTV’nin halihazirda 3 tane ‘Ozel Yapim’ i bulunuyor ve bunlarin hepsini Amerika’daki benzerleri gibi bir cirpida yani tum bolumlerini ayni anda ulusulabilir halde sundu.

Halbuki yazimin girisinde de ifade ettigim gibi Fi dizinin tum bolumleri birden yayimlanmadi, ben de bunun sebebi ne olabilir diye merak ettim, kendi kendime bu soruyu sordum ,sonrada soyle bir cikarimda bulundum, acaba siz degerli okuyucularim da benimle hemfikir olur musunuz?

Aslinda bu sorunun cevabi is modellerinde gizli. Netflix, BluTv gibi servisler abone bazli servisler iken PuhuTV ise reklam bazli bir gelir modeline sahip. Bu sebeple PuhuTV yonetiminin tum bolumleri birden yayinlamak yerine ilk once bir bilinirlik yaratip ses getirdikten sonra buyuk reklam anlasmalari yaptiktan sonra birkac haftalik zamana yayarak bolumleri yayinlamasi son derece mantikli. Biliyorsunuz reklam veren icin en onemli kriter harcadigi paraya karsilik kac kisinin reklamina maruz kalacagi. Bu konuda da ilk 3 bolumun izlenme sayilari PuhuTv reklam ekibi icin en guclu ikna araci olmus olmali. Ayrica geleneksel reklamcilik yerine dizide (izleyenlerin farketmemesi mumkun degil) urun yerlestirme yontemi izleniyor, hatta bana kalirsa urun yerlestirme asiri derecede goze sorularak yapildigi icin rahatsiz edici de olabiliyor. Unlu tuketici elektronigi markasinin reklamlari bana kalirsa ozellikle siritiyordu, dogalliktan uzak ve zorlamaydi.

Her neyse reklam konusunu isin uzmanlarina birakalim ancak neden bolumlerin taksit taksit yayina verildiginin bence boyle bir aciklamasi olabilir ve ucretsiz ve kaliteli bir is icin odenecek makul bir bedel oldugunu kabul etmek gerek. Yani ‘hem 5 kurus para odemeyim hem de tum bolumlere birden ayni anda eriseyim’ cok da adil bir talep olmazdi. Birakalim da bu tip cesur ve iddaali isler karli sekilde sonlansin da devami gelsin, degil mi ama 🙂

Digital Servislerde Değiştirme Maliyeti

Google+ neden başarısız oldu, çünkü tüketicilerin Facebook’taki bağlantılarını bırakıp sil baştan yeni bir bağlantı havuzu geliştirmek için yeterli motivasyonu yoktu. Facebook’u o dönemde cazip kılan 200-300 hatta 500’den fazla bağlantı ile beslenen ekrandı. En ileri teknolojik altyapıyı da, en gelişmiş kullanıcı deneyimini de sunsan o bağlantılar olmadan sosyal medya uygulamalarının ne anlamı olurdu? (network etkisi)

Okumaya devam et “Digital Servislerde Değiştirme Maliyeti”

OTT nihayet beklenen patlamayi yapabilecek mi? (AKK’ya elveda!)

Oyle zannediyorum ki 5 seneden fazla bir suredir OTT TV konusu tum dunyada oldugu gibi Turkiye’de de siklikla konusulan bir konu. Tivilogy.com‘da duzenli olarak yazdigim donemlere soyle bir goz attigimda OTT kategorisinde yazilarin 2012’de basladigini farkettim. (http://tivilogy.com/category/ott adresindeki yazilari taramanizi tavsiye ederim. Sahiden internette bulabileceginiz online video hakkindaki en kaliteli Turkce icerik mecralarindan birisi  )

TVCHANNELS_0

Okumaya devam et “OTT nihayet beklenen patlamayi yapabilecek mi? (AKK’ya elveda!)”

uygarboynudelik.com’da 2016’in öne çıkan yazıları

Bir yılı daha deviriyoruz. Önceki senelerde yaptığım gibi bu yil sonunda da 2016 yılında blogumda en çok ilgili çeken yazıları bir liste haline getirdim, aşağıda görebilirsiniz. Daha da geriye gidip flashback yaşamak isterseniz 2014 ve 2015 yılının öne çıkan başlıkları şöyle oldu:

Not: Oldukça heyecanlı ve çekişmeli geçmesini umduğum naklen yayın ihalesi pek de beklemediğim şekilde sonlanınca sonuçla ilgili yazı yazmayı atlamışım. Kronolojik akışın bütünsel olması için sonuç ile ilgili haberin bağlantsını ekledim.

Okumaya devam et “uygarboynudelik.com’da 2016’in öne çıkan yazıları”

Digital Platforms dersi vize soru ve cevaplari (Güz 2016)

Gectigimiz yillarda 2013 ve 2014 Bahar donemlerinde Kadir Has Universitesi Iletisim Fakultesi Yeni Medya bolumunde ‘Digital Broadcasting’ ismiyle ders vermistim. Hatta yapmis oldugum sinav sorularini da blogumda yayinlamistim. Asagida baglantilarini tekrar paylasiyorum:

lectur2_940x315

Okumaya devam et “Digital Platforms dersi vize soru ve cevaplari (Güz 2016)”

IHS Markit Research ile e-söyleşi

Ingiltere merkezlı IHS Markit Research firmasından Senior Analyst arkadaşım Constantinos benimle bir e-söyleşi yapmak istemişti. Eposta üzerinden soru-cevap şeklindeki iletişimimizi bu platformun okuyucuları için faydalı olabileceği düşüncesi ile buraya da taşıdım. Aklınıza takılan, açıklanmasına ihtiyaç duyduğunuz bölüm olursa bana her zamanki gibi uygarboynudelik@gmail.com üzerinden erişebilirsiniz.

download

What is the current state of the OTT Market in Turkey? Is it a very niche market, with no real impact on the subscribers of the Pay TV players (like Digiturk, D-Smart, Turk Telekom, Turksat)? It has a very small percentage of subscribers, let ‘say less than 1% of the Pay TV Market?

If the OTT landscape in Turkey is examined deeply it’s seen that it is mainly dominated by OTT extensions of the legacy Pay-TV operators. In other words, the majority of the OTT consumption is done by the services provided by Pay TV players, hence almost no impact on the major players. Digiturk, Turksat, TT and Turkcell are all offering their OTT services as a bonus to the main TV offering. D-Smart’s BluTV is kind of different in the sense that with the new organisation and ambition Dogan Group is trying to position BluTV as a isolated product apart from D-Smart but they are still struggling. On top of this, there are still a number of independent OTT players like Netflix, Filmbox etc but due to the lack of marketing power and brand awareness they are not that competent and hardly gain new customers. Overall, taking into account the total number of OTT users in Turkey they could arrive up to 2,6 million mainly powered by TT and Turkcell TV+ customers while the global pay-TV market in Turkey is close to 6 million.

Here are the up-to-date figures:

Okumaya devam et “IHS Markit Research ile e-söyleşi”

e-Interview with Mr. Uygar BOYNUDELİK

Özgür Coşar ismini zaten biliyor olabilirsiniz. Kendisi Turkiye TV/Radyo sektoru hakkinda duzenli yazilar yazan, arastirmaci tarafi cok guclu, ince bir mizah anlasiyi olan, en aktif bloggerlardan biridir. http://sadeceozgur.blogspot.com.tr ve  http://tvtechtr.blogspot.com.tr bloglarinin sahibidir. Gectigimiz gunlerde ingilizce blogu icin benden e-interview talebinde bulundu ve birkaç soru yöneltti. Ben de dilim döndüğü kadar kendi kisisel bakis acimi paylastim.Özgür’un blog sayfasinda da yayinladigi, benim icin de fikirlerimi konsolide etmemde faydali olmus olan bu sohbeti asagiya kopyaliyorum.

tvtechtr

It is my pleasure to introduce you Mr. Uygar BOYNUDELİK. He is a friend of mine who is working in the media business in Turkey.

1. Dear Mr. Boynudelik, let me start with a classical question. Can you please introduce yourself for my readers. 

Dear Özgür, let me first start by thanking you for regularly writing blog posts and being so sincere and transparent and open-hearted as opposed to the general positioning in the industry. Frankly, I’m a fan of yours, truly 🙂 Anyway, I can simply call myself an engineer who is quite interested in TV technologies. I’m really enjoying reading, writing, researching about it. This is what I do for a living (I’m in charge of STB product management in Turkcell) and also my beloved hobby. I keep writing on www.uygarboynudelik.com in Turkish and on www.turkishtvmarket.info in English since many years. I encourage your readers to have a look my web sites, at the end we’re living in a small industry 🙂

2. When we look at the pay TV business in Europe we see that majority of the population is subscribed to one of the offers. However, in Turkey, payTV has just 35 % market share. According to you what is the main difference between the markets?


Let’s me first start with a quick summary of the Pay-TV market in Turkey. Based on the latest report by BTK (regulatory body in Turkey) the Pay-TV subscribers are categorized as follows:
DTH:
  • Digiturk: 2,79 mio
  • D-Smart:  931K
  • Filbox: 29K
  • Tivibu uydu: 116K
Cable:
  • Turksat Cable: 1,16 mio
IPTV:
  • TTNet: 350K
  • Turkcell TV+: 268K
In total, the number of Pay-TV subs are 5,6 million. Actually there are households with more than 1 subscription. Anyway for the sake of simplicity let’s consider there are around 20 million households, then market penetration is calculated as 28 percent. This is simply the ratio of households with Pay-TV subscription. There are certainly homes with OTT services only such as Netflix, Apple TV etc. Nevertheless, from my perspective the Pay-TV rollout should be calculated with this methodology. After this relatively long introduction, coming back to your question my short answer will be the main difference about the market maturity is simply the average income level of the population. If you compare income per capita in Western Europe to Turkey you’ll notice that income per capita is roughly four times bigger in Europe. I see the gap between average income level as the main reason. Secondly, the high level of piracy is another reason, it’s quite difficult to sell content in Turkey while there are tons of free-of-charge, good quality content on the internet. Thirdly, the negative experience people had with various operators are another barrier for the Pay-TV market to grow. People had suffered a lot due to long-lasting and tiring cancellation processes, miscalculated or miscommunicated surprising bills, not best-in-class customer care cycles etc. All these stuff somehow caused people to try to stay away from 24-hours commitment type of Pay-TV offers.

3. Cable, satellite & terrestrial are used nearly 30 % each for TV reception in Europe. As you well know, in Turkey, TV reception is mainly depended on satellite. What are the results of this situation?

That is a very good point Özgur. I think Turkey is kind of unique with this split. If you don’t mind I’d like to share first my two cents about the root-cause of this uniqueness, later on I’ll come back to the consequences. Historically terrestrial broadcasting has been a real mass in Turkey. The government failed to regulate the licenses and broadcasters with the political power or financial strength managed to build their own towers and broadcast their live TV channels. Considering cable space, this medium has been and still is under control of Turksat -a state-owned company- for many years and they’ve lacked to make the right level of investment to expand their footprint. Even today, cable service is only available on limited areas. On the other hand, satellite installation has been increasing constant since 15-20 years in Turkey. As the satellite dish installation coupled with ‘in China made’ cheap satellite receivers become more and more widely penetrated broadcasters started to invest to have free-to-air channels on Turksat satellite even with poor video quality. The main business model for the broadcasters was to have a free-to-air channel on air, to have the possibility to reach millions of people and try to get any possible level of rating and get the interest from advertisers. Alternatively there are a variety of tele-sales channels that are selling remarkably interesting stuff (things to increase sexual power, things supposedly heal your diseases etc.) and dating platforms. Also from time to time, we hear about lawsuits of the people who one way or another fooled by some of these channels. Today, there are almost 500 FTA channels in Turksat. I think this is not typical. Some of these channels are local, some of them are poor video quality. Coming back to the consequences, this disproportionate balance between the alternative mediums (terrestrial, satellite, cable, IP) resulted in almost to chance for Digital Terrestrial adaptation in the market which is already too much delayed. The content quality of the Live TV channels is significantly biased towards rating. The producers are focused on not producing content with high quality but content that could be appealing for the majority of the people thus bringing better ad revenue. The majority of the programs during daytime is either about matching man and woman willing to marry or Big brother type of programs with a lot of aggression. I think digital terrestrial television is dead at birth.

Many thanks for your answers & time. 

 

Digiturk CEO’su: “Futboldan zarar ediyoruz.”

Bu blogda Digiturk’un satis sureci ile ilgili daha once 5 yazi yazmistim.

Bu yazilardan ilki Kasim 2014 yilinda yazilmis. Bu konuyla ilgili bu blogdaki 6. yaziyi okuyorsunuz. Oyle zannediyorum ki en azindan bizim sektorde satis sureci bu kadar suruncemede kalan baska da bir kurum olmamistir. Bu seferki yaziyi tetikleyen konu ise Digiturk’un yeni CEO’sunun yakin zamanda yaptigi aciklamalar oldu. Dileyenler bu baglantidan detayli soylesiyi okuyabilirler ama ben siz sadik okuyucularim icin yazinin bana gore can alici kisimlarini asagidaki gibi derledim: (Yeni CEO Umit Onal’in agzindan yaziyorum)

91168-sportoto

  • Futboldan zarar ediyoruz. Yayin haklari icin Turkiye Futbol Federasyonuna (TFF) yilda 400 milyon dolardan fazla para oduyoruz ama futboldan zarardayiz. (Aslina bakarsaniz bu cok carpici bir paylasim. Kamuoyunda genellikle futbol haklarina sahip olununca rekabet avantaji saglanacagi zannedilir ama anlasilan kazin ayagi hic de oyle degil, diger taraftan bu aciklamayi onumuzdeki sene yapilacak ihaleye katilmayi dusunenleri caydirmaya veya cesaretlerini kirmaya yonelik taktiksel bir hamle olarak gorme de olasi :)) Futbola olan ilgi azaliyor. Yeni ihalede 400 milyon seviyesine ulasmak zor olabilir. 2017-2018 futbol sezonundan itibaren gecerli olacak ihalenin Ocak 2017’de gerceklesmesi bekleniyor.
  • beIN Media Grup ile 6 ay oncesinde bir anlasma noktasina geldik. Vergi ile ilgili prosedurler de tamamlandi. Satis ile ilgili artik son 2 aya giriyoruz. Satis Digiturk’un %100’unu kapsayacak ve satis islemi 1 milyar USD’nin uzerinde gerceklesecek. Bir sonraki ihale ile ilgili halen devam eden bir surec var ama detaylari halen net degil.Ihalenin Ocak 2017’de yapilmasi bekleniyor. Bu ihaleyi kim yapacak? Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) mu yoksa Kulüpler Birliği mi? Henüz bu konuda net bir şey yok.  Bizim için ihaleyi kimin yapacağı önemli değil. Ancak yayın haklarına talip olan kuruluşlarla mutlaka görüşmeler yapıp ortak fikirler geliştirilmeli.
  • Canli bir futbol yayini icin yaklasik 60 kisilik bir ekip 10-11 saatlik bir efor harciyor. Derbi maclarda ozellikle Fenerbahce- Galatasaray maclarindaki reklam geliri en yuksek oluyor. ( 5 milyon liradan fazla ). Lig’de yarışın kızıştığı dönemlerde gelirlerimiz artiyor. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan birinin şampiyonluk yarışından erken kopması gelirlerimizi de etkiliyor. 3.4 milyon abonemiz var. Bunun 1.5 milyonu futbol üyesi. Bugün üyelerimizin yüzde 90’ını bu üç büyük kulübün taraftarı oluşturuyor.

0258d27

Benim cikarimlarim:

Naklen yayin haklarinin el degistirmesi halinda hareket etme ihtimali yuksek olan yaklasik 1,5 milyonluk bir kitle var. Diger bir ifade ile onumuzdeki ihaleye iddaali girmeyi dusunen adaylarin hesaplamalarinda degerlendirmesi gereken taban 1,5 milyon. Digiturk tepe yonetimi de artik bir an once sahiplik konusundaki bu belirsizligin ortadan kalkmasi ve satis isleminin resmilesmesini bekliyor. Digiturk calisanlari icin de durumun benzer oldugu tahmin etmek guc degil. Naklen yayin ihalesinde oncekine benzer bir gelir elde edilebilmesi icin futbolun marka degerinin yukselmesi sart. Ornegin Premier League icin naklen yayin ihalesi milyar pound seviyesinde sonuclanabiliyor ama Ingiltere futbolunun tum dunyada bir degeri var ve uluslararasi pazarlama imkaniniz var. Turkiye futbol liginin o seviyelere gelmesi elbette mumkun degil ama yine de ozellikle son donemde siddet olaylari ile bircok futbolseverin sogudugu futbola ilgiyi canlandirmak icin radikal degisikliklar sart. Ayrica sadece canli maclari yayinlamak yerine ingiltere de oldugu gibi mactan X saat sonra yayin haklari canli yayin haklarina ek olarak ayrica ihale edilebilir. Benzer sekilde uydu, IP , kablo gibi farkli mecralardaki yayin haklari da farkli yayinci kuruluslara verilebilir. Boylece daha makul fiyat seviyelerinde daha genis kitlelere futbol yayininin eristirilmesi ve toplam pastanin buyumesi suretiyle ihaleye odenen bedelin geri donusunun iyilestirilmesi saglanabilir.