90’larin sonunda yeniyetme, 2000’li yillarda bir yetiskinin teknoloji seruveni

Gelin beraber son 10+ yılda teknoloji alanında, bilgiye erişim ve dijital içerik tüketim konusunda hayatımızda nelerin değiştiğini anlamak için zamanda hızlı bir yolculuk yapalım.

Jobs

Üniversite yıllarımın başlangıcında (90’li yılların sonunda) cep telefonu sahibi olanlar parmakla gösterilir, farklı bir statüde sayılırdı(ayni donemde uçağa binmek de orta-üst sınıfa ait olanların sahip olduğu bir ayrıcalıktı) O yıllarda yurtta kalan bizlere ailelerimiz ulaşmak için yurt katındaki sabit telefonu kullanır, biz de onları aramak için ankesörlü telefonlarda sıra bekledik. Takip eden yıllarda ben de dahil olmak üzere çevremdeki birçok arkadaşım cep telefonu sahibi olmaya başladık.  Böylece iletişim çok daha doğrudan ve verimli hale gelmeye başladı. Henüz internete bağlanma yeteneği olmayan telefonların konuşmadan sonra en çok kullanan özelliği sms idi. Telefon etmek, sms atmak şimdikine göre çok daha pahalı hizmetlerdi.

Internet henüz yeni yeni yaygınlaşıyor, internete girmek için üniversitenin bilgi işlem merkezinde sıra beklememiz gerekiyordu. O donemde cep telefonları gibi bilgisayar fiyatları da el yakıyordu. Aradan gecen yıllarda gençler arasında yaygınlaşan cep telefonu sahipliği hızla anne-babalarımıza da yayıldı. Bugün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de cep telefonu kullanmayan neredeyse kimse kalmadı. Cep telefonları ile birlikte diz ustu bilgisayarlar da hızla yaygınlaştı, dial-up modemlerin yerini ADSL modemler aldı ve internet bağlantıları hızla arttı, teknolojisi hayatımıza girdi.

Internet altyapısı gelişirken internet servisleri de hızla çeşitlendi. Facebook, Google, youtube, skype ve benzerleri girdi hayatımıza. Blackbery, iPhone, iPad, Android tabanlı çok daha hızlı, yetenekli güçlü mini bilgisayarlarla tanıştık, 3G ile mobil internet çok daha hızlandı. Eskiden 118’i arayan, bilgiye ansiklopedilerden ulasan, kütüphanelerde kaynak arayan bizlerin, bilgi parmak uçlarına geldi, bilgiye her yerden hızlı ve kolayca ulaşır hale geldik. Facebook ile bambaşka bir sosyalleşme modeli ile tanıştık. Kilometrelerce uzaktaki tanıdıklarımızdan hayal bile edemeyeceğimiz şekilde haberleşebilmeye başladık. Cep telefonu ile bizlerden sonra tanısan büyüklerimiz bilgisayar ve facebook ile de gecikmeli tanıştılar. Facebook’ta paylaştıklarımızı beğenip, yorumlar yazmaya başladık. Birçoğumuz için facebook eskidi, hayatımızdaki yeri zayıfladı, twitter, instagram gibi yeni mecralara kaydık. Akıllı telefonlar ustun özellikler kazanmaya başladılar. Her biri farklı bir cihaz tarafından karşılanan mp3 oynatıcı, fotoğraf makinesi, hesap makinesi, navigasyon cihazı gibi yetenekler tek bir cihazda buluştu. Başlangıçta göze tuhaf gelen telefon ile fotoğraf çekme son derece doğal bir refleks haline geldi. Telefon ile çekilen milyarlarca fotoğraf facebook, instagram gibi sosyal medya servislerinde paylaşılmaya başlandı. Beğenilme, yorum alma sayıları ile tatmin olur olduk. Artık gerçek imajımızın yanina bir de sanal imaj kaygılarımız eklendi. ‘Facebook arkadaşlık teklifimi kabul etmedi’, ‘beni facabook’tan sildi’ gibi konular yeni kavga tartışma sebepleri oldu, komik!

Digital Immigrant

Elektronik cihazların tamamı talebin artmasıyla beraber ölçek ekonomisi sayesinde erişilebilir fiyat seviyelerine geldi. SLR fotoğraf makinesi, oyun konsolları, neredeyse tüm elektronik cihazlar ucuzladı ve yaygınlaştı. Yaygınlaştıkça daha da ucuzladı. VCD yerini DVD’ye, DVD Bluray’e bıraktı. internet üzerinde film izleme kolaylaştıkça OTT servisleri mantar gibi çoğaldı. Fiziksel DVD, müzik CD’si ihtiyaçları azaldı. Müzik endüstrisi iTunes ve iPod ile yeniden yapılandı. Sırada film endüstrisi var ama dönüşüm kendi dinamikleri nedeniyle çok daha yavaş ilerliyor. Büyük bir dönüşümden gecen ve yetenekleri çok başarılı bir şekilde gelişen navigasyon cihazları ile adres bulmak, hiç bilmediğimiz yerlerde kaybolmadan gitmek istediğimiz yerlere ulaşmak mümkün hale geldi. Hatta daha da fantastik olan bu imkanlar cep telefonları ile avcumuzun içine kadar geldi. Artık günümüzde ortalama bir evde birden fazla cep telefonu, bilgisayar, tablet vb. IP alan, çevrimiçi olan cihaz olmaya başladı.

Dijital medya içerikleri de çok çeşitlendi. Televizyon kanallarının sayısı dudak  ucuklatacak sekilde arttı. Analog yayinlar zamanla yerini dijital yayinciliga birakti. Dijital platformlar zenginleşti, platform abonelikleri surekli olarak arttı. Ortalama bir hanede su, elektrik aboneliklerinin yanına internet ve dijital televizyon abonelikleri eklendi. Bireylerin cep telefonlarının yetenekleri arttı, WIFI yaygınlaştı, mobil internet abonelikleri hızla arttı. Bu arada geleneksel bir servis olan sabit ev telefonu aboneliği sayısı hızla azaldı, mobil dünyada yeri giderek zayıflayan ev telefonları hayatımızdan çıktı. Yadigar tüplü televizyonlar yerini hızla Smart TV’lere bırakmaya başladı. LCD TV, Plazma TV, LED TV gibi TV teknolojileri hızla gelişti ve yaygınlaştı. Samsung, LG gibi uzak doğu menşeli markalar inanılmaz bir basari hikayesine imza attı ve kıta Avrupa’sının koklu markalarını oyunun dışına itti. Cinli firmalar agresif fiyat politikaları ile tabir yerindeyse neredeyse tüm sektörlerde tasları yerinden oynattı.

Son 10 yıldaki teknoloji gelişmelerin sadece bir özeti olabilecek bu gelişmelerden sonra hayatlarımızdaki değişimi daha somut hale getirmek için söyle bir karşılaştırma yapmak mümkün:

1998 yılında sahip olduğum dijital cihazlar iki taneydi: külüstür bir cep telefonu ve Kadıköy Yazıcıoglu İşhanı’ndan topladığım bir PC.

Bugün ise dijital oyuncaklarım şunlar: iPhone, tablet bilgisayar, is için kullandığım bir laptop, MacBook Air, DVD oynatıcı, 5+1 Ses sistemi, ADSL modem, SLR fotoğraf makinesi ve lensleri, Limitsiz internet aboneliğim,  4 GB mobil internet paketim. Bu listeye evimde olmasa da dijital platform kutusu ve aboneliğini ve oyun konsolunu da eklemek mümkün. Evdeki internet hızım 6 Mbps civarında, iPhone’mda mobil internet bağlantım son derece tatmin edici. Bu hızları çok değil daha 5 yıl önce hayal bile edebilmek mümkün değildi.

 3G

Bütün bu olanlardan sonra resmin bütününe baktığımızda sunu görüyoruz. Hayatimiz çok net bir şekilde iyi anlamda değişti, kolaylaştı ve teknolojinin getirileri ile yasam kalitemiz arttı. Bununla beraber, eski zamanlara göre insan ilişkileri zayıfladı, bildigimiz anlamda gercek sosyallesme azaldi, yerine Levent hocamizin ifadesiyle ‘tekil sosyallesme’ geldi. doğayla olan etkileşimimiz azaldı ve daha ilkel, basit konulara ilgimiz torpulendi, dikkat araligimiz iyice daraldi. Düşünmek için daha az zaman, emek harcar olduk. Hayatlarımız daha çok tüketim (genel olarak her şey özellikle, dijital içerik) üzerine kurulu bir hal aldı. Durum vaziyet boyleyken teknolojinin iyi taraflarini alip, hayatimiza yerlestirmek ama bununla beraber goturulerini en aza indirgeyip dengeli ve bilincli dijital bireyler olmak da yine bizim elimizde.