Besiktas sen bizim her seyimiz degilsen de baya bi’ seyimizsin!

Dun gece buruk bir veda ettik Inonu’ye…

17 yasinda iki yakin arkadastik. Universite sinavina hazirlaniyorduk tam gaz. Kredili egitim sistemin son, daha sonra n defa degisecek üniversite giriş sınavının bilmemkacinci denekleriydik. Sinava girecekleri gaza getirmek icin universitelere turlar duzenlenirdi. Bilmem neden ikimiz de Bogazici Universitesini gormeye gitmemistik, belki de gidememistik, unuttum…

Liseyi 5 donemde bitirdigimizden 97’nin bahar aylarini gunde 8-10 saat ders calisarak gecirirdik. Aksam ustu artik beynimiz sulaninca Karsiyaka’da her gun gittigimiz parka gider hulyalara dalardik. Cogu zaman da hikayemiz orada gecerdi. Diger ‘buyuk’ leri gole bogar, nice Avrupa devlerine sahayi dar ederdik. Bir de Belestepe diye bir yer duyuyorduk radyo’da, en kotu maclari ordan izlerdik…Baskalarinin motive eden baska seylerdi, bizimkisi ise tekti…bitmeyecek sevdamizdi…Sinava girdik, ciktik. Artik ikimiz de Bogazicili olmustuk! Sezonun ilk macinda da orada aldik solugu. Bizden mutlusu yoktu. Yeni acik tribunde kalbi pir pir atan iki delikanliydik. Isiklar, cimler, eski acik arkasindan gozuken deniz basimizi dondurmustu. Sifo Mehmet her zamanki secimini yapti. Daha sonra izledigimiz sayisiz macta oldugu gibi Besiktasimiz ilk yari deniz tarafindaki kaleye atak yapacakti. Istanbulspor’la oynadigimiz ve 1-1 biten o mac Inonu Stadyumunda izledigim ilk macti. Hayatimin en ozel gecelerinden biriydi….O zamandan bu zamana cok mac izledim orada…Dogrusu cogu zaman boynum bukuk, biraz sitemkar, biraz sinirli ama her defasinda  tekrar gelecegimi bile bile yurudum agacli yolu…

Sifo Mehmet, Fani Madida, Daniel Amokachi, tabii ki Sergen Yalcin, Federico Giunti, Ilhan Mansiz, Ahmet Dursun, Pancu, Pascal Nouma, Ronaldo, Deli Ibrahim, Quaresma, Guti daha kimler kimler sahne aldi Inonu’de…Sayisiz mac izledim…Simdi dusunuyorum da sanirim en unutulmazi Barcelona’yi devirdigimiz macti..ne geceydi ama….

sergen2

Besiktasli olmak her zaman buyuk bir gurur oldu benim icin, cok sevdim Besiktasli olmayi. Sportif olarak da finansal olarak da  digerlerinden gerideydik, ama degerlerimiz vardi siki siki tutundugumuz.. Omurgamiz vardi, hak yemezdik, ofsaytsa ofsayt derdik, sosyal duyarliligimiz vardi,  ahlakimiz vardi.  Mahalle maçında auta giden topa gol diyen çocuga, tamam gol olsun ulan dedik !!

Dun Inonu’ye simdilik veda ettigimiz gundu. Hafta boyunca heyecanla o gunu beklemis, Inonu’ye veda edecek olmanin buruklugu ile Kazan’da oturuyor, eski gunleri aniyorduk. Daha once nicelerine sahit oldugum gibi Kazan’in onundeki coskulu kalabalik yolu kapatmis, gecen arabalari salliyor, arabalarin icindekiler de kah alkisla, kah tabessumle karsilik veriyorlardi. Hic bir siddet durumu yoktu, ozel anlami olan maclardan once klasiklestigi uzere taraftarlar sarkilarla takim otobusunu bekliyordu. Tam o sirada motorsikletin uzerindeki bir yunusun kalabaligin arasina dalarak havaya 5-6 el ates ettigini gordum!! Sonrasinda ortalik karisti, polis biber gazi sikti. Yaklasik 1 saat Kazan’da gozumuzden yaslar gelerek beklemek zorunda kaldik. Ortada hicbir  sey yokken cok da gereksiz yere sikilan biber gazi gune buyuk golge dusurdu. 15 senede sayisiz maca gittim, bir defa bile boyle orantisiz bir guc uygulamasina denk gelmemistim. Turkiye’de bir seylerin artik degistigini, eskisi gibi de olamayacagini dun kotu bir tecrube ile anlamis oldum…

Dunku mactan sonra binlerce kisi sahaya girdi, koltuklar sokuldu, sahadan cim kopartanlar da oldu, stad disindaki tabelalari sokenler de…Hatta kale direklerini bile kirdi insanlar.. Herkes kendine bir hatira saklamak istiyordu, Inonu’yu hatirlatacak bi’ seyler…

Inonu

Dun gece buruk bir veda ettik Inonu’ye, simdilik…

İlk post, ilk heyecan.

Lise yıllarımda bir günlüğüm vardı. Sayfalarca Gonca’ya olan aşkımı anlatırdım. Gonca bizim okulun en güzel kızıydı. Evlenmiş şimdi. Tüm okul  gibi ben de aşıktım ona. İlk platonik aşkımdı benim. Hiç öğrenemedi onu ne kadar sevdiğimi. Hiç söylemek istemedim ki zaten. Geçenlerde evimi taşırken elime geçti o günlükler. Birkaç sayfasını okudum da anladım ki o zaman çok hayati olan şeyler şimdi ne kadar da önemsiz gözüktüler gözüme. Anladım ki 10 sene önce gözümde büyüttüklerim, kendime dert edindiklerim nasıl küçücük kaldıysa bugün, bugün takıldığım ıvır zıvır da 40’ıma geldiğimde(görürsek inşallah) saçma gelecek.

Kıssadan hisse: Yaşarken ciddiye aldığımız şeyler zamanla önemini kaybediyor. İşte bu yüzden diyorum ki dostlar, hayatı hafife alalım ! Can Yücel’in söylediği gibi yaşayalım hayatı:

“Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,

hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…”