Ankara vs. İstanbul

İyi pazarlar !

Ne zamandır yazmayı ertelediğim bir konumuz var bugün: Ankara İstanbul’a karşı.

2009 yılını Ankara’da geçirdim. Mart 2010’dan beri de çok sevdiğim ve kendimi ait hissettiğim bu büyülü şehre döndüm yeniden, 3. defa ve umarım son kez.

Bugün Ankara ile İstanbul’u değişik başlıklarda karşılaştıracağım, Ankara’daki arkadaşlarıma selam olsun !

Trafik: İstanbul’a dair sevmediğim yegane şey, anlatmaya gerek yok. Ankara’da ise trafik yok, insanlar 3-5 dakika trafiğe takılsalar mızmızlanıyorlar, Ankara’da trafik çok rahat, çok öngörülebilir. Havaalanına, otogara mı gideceksiniz, 10-15 dakika erken çıksanız yeter. Şöförler acemi, kazaların bir çoğu zincirleme. Otopark yeri bulmak çok kolay ki bu insanı bazen öyle mutlu ediyor ki…

Ekonomi : Ben Ankara’da bulunduğum sürece kiralar dışında İstanbul’dan daha ucuz bir kaleme rastlamadım. Dışarı çıktığımda İstanbul’da harcadığımdan daha azını harcamadım. Kiralar bariz ucuz ama. 1000 TL’ye en kral evde oturursunuz. Ayrıca her yer birbirine yakın olduğu için şehrin biraz dışından 600-700’e villa bile tutabilirsiniz, gerçek !

Seksapel : Aşikar .. İstanbul gibisi var mı ? İstanbul’da deniz var, yeter mi ? Yetmediyse yeşil de var, hatta tarih de var. Konserler, eğlence, dinamizm hepsi burda.. Ankara’ya da haksızlık etmek istemem, mutlaka doğal güzellikleri vardır, ama şunu söylememe müsade edin, ikisi arasında bir fark var.

Hava : İstanbul’un havası malumunuz, kar da var, bol güneş de, nemli, yaz aylarında iyice bunaltıcı olabiliyor. Ankara tipik karasal iklim. Kışı sert, güneş nadiren gösteriyor kendini kış aylarında ve bu durum depresifleştirebiliyor insanı.. yazları nem olmadığı için sıcak bunaltmıyor, kuru, çöl gibi sanki, yakıyor ama terletmiyor. 2009’da Ankara’da geçirdiğim yaz açık ara en az terlediğim yaz oldu.

İstihdam : Savunma sanayi , Enerji, Telekom en gözde sektörler başkentte. TSK , Turk Telekom gibi devlerin tedarikçileri iyi para yapıyor. Ayrıca ODTÜ’de teknopark var, yazılım sektörü için ciddi bir istihdam yaratıyor. Özetle, İstanbul kadar olmasa da kariyer olanakları var, hiç de fena olmayabilir.

Yaşamak : En ağır başlığı sona sakladım. İnsanı hangi şehirde yaşamak mutlu eder ? Zor bir sual değil mi ? Gerçekçi olursak, karnımızın doyduğu şehirde mutlu olmasak da mutsuz olmayız, olmamalıyız.

Bize kalırsa, kökümüz, eşimiz, dostumuz, gençlik anılarımızın olduğu şehirde, huzurlu olduğumuz yerde yaşamayı tercih ederiz. Gezdiğin yerler, geçtiğin yollar, beraber güldüğün insanlar sana yaşadığını hissettirir, yalnız değilsindir, kaygıların yatışır, dostlarınla paylaşırsın, annenin dizine yatar, ağlarsın belki…

Hayat kolaydır, eğlencelidir de doğup büyüdüğün , beslendiğin, sevdiğin, sevildiğin şehirde.. hiç gitmek istemezsin, birisi şakasını yapsın bile istemezsin.

Ben Ankara’ya gittiğimde, 2 gecelik geçmişimiz vardı kendisiyle, bir gece Eryaman’da bir öğrenci evi, bir de AŞTİ’de geçen yarı uyur, yarı uyanık bir gece. Geçmişimiz, ortak tanıdıklarımız, gülüp eğlendiğimiz yoktu. Ben onu sevmedim, o da benden haz etmedi. Zorlaştırdı hayatımı Ankara, sevmedim onu, doğrusu sevmeye de çalışmadım. Sonra zamanla farkettim ki sevilesiymiş aslında. Sonra aramız düzeldi, kabuk tuttuk ve flört etmeye başladık…Tam alışmıştık birbirimize, sonra eski sevgilim İstanbul çağırdı, hiç tereddüt etmedim, geldim…

Güzel insanlar tanıdım Ankara’da, güzel dostluklar biriktirdim. Sevdim doğal, pazarlıksız, rekabetin çirkinleştirmediği Anadolu insanını…Ne zaman Ankara günleri düşse aklıma, bir tebessüm beliriyor dudaklarımda ve nedendir bilmem hüzünleniyor gözlerim.