İyi de bu HD içerik nerde satılıyor !?!

Bir defa HD yayın izleyen insanların %80’inin bir daha SD yayın izlemek istemedikleri ile ilgili bir araştırma okumuştum. Ben de %80’lik dilimdeyim !

Ayrıca, avuç dolusu para ödeyip aldığınız HD-ready TV’yi SD formatında yayın için almadınız öyle değil mi ?

“İyi de bu HD yayın nerde satılıyor ?” diye sorarsanız, alternatifler şöyle:

  • Digiturk : Nat Geo HD, Eurosport HD, Moviemax HD, Lig TV HD, Spormax HD ve Dizimax HD
  • DSmart : Kanal D HD, HDTV Smart, Discovery HD, Eurosport HD, Animal Planet HD, SinemaTV HD, SinemaTV2 HD

  • Teledünya: Nat Geo HD, Eurosport HD, SinemaTV HD, SinemaTV2 HD
  • Blu-ray: HD formatındaki DVD yarışında Sony, Blu-ray teknolojisi ile Toshiba’nin HD-DVD’sini yenerek, piyasadan sildi. Bugün, Sony marka bir blu-ray oynatıcı 600 TL civarında. Ayrıca Sony-PlayStation3’larda standart olarak mevcut. Blu-ray filmlerin fiyatları ise yaklaşık 50 TL.

  • İnternet: HD formatında film/dizi indirerek içeriği TV’nize taşıyarak

HD içerik için pahalı HD kameralar kullanılır. HD yayınlar ihtiyaç duydukları bant genişliği nedeniyle ancak uydu teknolojisi ile son kullanıcıya ulaştırılabilmektedir. HD yayın içeren diğer mecralar (kablo, IPTV gibi) da yayını uydudan alıp kendi sistemlerini için yayınlamaktadır.

MPEG4 sıkıştırma formatı, MPEG2’ye göre aynı görüntüyü hissedilir bir fark olmaksızın yaklaşık 2 kat daha verimli sıkıştırabildiği için HD yayınlar genelde MPEG4 formatında encode edilmektedir.

MPEG4 ile encode edilmiş içeriğin decodingi için uygun chipsetli STB gerekmekte, bu da piyasadaki milyonlarca STB’in HD yayınlara uygun olmadığı anlamına gelmektedir. HD yayınları alabilmek için STB değişikliği gerekmesinin sebebi budur. Gerek HD kamera ve yayın maliyetleri, gerekse son kullanıcı tarafındaki STB değişikliği ek maliyetlerinden dolayı HD deneyimi halihazırda ucuz bir servis değildir. Promosyon amaçlı yayın yapan HD kanalları dışındaki HD içerik için çoğunlukla ek bir bedel ödenmesi beklenmektedir.

Digiturk platformundaki HD yayınları alabilmek için Digiturk Plus cihazlarına gereksinim vardır. Bu aboneliğin ücreti aylık 14.99 TL’dir. Ayrıca bu cihaz içindeki hard disk sayesinde canlı yayını durdurma, ileri/geri sarma ve kayıt yapabilme özelliklerine sahiptir.

Benzer şekilde DSmart platformundaki HD yayınlar için de HDSmart cihazına ihtiyaç duyuluyor. İnternet sitesinde servisin ücreti ile güncel bilgiye ulaşamadım. Hatırladığım kadarıyla belli bir ücret karşılığında cihazı satın almak, ayrıca aylık olarak da bir abonelik ücreti ödemek gerektiği idi.

Teledünya platformunda ise tüm HD kanallar için ödemeniz gereken tutar aylık 11.5o TL.

Digiturk, DSmart ve Teledünya HD platformları içerik olarak karşılaştırıldığında DSmart biraz daha zengin gözüküyor. Teledünya’nın agresif fiyat politikasını devam ettirdiğini görüyoruz. Digiturk Plus cihazı ise HD yayınına ek olarak sahip olduğu PVR özellikleri ve makul abonelik ücreti ile rakiplerini geride bırakıyor.

HD yayın SD yayını döver !


Daha önce hiç HD (High Definition) yayın izlediniz mi ? En baştan söyleyeyim , çok şey kaçırdınız !

SD (High Definition) olarak ifade edilen alışageldiğimiz görüntülerde 576 satır, 720 sutun bulunmaktadır.
Bu da 720*576 = 414720 pixele karşılık gelmektedir. SD yayınlarında görüntünün en/boy oranı 4:3’tür.

Diğer taraftan 3 değişik HD yayın formatı vardır.

  • 720p
  • 1080i
  • 1080p
Bu rakamlar görüntüde toplam kaç satır olduğunu ifade ederler.
1080i ve 1080p formatları için Full HD tanımı da kullanılır.
Rakamların yanındaki i (interlaced) ve p (progressive) harflerinin ne ifade ettiğini ise başka bir yazımda anlatmayı planlıyorum.
HD yayınlarında görüntünün en/boy oranı 16:9’tür. Bu oran insan gözünün şekline daha yakın olduğu için seyir zevki daha fazladır. 

Yukarıdaki satır sayılarına karşılık gelen sutun sayıları ve pixel sayıları da aşağıdaki gibidir :

  • 720p = 720 * 1280 = 921600
  • 1080i = 1080 * 1920 = 2073600
  • 1080i = 1080 * 1920 = 2073600
Bu rakamları neden mi verdim ?  Gördüğünüz gibi Full HD bir yayındaki toplam pixel sayısı SD formatındaki yayına göre tam 5 kat ( 2073600/414720 ) daha fazla.
Bu farkı daha iyi kavramak için şöyle düşünün; SD bir yayında, bir futbol maçında tribünde oturan bir grup insanın 5 kişi olduğunu zorlukla algılarken, HD görüntü kalitesinde 5 kişinin her birini rahatlıkla seçebilirsiniz.

 

En güzeli sizin bizzat tecrübe etmeniz. Siz iyisi mi bir HD içerik edinin.
Sonraki yazımda HD içeriğe nasıl ulaşabileceğinizi anlatmaya çalışacağım.

En havalı TV’yi aldık diyelim, peki TV yayınını nerden alıcaz ? ( Bölüm 3 )

Önceki yazımda evinizde TV yayını alabileceğiniz alternatifleri sıralamıştım. Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor, bu alternatiflerden hangisinin sizin için doğru olduğu oldukça göreceli bir karar. Ben, doğru olduğunu düşündüğüm bir karar verebilmek için ağırlıklı ortalama (weighted average) yöntemini kullanacağım.

Bu yöntemi uygularken;

1. Karar verme kriterlerimi tespit edeceğim.
2. Daha sonra bu kriterlerin her birine toplamı 1 olacak şekilde kendi normlarıma göre oranlar vereceğim.
3. Sonra da her bir alternatif için bu oranları, tespit ettiğim kriterler için vereceğim 100 üzerinden puanlarla çarpıp en yüksek toplama ulaşan yayın mecrasında karar kılacağım.

Kriterlerim:

  • Abonelik ücreti (0.6)
  • İçerik (0.2)
  • Yayın/Hizmet kalitesi (0.2)
Ben haftada 4-5 saatten fazla TV izlemiyorum. Hiçbir diziyi takip etmiyorum. Dilediğim çoğu içeriğe internet üzerinden kolayca ulaşabiliyorum. Dolayısıyla benim için kriterlerimin oranları yukarıdaki gibi oluyor.

Abonelik ücretini değerlendirirken Bölüm2‘deki analizden faydalandım. İçerik kriteri için puanlamayı ise giriş paketlerine göre belirledim. Yayın/Hizmet kalitesini puanlarken ise bizzat kendi tecrübelerim ve çevremdeki insanların yaşadıklarını göz önüne aldım.
Yazımın en başında da belirttiğim gibi bu oldukça göreceli bir karar. Herkesin kriterleri, bu kriterlere vereceği oranlar farklı olacaktır. Örneğin tuttuğu takımın maçlarını naklen izlemek isteyen bir insan için Digiturk içerik kriteri için 100 puan alırken, diğerleri 0 puan alacaktır.
Benim kişisel tercihlerime göre ağrılıklı ortalama yönetimini kullanarak TV platform kararımı vermek istediğimde 80 puanla uydu alıcısı benim için en makul seçenek gözüküyor.
Eğer siz de bu tip bir karar vermek durumundaysanız kendi kriterlerinizi belirleyip, oranlayıp, her bir seçenek için puanlayarak en sağlıklı karara ulaşabilirsiniz.

En havalı TV’yi aldık diyelim, peki TV yayınını nerden alıcaz ? ( Bölüm 2 )

Bölüm 1’de TV yayını alternatiflerini sıralamıştım. Bu bölümde ise bu seçenekler için ödemeniz gereken ücretleri derlemeye çalışacağım.

  1. Karasal analog yayın: Alım gücü olmayan dar-gelirli hanelerin TV izleme yöntemidir. Bu gruba TV ile arası iyi olmayan veya TV izlemek için para ödemek istemeyen haneler de dahildir. Ücretsizdir.
  2. Uydu alıcısı :  Dijital görüntü kalitesiyle tanışmak isteyen hanelerin tercihidir. Türkiye’de yaygınlaşması 6-7 sene öncesi başlamış olup, halihazırda piyasada 10 milyona yakın uydu alıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Sadece bir defaya mahsus olmak üzere uydu alıcısı, çanak anten ve kurulum için ücret ödenmesini gerektirir. Tüm bu işlemler için 128 TL yeterli olabilmektedir.
  3. Digiturk: Uydu alıcılarına göre temel artıları daha zengin içerik (paketinize göre değişir) ve gerçek zamanlı ve zengin yayın akış bilgisidir. Ayrıca Digiturk Plus adıyla satışı yapılan uydu alıcılarının HD yayınları alabilme/gösterebilme ve kayıt özelliği mevcuttur.(Digiturk Plus hakkında ayrı bir yazı yazmayı düşünüyorum) Ayrıca Digiturk kullanıcılarının bir zümreye ait olma, bir sosyal statüye sahip olma duygusunu yaşamalarının müşteri sadakatını artırdığı da bir gerçektir. Digiturk müşterilerinin ödemesi gereken tutar üyelik paketine göre değişmekte olup aylık 9.99 TL’den başlamaktadır.  Son olarak, Turkcell Süper Lig maçlarını canlı izlemek için (2009-2010 sezonu sonuna kadar, Aralık veya Ocak’ta ihale var) abone olunması gereken dijital platform.
  4. DSmart: 2007’de Digiturk’e rakip olarak girdiği piyasada pek de beklediğini bulamamıştır. DSmart, uydu alıcısı almak yerine DSmart cihazı alarak aylık abonelik ücreti ödemeden daha zengin bir içerik vaadiyle lansman yapmıştı. Ancak daha sonra yatırım harcamalarını karşılayabilmek için Digiturk benzeri bir abonelik sistemine dönmek zorunda kaldı. Bugün yeni aboneler için aylık abonelik sistemi getirmiştir. Giriş paketi 11.99 TL’dir. Giriş paketi DT’e (Digiturk) göre 2 TL daha fazla olsa da DSmart’in giriş paketinin içeriği daha zengindir. Yılsonunda gerçekleşmesi beklenen naklen yayın ihalesine vergi borcu nedeniyle katılamayacağı bilinmektedir.
  5. KabloTV: Turksat tarafından işletilen kabloTV servislerinin analog olanı. İçerik olarak DT ve DSmart giriş paketlerine benzer bir paket için aylık üyelik bedeli 7 TL.
  6. Teledünya: KabloTV’nin dijital olanına verilen isim. Aylık üyelik ücreti 9.5 TL. KabloTV’ye göre fazlası iki adet HD kanal ve dijital görüntü kalitesi.
Bu bilgiler ışığında 24 aylık kullanım için ücret sıralaması yapıldığında ucuzdan pahalıya göre sıralama şu şekilde oluşuyor. Ancak bu sıralamada ödediğiniz ücretler karşılığında sahip olacağınız içerikler arasındaki farklar ihmal edilmiştir. Ayrıca kurulum/aktivasyon ücretleri de hesaba katılmamıştır.

  1. ( 0 TL ) Karasal analog yayın  
  2. ( 128/24 = 5.33 TL) Uydu alıcısı 
  3. ( 7 TL) KabloTV 
  4. ( 9.5 TL) Teledünya 
  5. ( 9.99 TL) Digiturk 
  6. ( 11.99 TL) DSmart
Bu seçenekleri sonraki bölümlerde içerik, servis kalitesi, müşteri memnuniyeti vb. açılardan ayrıntılı olarak analiz edip, “ben olsam hangisini seçerdim” in cevabını vermeye çalışacağım.

En havalı TV’yi aldık diyelim, peki TV yayınını nerden alıcaz ? ( Bölüm 1 )

Farkezedelim ki evleniyorsunuz veya yeni bir eve çıkıyorsunuz. Bu durumda yeni eviniz için seçeceğiniz TV platformu konusunda karar vermek durumunda kalabilirsiniz:

Bu yazımda kısaca TV izleme seçeneklerinizden bahsetmek istiyorum:

  1. Karasal analog yayın: Küçüklüğümüzde babamız çatıya çıkar, anteni sağa-sola çeviri, aşağıya seslenirdi: “Şimdi nasıl görüntü?” Biz de görüntünün karlı olup olmamasına göre onu yönlendirirdik. Günümüzde herhangi bir ücret ödemeyi gerektirmemesi nedeniyle halen milyonlarca evde TV izleme methodudur.
  2. Uydu alıcısı: Tüm teknomarketlerde, uydularda ve hatta işportada satılan uydu alıcıları vasıtasıyla izlenebilen dijital yayındır. Türkiye’de çoğunlukla Turksat ve Hotbird uydularından yapılan yayın izlenmektedir.
  3. Digiturk: Yaklaşık 2 milyon aboneye sahip, Türkiye’nin ilk dijital platformudur. Turkcell Superlig naklen yayın hakları 2009-2010 sezonu sonuna kadar bu şirkettedir.
  4. DSmart: Digiturk’un pay-TV marketindeki en büyük rakibidir. Oldukça agresif şekilde penetrasyonunu arttırmaya çalışmaktadır.
  5. Analog kablo TV: Hemen hemen Digiturk ile yaşıt bir sistemdir. Ancak Türkiye’de kablo TV sistemi yurtdışındaki örneklere kıyasla fazla gelişmemiştir.
  6. Teledünya : Dijital kablo TV platformu markasıdır. Son zamanlarda atağa kalkmış, platforma birkaç HD kanal dahil etmiştir.
Sonraki yazılarımda TV izleme seçeneklerini sırayla derinlemesine analiz etmeye çalışacağım.

Set-Top-Box ne ola ki !?! Set-üstü-ocak falan mı?

Ben bir dilbilimci değilim, sadece bir mühendisim. Ancak bir birey olarak mesleki hayatımda çok sık kullandığım bir kelimeye uygun bir Türkçe karşılık bulmaya çalışacağım.

Kelimemiz Set-Top-Box. 

Tanımı : A set-top box (STB) or set-top unit (STU) is a device that connects to a television and an external source of signal, turning the signal into content which is then displayed on the television screen.

Kaynak:wikipedia.

Türkçesi: Televizyon ve dış kaynak sinyaline bağlanarak, sinyali içeriğe çeviren ve daha sonra televizyon ekranında gösterilmesini sağlayan cihazdır.

Türkiye’de yaklaşık 10 milyon evde kullanıldığı tahmin edilen uydu alıcıları özel bir Set-Top-Box (STB) çeşididir. Uydu alıcıları, yukarıdaki tanımda ifade edilen dış kaynak olarak uydu sinyalini kullanır. Digiturk’un müşterilerine dağıttığı cihazlar da bir uydu alıcısı yani bir STB’dır. Ayrıca, Teledünya markasıyla TURKSAT tarafından dağıtılan cihazlar da STB’a örnektir. Uydu alıcılarından farklı olarak Teledünya STB’ları yayını kablo üzerinden alır. ( Teledünya, internet sitesinde “Set top box” ifadesini kullanmış, sanırım Türkçe bir karşılık bulamadılar ! Kablo alıcısı deselermiş keşke. )

Çok yakında TTNET tarafında ticari lansmanı yapılacak IPTV hizmetinin bir parçası olan IPTV alıcıları da bir STB örneğidir. Digiturk yayınları uydu üzerinden, Teledünya yayınları kablo altyapısı üzerinden, TTNET’in IPTV hizmeti ise IP altyapısı üzerinden TV yayınını son kullanıcıya ulaştırmaktadır.

STB’lara başka bir örnek de yaklaşık 4-5 senedir test denemeleri (!) devam eden karasal yayın için kullanılan STB’lardır. Bu cihazlar yıllardır çatal antenlerle aldığımız yayın dijital olarak gönderildiğinde yayını decode edebilmek için kullanılacaktır.

Yukarıda 4 değişik STB çeşidinden bahsettim. Farkettiyseniz dijital yayın dört örnekte de değişik mecralardan (uydu,kablo,IP network’u,karasal) STB’lara iletilmekte, STB da sıkıştırılmış dijital formatta gelen yayını decode ederek televizyona ses ve görüntü olarak SCART ve/veya HDMI kablo üzerinden göndermektedir.

İnternette yaptığım kısa araştırmada STB için kullanılan Türkçe karşılıklar şöyle:

* Uydu alıcısı (bu tanım eksik kalıyor, çünkü uydu alıcısı diyerek özel bir STB çeşidini ifade etmiş oluyorsunuz)
* Decoder (Bu da STB’ın tam karşılığı olmuyor, Decoder genel anlamda STB’ın içindeki ana çipe verilen isim)
* Dijital alıcı (Bu kelime de STB’ı sadece alıcı olarak değerlendirmiş oluyor, evet STB yayını alıyor ancak decoding işlemi olmadan TV’de ses ve görüntüye dönüşmüş olmuyor)

Gördüğünüz gibi STB’a genel anlamda bir karşılık bulmak oldukça güç. Birkaç yerde de rastladığım Set-üstü- cihaz sanırım en uygunu oluyor. Bu ifade de ilk başka çok farklı çağrışımlar yapıyor.

Bence en sağlıklısı STB yayını hangi mecradan alıyorsa ona göre isimlendirmek: Uydu alıcısı, Kablo alıcısı, Karasal alıcı, IPTV alıcısı vb.

Türk Dil Kurumu ne iş yapar !?!

Biliyorsunuz teknolojideki çok hızlı gelişmeler gündelik hayatımıza birçok yeni kelime dahil ediyor. twitlemek, blog, Wi-Fi vb. Bence TDK (Türk Dil Kurumu) bu gelişmeleri çok yakın bir şekilde takip ederek gündelik konuşmalarımıza da giren bu kelimelere Türkçe karşılıklar bulmalı. TDK sitesine girdiğimde malesef böyle bir bölüm bulamadım. Kaldı ki bu merkezi bir şekilde çok geniş kitlelere ulaştırılmalı. “Acaba TDK twitlemek yerine ne öneriyor” diye ben araştırmak durumunda kalmamalıyım, bu konuda yukarıdan aşağıya bir süreç işlemeli. Bunun birçok yolu var.Örneğin basılı ve görsel medya iletişim araçları bu konuda hizmet edebilir.

Her ay işverenin emeklerimizin karşılığında ödediği paranın %30-%40’ını vergi olarak kesen devlötimiz bu paraları böyle ulvi bir amaç için harcarsa her kuruşunu helal ederim.

Toplumun birçok kesiminin bu tip bir çalışmaya tam destek vereceğini düşünüyorum. Zira bazı ingilizce kelimeler için çok hoş Türkçe karşılılar da bulunduğunu görüyor ve mutlu oluyorum.”Computer” yerine “bilgisayar”, “Kampüs” yerine “yerleşke”, “workshop” yerine “çalıştay” gibi. Bu kelimelerin nasıl yaygınlaştığı bilemiyorum, güzel Türkçe’mizi kullanma konusunda hassasiyeti olan iyi niyetli birilerinin kişisel çabalarıyla dilimize kazandırıldığını düşünüyorum. Bu noktada tekrar belirtmek istediğim bir konu da var. Belki de yerleşke, çalıştay gibi güzel kelimeleri TDK’daki uzmanlar yaratmışlardır. Ancak ben bir vatandaş olarak merkezi bir otoriden “Ey vatandaşlar, bundan böyle şu gavur icadı kelimenin yerine Öz Türkçe bunu kullanacaksınız” diye bir uyarı duymadığıma göre benim nazarımda TDK çok başarısız bir kurumdur.

TDK’nin asli görevi tam da bu olmalıdır. Atatürk’ün mirasını Türk Tarih Kurumuna ve Türk Dil Kurumuna bırakmış olduğunu hatırladıkça TDK’dakilerin kulaklarını çınlatıyorum.

Özetle, TDK’nun elindeki kaynakları verimli bir şekilde kullanarak gündelik konuşmalarımıza giren İngilizce kelimelere Türkçe karşılıklar üretip bunları değişik imkanlarla geniş kitlelere tanıtması, sevdirmesi ve yaygınlaştırılmasını sağlaması gerektiğini düşünüyorum.

Dağın manzarası yukarıya çıktıkça güzelleşir ama aşağılar daha güvenlidir.

Gelin bu akşam Mustafa Denizli olalım. Denizli geçtiğimiz sene 6.haftada Beşiktaş’ın başına getirildi. Sezon bittiğinde hem şampiyonluk hem de Türkiye kupası kazanıldı. Herşey tozpembeydi. Mustafa Hoca yere göğe sığdırılamadı. Ben dahil herkes takdir ettik onu. Stratejik demeçleri, rakipleri baskı altına alarak camiaya güven aşıladı. Herşeyden önemlisi bizi inandırdı. Bu başarısıyla karizmasını, servetini  ve hepsinin tepesinde özsaygısını tazeledi. Başarılı olmanın hazzını bir kez daha tattı. Küçüklüğünden beri Beşiktaşlı olduğu ifadesine dayanarak herşeyin ötesinde çifte kupanın onu kişisel olarak da çok mutlu ettiğini düşünüyorum.

Aradan çok değil 2-3 ay geçti, bugünkü durum ise çok farklı. Herkes onu suçluyor. Hatta her nasılsa Beşiktaş klubune asbaşkan olmuş bir hıyar tüm kamuoyuna Mustafa Denizli’yi hedef gösterdi.

Şimdi şöyle bir benzerlik kuralım. Mustafa Denizli 20 kişilik bir departmanın başındaki adam olsun. Misal bu departman Turkcell 3G projesinin çekirdek kadrosu olsun. Yine örneğin Turkcell çok iyi para kazanmış olsun bu işten. Mustafa Denizli, Ciliv’den terfi alır, prim alır, övgü alır. Ekibindeki elemanlar da takdir edilir ama vitrindeki adam Denizli’dir. Sonra rüzgar tersine döner, işler bozulur, rakibi Turkcell’i geçer.

Nihayet Denizli istifa eder / ettirilir / şutlanır. 20 kişilik ekip ise aynen kalır ya da 1 veya 2 kişi çıkartılır.

Özetle, iş hayatının henüz başındaki genç profesyoneller olarak Denizli’nin yerinde mi olmak isteriz, yoksa Rüştü’nün, Nihat’ın mı, bunun kararını verme aşamasındayız. Ya dağın henüz eteklerinde daha mütevazi görevler, sorumluluklar alıp, statejik kararlar vermek zorunda kalmayacağız ve işler beklenmedik şekilde gelişirse daha güvenli bir pozisyonda olacağız(şimdiye kadar hatalı bir gol yiyen kalecinin maçın ardından kovulduğunu duymadım), ya da Denizli’nin / Terim’in / Daum’un yerini hedefleyip dağın zirvesinde en güzel manzaranın olduğu yerde mücadele edecek, meyvelerin en güzelini tadacak aşağı düşme riskini (heyecanını) derinden hissedeceğiz. Sanırım ben Denizli’nin sağkolu olmak istiyorum. 3/4 ölçek zirve manzarası, 1/4 ölçek güvende olma hissiyatı..


Ulaşabileceğiniz rakımı 30-35 yaş arasındaki tırmanma performasınız belirleyebilir.