İlk post, ilk heyecan.

Lise yıllarımda bir günlüğüm vardı. Sayfalarca Gonca’ya olan aşkımı anlatırdım. Gonca bizim okulun en güzel kızıydı. Evlenmiş şimdi. Tüm okul  gibi ben de aşıktım ona. İlk platonik aşkımdı benim. Hiç öğrenemedi onu ne kadar sevdiğimi. Hiç söylemek istemedim ki zaten. Geçenlerde evimi taşırken elime geçti o günlükler. Birkaç sayfasını okudum da anladım ki o zaman çok hayati olan şeyler şimdi ne kadar da önemsiz gözüktüler gözüme. Anladım ki 10 sene önce gözümde büyüttüklerim, kendime dert edindiklerim nasıl küçücük kaldıysa bugün, bugün takıldığım ıvır zıvır da 40’ıma geldiğimde(görürsek inşallah) saçma gelecek.

Kıssadan hisse: Yaşarken ciddiye aldığımız şeyler zamanla önemini kaybediyor. İşte bu yüzden diyorum ki dostlar, hayatı hafife alalım ! Can Yücel’in söylediği gibi yaşayalım hayatı:

“Çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,

hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…”