Corona günlerinde „ev tipi yasam“

Tarihe taniklik ettigimiz bugünlerde minik, mütevazi dünyamda yasadiklarimi, evde gecen günlerle aramizin nasil oldugunu ve gelecek aylarla ilgili tahminlerimi paylasmak icin bu yaziyi yazmaya karar verdim.

Su bir gercek ki, tarih kitaplari 2020 yilini büyük puntolarla yazacak!

2019 yilinin sonunda Cin’in Wuhan bölgesinde baslayan salgin, 2020 yilinin ilk aylarin sirasiyla Iran, Italya, Ispanya, Fransa, Almanya ve son olarak da Amerika’da hizla yayildi ve 29 Mart 2020 itibariyle tüm dünyada 660 binden fazla resmi vaka ve 30.000’in üzerinde ölüm ile maalesef doludizgin yayilmaya devam ediyor.

Öncelikle sunu söylemeliyim, Corona, resmi adiyla COVID-19 virüsünün adini ilk defa Ocak ayinin basinda duydum. O dönemde Tayvan’a bir isgezisi yapmis olan arkadasim, havaaalindan agiz maskesi ile bir fotografini göndermisti. Simdi geriye dönüp baktigimda nasil oldu da o virusun kita Avrupa’sina da gelecegini düsünemedigime sasiyorum. Günümüzün küresel dünyasinda herseyin sadece Uzak Dogu ile sinirli kalacagini zannetmek ne saflikmis!

Almanya’daki gündemi yakindan takip etmeye cabaliyorum. Hem Almancami gelistirmek hem de yasadigim ülkede olan bitenden haberdar olmak icin. Buna ragmen ancak 26 Subat 2020’de Almanya saglik bakani Spahn, „Su anda bir salginin basinda bulunuyoruz!“ dediginde olayin ciddiyetini algilayabildim. Sonrasinda virusun yayilimi hizla ilerledi ve trajikomik sekilde dogum günüm olan 13 Mart’ta Bayern bölgesinde okullar 5 haftaligina tatil edildi, hemen bir hafta sonrasinda da „disari cikma sinirlamasi“ geldi. Bunun ne anlama geldigini biraz detayli aciklamak isterim. Evden disari cikmak yasak degil, ancak kesin cizgilerde sinirlandirilmis durumda. Eger isinizi evden yapma sansiniz yoksa, ise gidip gelmek icin, doktor, eczane, market vs ziyareti icin ve spor, yuruyus yapmak icin (ancak aile bireyleriniz ile) disari cikabiliyorsunuz. Bunun disinda arkadas bulusmasi, keyif gezisi vs amacli disarida dolasmak yassak! Zaten toplumsal hayatin adeta kepenkleri inmis oldugu icin (restarauntlar, cafeler vs hepsi kapatilmis durumda) disari ciktiginizda yürüyüs yapmak ve spor disinda baska da alternatifiniz yok. Bizim yasadigimiz yerde kontrol amacli hic polis görmedik ama sehir merkezinde polisin denetim yapip, gerekirse ceza kestigini duyuyoruz.

Biz aile olarak 2 haftadir bu sekilde yasiyoruz. Hafta ici esimle gün icerisinde saatleri bölüstürdük (neyse ki esim part-time calisiyor), kendimize ayrilmis saatlerde bilgisayar basina oturuyoruz.(gece gec saatlerde ve sabah cok erken saatlerde calismamiz da gerekebiliyor) Calismayan ebeveyn cocuklarla ilgileniyor, oyun oynuyor, ev ödevlerine yardimci oluyor. Hava sartlari müsaade ettigi sürece de sik sik disari cikip acik havada yürüyüs yapiyoruz. Tahmin edebileceginiz gibi 2 cocukla oldukca yorucu, zorlayici ve monoton bir yasam düzeni. Ancak kuyrugu dik tutmaya, bu dönemin gecici oldugunu kendimize telkin edip. mental gücümüzü yüksek tutmaya calisiyoruz.

Ozellikle bu „ev tipi yasam“ in ilk günlerinde cok zorlandik, ancak 2 haftanin sonunda ev düzeni konusunda önemli mesafe aldigimizi gözlemliyoruz. Bu dönemde biriktirdigim tecrübeyi ana basliklar halinde siralamak isterim. (aslinda bunlar twitter hesabimda paylastigim güncemin bir derlemesi seklinde olacak)

  • Havalarin önümüzdeki haftalarda isinicagini bilmek moral veriyor. Hava yagisli veya cok soguk olursa eve kapali kalmak duygusu, demoralize edici. Cok sukur ki, bu gece saatler ileri alinacak ve böylece havanin kararmasi 7’ye kadar uzayacak. Bu önemli bir dayanak noktasi.
  • Bu dönemki kazanimlarimdan bir tanesi asla yüzde yüz „home office“ bir ise gecmemem gerektigini ögrenmem oldu. Benim sabah evden cikip, aksam eve gelmem gerekiyor, net!
  • Ilk günlerde virus ile ilgili internette cok fazla zaman gecirdim, makaleler, grafikler vs. Belli bir süre sonunda bunun beni asagiya cektigini ve enerjimi dusurdugunu farkettim, o günden beri bu konuda bilincli olarak daha az zaman harcamaya gayret ediyorum. Otokontrol önemli!
  • Ilk günden itibaren daha önce hazirladigimiz günlük bir plani takip ettik, bu plani da cocuklara detaylica anlattik, anne/baba ne zaman calisacak, ne zaman uyunacak, ne zaman yemek yenecek vs. net bir sekilde belli idi. Cocuklar belirsizligi degil, rutini seviyorlar. Bu plana ufak tefek kazalar disinda hep uymaya özen gösterdik. Özellikle ikinci hafta evdeki düzen bir parca daha oturdu, halen cok zorlandigimiz zamanlar olsa da her gecen gün daha ileriye gittigimizi hissediyoruz.
  • Bu arada benim sirketim evden calisma süresini Nisan sonuna kadar uzatti. Okullarda 19 Nisan’a kadar kapaliydi. Ama benim uzmanlarin görüslerinden anladigim (kimse net bir tarih veremese de) bu ev tipi yasamin en az Mayis sonuna kadar devam edecegi yönünde. Bu da en az 9 hafta daha bu sekilde yasamaya devam edecegimiz anlamina geliyor, ben kendimi buna alistirdim, böylece direncimi, ruhsal dengemi koruyabilmeyi umuyorum. Mayis sonu tahminimin arkasinda yatan 2 temel sebep var:
    • Wuhan’daki siki karantina dönemi 2 aylik sürenin sonunda gectigimiz günlerde ancak kalkti. Cin hükemetinin karantina uygulamalarinin ne kadar sert oldugunu hepimiz tahmin edebiliyoruz, okuyoruz. Bu acidan bakildiginda Bayern’de benzer sürecin 3 aydan önce geride kalacagini tahmin etmek fazlaca iyimserlik olur. Buradaki sürecin baslangicini 13 Mart olarak düsünürsek 3 ay Haziran ortasi doluyor.
    • Alman hükümeti Nisan sonunda günlük test sayisini 200 bine cikartmayi hedefliyor. Cunku Güney Kore örneginden ögrendigimiz üzere bu lanet virus ile basetmenin en etkin yöntemi cok fazla sayida ve gelisigüzel sekilde test yapmak. Ancak bu sayede semptom göstermeyen hastalari tespit edip kendilerini ev tipi karantiya almalari ve salginin önünü alabilmek mümkün olabiliyor. Nisan sonunda bu hedefe ulasilabilirse Mayis ayinda da bu tempo ile devam edilecegini ve 7-8 milyon test sayisina gelindiginde salginin yayilimi ile ilgili net bir resim ortaya cikabilecegini öngörüyorum. Dilerim ki olumlu bir tablo cikarsa ancak o zaman sinirlamalarin gevsetilebilecegini umuyorum.
  • Bu dönemde kendime su soruyu sordum, sahiden de bu virusten bu kadar cekinmeli miyiz ? 5 vakadan 4 ünün hafif veya hic semptom göstermedigi söyleniyor. Bizler de 40 yas civari, saglikli, kronik akciger rahatsizligi olmayan insanlar olarak risk grubunda yer almiyoruz. Elbette bile bile lades demekten bahsetmiyorum, ama hasta olmamak icin duydugumuz kaygi seli ile tedbirli olmak ve temel önlemleri almak arasindaki ince dengeyi sahiden her zaman saglayabiliyor muyuz sahi? Bu kafa karisikligini yasadigim bir ani ozellikle hatirliyorum, sanirim ilk haftanin sonlari idi. Bir markete girdim, etrafimdaki birkac kisinin maske taktigini farkettim, kasada sirada beklerken arkamdaki gürültülü genc grup fazlasi ile dibime girdiler, kasadaki kasiyer agiz maskesi ve eldiven takiyordu. Marketten kendimi disari attigimda muthis bir huzursuzluk hissettim, eve gittigimde iyice ellerimi yikadim da ancak rahatlayabildim. Iste bahsettigim bu örnekte asikar ki dengem bozuldu ve mental olarak kendimi fazlasi ile zorladim. Belki de ipleri biraz daha rahat birakip gevsemek en dogrusu.
  • Bunlarin da disinda aklimi kurcalayan baska bir husus da cocuklara bu salgin hakkinda iletisimi ne kadar dogru yapabildigimiz ve icinden gectigimiz bu olagandisi, tuhaf dönemin onlar üzerinde birakabilecegi etki. Örnegin disari ciktigimizda insanlarla aralarinda mesafe birakmalari gerektigini ögütlüyoruz, acaba büyüdüklerinde bu onlar icin yeni norm olabilir mi? Zaten ice dönük ve bireysel oldugunu bildigimiz yeni nesiller bu „social distancing“ denen olgudan nasil etkilenecekler? Corona virüsünün ne oldugunu, neden hijyene önem vermek gerektigini anlatmak icin birkac video izlettik ama hijyen kaygili, asiri titiz yetiskenler olmalarindan cekinmiyorum da degil.
  • Bir de aci bir sekilde idrak ettigim baska bir gercek de su: Bu sikintili, karanlik dönemin bir vadede sonuna geldigimiz dusunuldugunde herseyin Ocak-Subat aylarindaki haline dönecegini sanmiyorsunuz, degil mi? Hayat biraktigimiz gibi civil civil, kipir kipir kaldigi yerden maalesef devam edemeyecek. Hayatimiz uzunca bir süre ( yayilim hizina göre 2 seneyi bulabilecegini söyleyenler var) sikintili, calkantili ve husursuz gececek. Önlemler maalesef birdenbire kaldirilmayacak, kademeli gecisler planlanacak. Mesela risk gruplarinin isolasyonu, okullarin parcali ve kademeli acilmasi, tedbirlerin zaman zaman gevsetilip, sonra tekrar sikilastirilmasi konusuluyor. Cunku, dusunun ki X hafta sonra herseyi eski haline getirdiniz, virusun hayatimizdan tamamen cikip gidecegini mi dusunuyorsunuz? Firsatini buldugunda tekrar exponansiyel artisina devam edecektir. Bunu bu ciplakligi ile ifade ettigim icin kusuruma bakmayin ama yakin zamanda Ingiltere’nin gündeme getirdigi ’sürü bagisikligi‘ kazanilana kadar ac-kapa seklinde zorlu, görece uzun bir süre bizi bekliyor.
  • Bu kilitli kalma günlerinin dünya ekonomisi üzerindeki olasi etkilerini zaten söylemeye gerek yok. Cok asikar ki, 2020’den sonra yeni bir dünya düzeni kuralacak, saglik sistemlerinin önemi anlasilacak, sosyal devlet yapilari güclenecek, belki de en carpici sekliyle Amerikanin temsil ettigi kapitalist düzen evrilecek. Kötü senaryoda Almanya GSMH’da %20 civari kücülme bekleniyor, bunun ne kadar muazzam oldugunu ve Türkiye’ye olasi etkilerini tahminlemek rahatsiz edici. Bu konuda tek tavsiyem okyanusun ortasinda firtinaya yakalandigimiz bugünlerde her nereye tutunuyorsaniz, oraya simsiki sarilmak ve geminizin kiyiya sag salim varmasini ummak olacaktir.

Son olarak özellikle belirtmek istedigim bir husus var. 100 yilin felaketi ile karsi karsiyayiz. Benim neslim icin küresel olarak 11 Eylül (2001), finans kriz ( 2008 ), yerel olarak Gezi olaylari (2013) ve 15 Temmuz (2016) den sonra karsi karsiya kaldigimiz 5. ve muhtemelen en ciddi, iz birakici tarihsel gelisme. Bu dönemde benimsememiz gereken davranis modelini 2 temel eksende kurmaliyiz:

  1. Herseyde, her detayda olumlu taraflari görmek, hatta basit seylere cocukca sevinmek: Sabahleyin zamaninda calisma masaniza oturdugunuzda, marketten size birkac gün yetecek alisverisi yaptiginizda, sevdiklerinizle yaptigininiz görüntülü gorüsmelerde, minicik, tuhaf, sacma detaylarda olumlu cikarimlar yapmak, adeta kendi kendinize sürekli olarak moral dopingi yapmak
  2. Herseyin cok daha kötü durumda olabilecegini düsünüp, sahip olduklarimizla, elimizdekilerle memnun olmak: Evden yapabildiginiz bir isiniz varsa, sizin, sevdiklerinizin basina herhangi olumsuz bir durum gelmediyse, kenarda kösede birikmisiniz, kurulmus düzeniniz varsa ve hayatiniz görece stabilse, memnun, mutlu olmamak sebebiniz yok. Özetle bugünümüze sükretmeli ve bunu sistematik olarak yaparak aliskanlik haline getirmeliyiz.

Cunku bu dönem bir sprint degil, bir maraton ve bu süreci ancak mental olarak (ve elbette fiziksel olarak) güclü kalarak en iyi sekilde geride birakabiliriz.

saglikla, sevgiyle kalin…

Münih, 29.03.2020.

 

Ein Gedanke zu „Corona günlerinde „ev tipi yasam““

Schreiben Sie einen Kommentar