Münih’te 11 ayin sonunda geri dönüp bakinca..

Oktoberfest

Daha önce yazdigim yazi 12 Mart tarihliydi ve Münih’te gecirdigim 4 aylik dönemi kapsiyordu. Buraya gelmemin üzerinden 11 ay gectikten sonra yeni bir degerlendirme yazisi ile karsinizdayim. ( bir dahakini de artik 2 yilin sonunda yazarim herhalde 🙂 )
Bu yaziyi yazmaktaki amacim Türkiye’den Almanya’ya göcmeyi düsünen ailelere isik tutmak, karar verme ve sonrasindaki yerlesme döneminde onlari nelerin bekledigi hususunda yardımci olmak. Burada bahsi gecen konular disinda ek bilgiye/yoruma ihtiyaciniz olursa bana uygarboynudelik@gmail.com üzerinden ulasabilirsiniz, seve seve yardimci olmaya calisirim.

Esim ve cocuklarimiz ( 5,5 yasinda kizim ve 2 yasindaki oglum) ile beraber 25 Mart 2019’da buradaki yeni hayatimiza „Merhaba!“ dedik. Bugünlerde burada gecirdigimiz 6 ay doluyor. Öncelikle sunu söylemeliyim buradaki yasam, bekar, çocuksuz evli, kucuk cocuklu evli, buyuk cocuklu evli olmaniza göre degisiklikler gösteriyor.
Her durumun kendine göre farkli kolaylik ve zorluklari var. Özetle, burada cocuklu hayat tahmin edebileceginizden zor. Bizim Türkiyedeki bakicimiz yatili degil gunduzlu idi, haftasonlari bizbize oluyorduk. Burada ise dogal olarak hicbir bakici hizmetinden faydalanmiyoruz. Cunku hem dogru bakici bulmak cok zor hem bulabilseniz dahi pahali. Kaldi ki genel olarak Almanya’da is ve sosyal hayattaki statüsü ne olursa olsun insanlar kendi islerini ( cocuk bakimi, alisveris, temizlik vs) kendileri görüyorlar. Hatta bir arkadasimizin eglenceli sekilde ifade ettigi gibi :

„Burada CEO’lar bile cam siliyorlar!“

Cocuk bakim faaliyetlerinde zorlandigimizi itiraf etmeliyim, burada Türkiye’den aliskin oldugumuz ama kiymetini pek de bilemedigimizi farkettigimiz ek destekler (bakici, apartman kapicisi, okul servisi, eve gelen temizlikci, anneanne/babaanne vs) olmadigi icin anne ve babaya cok daha fazla sorumluluk düsüyor.) Bu yolculuga cikarken bunu da mutlaka hesaba katmaninizi önerim, sadece anne veya babaya degil, ikisine birden ek yük biniyor, bunu kaldirip kaldiramayacaginizi iyice tartin derim.

Ekonomi

Sürecin ekonomik boyutuna gelecek olursak ilk yerlesme döneminde bircok masraf oluyor, hatta öngörüldügünden de fazla diyebilirim. Örnegin buradaki yasam tarzinda bisiklet ve türevleri (scooter vs.) onemli yer tuttugu icin neredeyse 300-400 Euroluk iki-tekerlikli yatirimi gerekiyor :)) Onun disinda baslarda gelme gitme cok oldugu icin ucak biletlerine de hatiri sayilir butce ayirma ihtiyaci oluyor. Gectigimiz ay ancak tamamlayabildigim ehliyet sureci tek basina 1200 Euro civarina maloldu, ev kontrati yaparken ödenecek deposito vs (genelde 3 kira) derken bütce kabariyor. Bunlarin ustune bir de bizim yaptigimiz gibi Istanbul’daki evi tasiyacaksaniz takribi 5K Euro da nakliye masrafi var. Ama bu „yerlesme parasi“ ni kenara ayirdi iseniz yaklasik 6 ayin sonunda artik rutin gelir gider dengesine geliyorsunuz. Uzun lafin kisacasi bu büyük ilk göc operasyonu icin 10K-15K Euro civari ek bütce planlamasi yapmanizi öneririm.

Cocuk bakimi


Cocuklari krese esim götürüp getiriyordu (oglumuzu (Baris) 12’de alip uyutuyor, uyaninca 4’te kizimizi (Öykü) almaya gidiyorlardi) Gecmis zamanda konusuyorum cunku Öykü gectigimiz hafta „okullu“ oldu. Bu topraklarda ilkokuldan öncesine okul denmiyor, 0-3 yas arasi Krippe, 3-6 yas arasi Kindergarten. Okul öncesi dönemde „didaktik“ bir program hic yok, sadece oyun var, mümkünse de bahcede. Bizdeki gibi servis sektörü olmadigi icin cocuklari okula birakma/alma isi de ebeveynlere düsüyor. Yeni egitim donemi ile birlikte Öykü’yü okula yaklasik 10 dk lik bir yürüyüs ile ben götürüyorum, bir vadede kendi kendine gitmesi bekleniyor, tavsiye ediliyor ama bakalim ne zaman, görecegiz. Baris Krippe’ye 3 ayda ancak alisabildi, bu oldukca zor bir donem oldu bizim icin, hatta sürecin ortalarinda ara vermek gerekebilir falan dediler, cunku orada gecirdigi süre boyunca sürekli agliyordu ve mutsuzdu. Onunla Almanca konustuklari icin o onlari anlayamiyordu, o Türkce konustugunda onu anlayamiyorlardi, kucucuk yasinda büyük challange yedi yavrucak, simdi nihayet artik alisti sayilir)

Ev isleri

Ev temizligi konusuna gelirken evin kaba temizligini beraber yapiyoruz (haftada 4-5 saatimizi aliyor) ama esim haftaici sik sik kisa/ince temizlikler yapmak durumda kaliyor. Bunun disinda, evde 2 kucuk cocuk oldugu icin surekli olarak camasir makinesi calisiyor, dogrusu bu ya esim camasir yönetimi konusunda kusursuza yakin is cikariyor. Cöpleri ben atiyorum (tabii ki kapici yok), paket cöpler, kagit cöpler, bio cöpler, oglumuzun bezleri ayri ayri yerlere atiliyor, 5 dk yurume mesafesinde. Burada pazar günleri tum marketler kapali, o yüzden alisveris planlamasini ona göre yapmak gerekiyor, genelde buyuk alisverisi cumartesi gunu ogleden once ev temizligi ile kombinleyerek hallediyoruz. Genel hatlariyla baslarda zorlasa da, ev isleri konusunda yetkinligimizi ve organizasyon yeteneklerimizi artik cok sukur iyi bir noktaya getirdik.

Deutsch

Öykü ile ilgili Almanca konusunda stratejik olarak dogru bir adim atmistik. Buraya gelecegimiz belli olduktan sonra onu Istanbul’da KeyStone Ciftehavuzlar’da Almanca sinifina verdik. Eylül’den Mart sonuna kadar 6 ay orada devam ettigi icin buraya geldiginde belli bir seviyede Almanca biliyor idi. Aramizda en kolay adapte olan o oldu. Kindergarten’e da 4 ay devam etti, simdi de ilkokula basladi. Haftaicleri bir gün hentbol bir gün de piyano kursuna gidiyor. Burada bu tip sosyal imkanlara erisim kolay. Iki etkinlik de ilkokuluna yakin. Dil bariyeri de özellikle bahsedilmesi gereken bir durum. Bircok defalar esimin Almanca bilmemesi bir handikap olarak karsimiza cikti, doktor randevusu, postanede, Kinderhaus’ta vs. Almanca bizim icin bariyer oldu. Bunu asmak icin esim haftaici aksamlari Almanca kursuna gitmeye basladi, bu sebeple ben isten sonra cocuklarla ilgilenmek zorunda kaldim, acikcasi bu da ekstra bir challange oldu ailemiz icin. Benim Almanca bilgim buraya geldigimde B1 seviyesinde idi, bugünlerde B2 seviyesine cikartabildim. Bu sayede entegrasyon ve buradaki hayata adapte olma konusunda islerimi görece daha rahat sekilde halledebilmeyi basardim. Ama bir konunun altini özellikle cizmek isterim. Eger Almanya’ya tasinacak ciftlerden hicbiri Almanca bilmiyor ise, bu konu önemli bir engel olarak karsiniza cikabilir, islerinizi gercek anlamda zorlastirabilir, lutfen bu konuyu da degerlendirmenizde goz onunde bulundurun. Bunlarin disinda Almanca ogrenmeniz konusunda ciddi bir „mahalle baskisi“ hissedeceginizi de garanti edebilirim. Son olarak buraya geldiginizde Almanca ogrenmeden hayatimi sürdürürüm, Ingilizce bana yeter derseniz, isler de pek de umdugunuz gibi gelismeye bilir. Minicik bir örnek gectigimiz gun katildigim ilkokul veli toplantisi tamamen Almanca gerceklesti. (Bu konu sahiden onemli ve dilerseniz farkli örnekler üzerinden de konusabiliriz)

Führerschein

Bunlarin disinda ehliyet süreci de baska türlü bir karin agrisiydi, Türkiye EU üyesi olmadigi icin ehliyetimiz burada gecerli degil, sirasiyla teorik ve pratik sinavlari gecmek gerekiyor, dogrusu bu kadar zorlayici ve sikintili bir sürec olacagini tahmin edemezdim, teorik sinavi gectim ama maalesef pratik sinavda hoca sol dönüste dogru hizalanamadigim ve trafigi tehlikeye attigim gerekcesi ile birakti, sonrasinda yaklasik 500 Euro daha harcayarak tekrar girecegim sinav girdim ve nihayet ehliyetimi elime aldim.


Bunlarin yaninda cok memnun edici seyler de var elbette, her bir bireyin degerli olmasi, yemyesil parklar bahceler, haftasonlari yapilabilecek türlü türlü aktiviteler, tikir tikir isleyen toplumsal düzen, cocuklarin Almanca ögreniyor olmasi, ilkokuldan sonra kaliteli ve ücretsiz egitim („Nachmittagsbetreuung“ icin yaklasik 200 Euro veriyoruz ama opsiyonel), bizlerin de birey olarak gelisiyor, dönusuyor olmasi, Türkiyede disaridan bakiyor olmak, farkli kültürler tanimak, gelecege daha az kaygili bakiyor olmak olumlu taraflar..

Uzun hikayeyi kisaltmak istersek, burada Türkiye’de sahip oldugumuz ek destege (temizlikci, bakici, anneanne/babaanne/dede vs.) sahip degiliz, Almanya’da yasam ile ilgili bir karar verme asamasinda iseniz bunlarin tamamini hayatinizdan cikarttiginizda neler yasarsiniz bunlari hayal edin lütfen. Eger biz aile olarak bu yükün altindan kalkariz derseniz bu yolculuga cikabilirsiniz. Acikcasi ben sahsen tahmin ettigimden fazla zorlaniyorum. Birey olarak kendime ayirabildigim zaman, bahsettigim ek sorumluluklardan dolayi Türkiye’dekine göre maalesef daha fazla degil Ama sunu da söylemeliyim Türkiye’ye dair birkac arkadasim ve ailem disinda özledigim birsey de olmadi. Hele Istanbul’u hic ozlemiyorum, Istanbul’dan sahiden bikmisim demek ki, gönlüm gecmis 🙂

Genel hatlari ile ailecek, artik entegrasyon adimlarini tamamladigimiz, bir parca da olsa arkamiza yaslanip, Münih’in tadini cikartmaya basladigimiz, degisip dönüstügümüz ve olaylari bi tik yukaridan degerlendirebilmeye basladigimiz yeni bir dönemin arifesindeyiz.

Almanya sahiden cok guclu bir ekonomi ve refah seviyesi yüksek bir ülke olmasina ragmen, ayni zaman entegre olmanin (basta dil bariyeri olmak üzere) da en zor oldugu ülkelerden biri. Bu sartlar altinda buraya ilk geldigim 26.10.2018’den bugüne kadar gecen 11 aylik süreyi degerlendirdigimde, ailecek dik durduk, mücadele ettik ve cok sükür artik ILK entegrasyon sürecini tamamladik. (tam entegrasyon hic bitmeyecek bir sürec) Bu cercevede kendim ve ailem ile gurur duydugumu söylemeliyim 🙂

Almanya konusunda karar asamasinda iseniz ve kafanizda sorular varsa bana danismaktan lütfen cekinmeyiniz.

 

Schreiben Sie einen Kommentar

Ihre E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahren Sie mehr darüber, wie Ihre Kommentardaten verarbeitet werden .