Münih’te 4 ay

Münih’te geri biraktigim birkac ay sonunda edindiğim deneyimleri, gelişigüzel bir sekilde kısa kısa notlar halinde paylaşmak istedim, belki son donemdeki dalgaya kapilarak Münih’e veya Almanya’ya tasinmayi dusunenlere faydasi olabilir diye dusundum, buyrunuz:

Buradaki yasam tarzini cok genel hatlari ile 3 kavram altında topladım.
1. Düzen: Hersey sistemli, planlı ve düzenli. Bu insana huzur veriyor.
2. Güven: Sisteme, geleceğe güven duyuyorsun. Burada kriz olmaz, erken seçim olmaz, enflasyon, faiz zıplamaz, hissediyorsun, bu da insanın kaygı seviyesini, gelecek endişesini azaltıyor, iyi hissettiriyor.
3. Rahatlık: Münih’i ifade eden kavramlardan meşhur bir tanesi „Gemütlichkeit“. Yani Türkçe’si rehavet, rahatlık. Şehir çok kalabalık değil, yollar, kaldırımlar geniş. Park, bahçe bol.

Tabii ki herşey güllük gülistanlık değil, dezavantajlarini da ayrıca yazacağım.

Derin bir yemek kültürü yok, yemek Alman toplumunda daha çok bir ihtiyaç giderme ritueli. Öyle Akdeniz ülkelerindeki kalabalık, uzun sofralar pek alışılmış değil.

Gündelik hayatta hareketli bir yaşam tarzları var. Toplu taşım ağı gelişmis olduğu için duraktan işe/eve yürümek olağan. Genellikle bir spor türü ile ilgileniyor, öyle göbekli Alman’a pek az rastlanıyor.

Asla sıra kapma alışkanlığı, çakallık yok, herkes paşa paşa sesini çıkarmadan sırasını bekliyor.

Ortalamada güleryüzlü ve pozitifler, sıradan insanlarin(kasiyer, tezgahtar) yüzünde bir gülümseme var, kaygı seviyesi düşük.

İngilizce bilinirlik yüksek, her milletin iyi kötü bir aksani vardır. İtalyan, Rus, Türk, Fransız. İlginc bir şekilde Almanlar İngilizce’yi sıfır aksanla konuşuyorlar. Bunda iki dil arasındaki yakınlığın da etkisi olmalı.

Is hayatında alkışlamayi ellerini çırparak değil yumrukları ile masaya vurarak yapıyorlar.

Ülkede eyaletler arasında önemli ekonomik ve kültürel farklılıklar var. 89 daki Berlin duvarının yıkılışının üzerinden 30 sene geçmiş olmasına rağmen doğu ile bati tam olarak entegre olabilmiş değil.

Resteronlarda ödemeyi garsonlara yapıyorsun, cüzdanlarından çıkartıp paranın üstünü veriyorlar. Yüzde 10 bahşişe çoğu çok memnun oluyor. Birçok yerde yüzde 5 bile yetiyor.

Bar/disco gibi ortamlarda dam muhabbetine hiç rastlamadım.

Bira fiyatları neredeyse standart. Birçok yerde 3,8 €. Bazı özel yerlerde 4 küsur olabiliyor. Genelde 3 tip bira var, Helles, Weiss ve dunkel. Helles Efes’e benziyor. Weiss bira daha dolgun, bildiğimiz Beyaz buğday birasi (Gusta’yi hatırlayan?) ve Dunkel Guinness benzeri içimi ağır olan.

Gezmeyi seviyorlar. Her fırsatta sağa sola kaçıyorlar. Kışın Avusturya, yazın İtalya /ispanya favori mekanları. (imiş)

Full entegrasyon (yani kağıt kürek işlerini ehliyet vs. dahil tamamlama) uçtan uca en az 6 aylık bir süreç. Daha kısa sürede tamamlayana şapka çıkartırım. İlk aylarda yorucu ve uğraştırici bu süreç sizi bekliyor.

Münih özelinde konuşuyorum, ev ve Kreş (Kindergarten ve Krippe) bulmak kolay değil, imkansız olmasa da ortalamada 3-5 aydan önce bence zor. Biz 2 yaşındaki oğlumuza 4 ay sonunda halen Krippe bulamadık.

Market alışverişi gerçekten ucuz. Şunu kastediyorum: Herhangi bir ürünün euro fiyatını TL ye çevirin. Türkiye’de Migros’taki fiyat ile hemen hemen kafa kafaya. Ama burdaki maaşınızı TL ye çevirdiğinizde kisiden kisiye değişmekle birlikte 2-3 katı.
Hemen rahatlamayın, kiralar da oldukça pahalı. Maaşınızın yaklaşık yüzde 30-35’i kiraya gidiyor. Türkiye’de aynı oran yüzde 20-25 bandında.

Almanlar hakkında on yargilarinizdan kurtulun. Pinti oldukları tamamen doğru değil. Şimdiye kadar 3 has Alman ( çok yakin bir arkadasımın ifadesi ile kanli-canli Alman :-)) bana bira/yemek /kahve ısmarladı. Dünya değişiyor, Almanlar da.

Bisiklet yetişkinlerin, scooter çocukların hayatlarında önemli yer yutuyor, çok kullanılıyor.

En çok tüketilen alkollü içki tabii ki bira, sonra şarap, üçüncü sırada ne var bilemedim. Alkolsüzlerde Spezi (Fanta ve kola karışımı, Alman menşeli gazlı bi içecek), Apfelschorle(Elmalı soda gibi bi şey) ve kahve ilk 3 te.

Kışın atkı, bere ve eldiven ayakkabı gibi olmazsa olmaz. Özellikle yünlü kalın, kocaman atkilar çok moda, onları da farklı bir bağlama şekilleri var.

Almanlar, en azından Münihtekiler bence Cool ve tarz giyiniyorlar, benim beklentilerimin üzerinde çıktı.

S-Bahn maalesef baya rötar yapıyor. U-Bahn lar oldukça dakik sayılır. Deutsche Bahn gecikmelerin önüne geçmek için bu sene birkaç milyar euro luk altyapı yatırımi yapacakmış.

S-Bahn’in aksine is ortamında toplantı kültüru müthiş dakik. Tam zamanında başlayıp tam zamanında bitiyor. 3-5 dk geç başlayan toplantı imali ifadelere sebep oluyor. Kimsenin toplantı odasını bosaltmasini bekleniyorsun, çünkü zaten zamanında bitmiş ve boşaltılmış oluyor. (Uygar bunu beğendi)

Planlar, projeksiyonlar Türkiye’nin aksine hep uzun vadeli, bizim gibi günü kurtarma peşinde değiller. Burada tutarlılık, öngörülebilirlilik olmazsa olmaz şeyler.

Telefon ile bize göre çok daha az oynuyorlar. Bir örnek: herhangi bir cafede oturan arkadaş grubu veya ailenin masasında nadiren telefon görürsünüz, onun yerine birbirleri ile muhabbetteler.

iPhone oranı düşük, iPhone’larin gereksiz pahalı olduğunu düşünüyorlar, Android telefonlar, özellikle Huawei oldukça popüler.

Evlerin yalıtımı oldukça iyi, soğuk kış günlerinde evin içinde üşümüyorsunuz. Ki benim kaldığım binanın yapım yılı 1917(!) idi.

Online alışveriş ve özellikle Amazon oldukça yaygın. Prime üyeliği de keza. Ben de 60 €/yıl karşılığı Amazon Prime abonesi oldum.

Türkiye’nin ileride olduğu nadir konulardan biri mobil internet hızı. Birçok yerde mobil internetin çekmedigi olabiliyor, genel hız de çok yüksek değil, Turkcell şebekesi bu konuda açık ara ileride.

Almanya’nın geri kalanını hakkında fikrim yok ama Münih hiç de öyle ölü bi şehir değil, özellikle haftasonu ortalık baya hareketli, popüler barlar dolup taşıyor.

3. Nesil Türkler’in imajı fena değil, saygı ve itibar kazanmayı başarmışlar. Aralarında komedyen de var, prodüktör de, sanatçı, yazar, politikacı da var.

Bluetooth kulaklık çok pupuler, özellikle toplu taşımada çoğu insanda görmek mümkün. Çoğu da „Bose“ marka.

Benim sohbet etme fırsatı bulduğum birçok Alman, 2015 ten beri mültecilere kapıların açılmasından şikayetçi. Merkel’i bu sebeple çok eleştiriyorlar. Son yıllarda Avrupa’nin genelinde esen milliyetçilik akımı elbette buraya da uğramış ama AfD (Alternatif für Deutschland) burada son seçimde yuzde 10 civarı oy aldı. (Almanya geneli yüzde 20)

Otomotiv endüstrisi özellikle Bavyera bölgesi için çok önemli. Audi ve BMW bu bölgede. „Car sharing“ denen yeni trend ve autonomous car oldukca popüler konular. Bu konularda çok is ilanı var.

Orijinal formatta gösterim yapan sinema salonları var, yani herşey dublajlı diye duymuş olabilirsiniz, tam doğru değil. Ben Bohamien Rapsody filmini İngilizce orijinal izledim.

Gazete okuma alışkanlığı güçlü, basılı medyada „Süddeutsche Zeitung“, online de Spiegel önde gördüğüm kadarıyla.

Ayni Ingiltere’deki BBC katkı payı gibi burada da ayda yaklaşık 20 € ZDF/ARD payı var, hane başına. Birçok Alman bu konuda şikayetçi ama öyle ya da böyle ödüyorlar. Bir arkadaşım bu konuda dava açacağını söyledi, söylediğine göre iltica davalarından dolayı adelet sitemi kilitlenmiş, davalar için 3-5 ay sonraya gün veriyorlarmis. Şansımı denemek istiyorum, en azından dava sonuçlanana kadar ödemem dedi.

Online video streaming de Netflix ve Amazon, music streaming de Spotify önde. Söylemeye gerek yok, internet sansürü, buzlanma vs yok.

Avrupanin çoğu yerinde standart olduğu üzere evdeki çöpler kağıt, şişe ve diğerleri olarak kategorize edilip ilgili çöplere atılıyor. Yani geri dönüşüme kaynağında başlıyorlar.

Pazar günü marketler kapalı ama kendini buna göre ayarlayınca yönetilebilir bir durum, kriz olmuyor.

Onun disinda diğer günler marketler genelde 7-20 arası açık, yasam kalitesi açısından Türkiye’ye kıyasla sorun olmuyor.

Sabit İnternet ücreti hıza göre değişmekle birlikte 20-30€. (ben 50 Mbps Kablo intenet için ilk 2 sene 20 € vereceğim, sonra 30 € olacak)
Elektrik görece pahalı sayılır, 70-80, hatta 100 € bandında.
Cep telefonu da 3 GB 20 € civari. Bana tam yetiyor. Burada tüketimim düştü.

Almanlarin imzasi neredeyse tek tip, birçoğu el yazısı ile adının basharfini ve soyadını yaziyor.

İki isime hiç denk gelmedim. Tanıdığım onlarca almanın hep tek adı vardi.
En sık erkek ismi Mathias. Kız ismi ise açık ara Julia.

Genel olarak oldukça konuşkan, pozitif ve kibar olduklarını söyleyebilirim. Birçok kere, direk olduklarıni duymuştum, bunda doğruluk payı var ama rahatsız edici seviyede değil.

Almanlarin tutumlu oldukları doğru, paralarinin kıymetini biliyorlar, asla çarçur etmiyorlar ve çoğu işi kendileri yapıyorlar. Örneğin benim Alman evsahibim evi kendi boyadı, isteseydi boyacı tutacak durumu rahatlıkla vardı.

Tanıdığım kadarıyla asla aceleci bir millet değil, ince eleyip sık dokuyorlar. Dediğim gibi planlar hep orta ve uzun vadeli. Kısa sureli avantajlar peşinde hiç koşmuyorlar. Sürdürülebilirlik çok önemli bir konu.

Katma değeri yüksek mallar ve hizmetler ürettikleri için de kolay kolay sarsılmaz bir düzen ve rekabet avantajları var. Birkaç örnek, Thyssen krupp : asansör, SAP: IT, Bayer: İlaç, Allianz : Sigorta, Continental : Lastik, Nivea : Kişisel Bakım, Adidas, Puma: Spor malzemesi, Zeiss: Optik teknolojiler, Osram : Endüstriyel ürünler (Otomotivden bahsetmeye gerek yok)

Yeni nesil gençler gündelik konuşmalarında araya bizdekine benzer İngilizce kelimeler sokuylar. Dil konusunda esneme ve gevşeme gözleniyor.

Ozellikle kadınlar arasında Part time çalışma oldukça yaygın. Bunda toplumsal düzenin de etkisi çok. Okullar genelde öğlen bittigi için annelerin tüm gün çalışması pek de kolay değil. Tüm gün okullarin sayısı son dönemde yeni yeni artmaya başlıyor.

Epostalara başlarken başlangıçtaki selamlama bölümünden sonra virgül koyup aşağıdaki satirin ilk harfini küçük harf yapıyorlar. (cümle virgulden sorna devam ettigi için)

Uzakdoğulu kadın ile Alman erkek çifti baya alışıldık bir senaryo. Son dönemde böyle bir akım varmış.

Iste bunlar kisa kisa şimdiye kadar biriktirdiğim deneyimler. Onumuzdeki aylarda, ozellikle ailecek burada yasamaya başladıktan sonra, havalarin da güzelleşmesi ile birlikte disarida daha fazla zaman gecirince eminim paylasacak daha cok seyim olacaktir, yine yazarım, şimdilik esen kalın, Münih’ten sevgiler, selamlar..

 

3 Gedanken zu „Münih’te 4 ay“

Schreiben Sie einen Kommentar

Ihre E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.