OTT TV Kapanış ve Değerlendirme – Part 4/4

Son dönemlerin popüler konusu hakkındaki 4. ve son yazımda, OTT TV’nin yakın gelecekte hayatımıza ne kadar dahil olacağı hakkında tahmin yürütüp, Türkiye’deki duruma bakacağız.

1. bölümde OTT TV teknolojisine giriş yapmış, 2.bölümde halihazırdaki servislerinden bahsetmiş, 3.bölümde ise pazardaki donanımlardan bahsetmiştim.

Yakın gelecekte TV’nin internet üzerinden taşınacağı, uydu ve kablo üzerinden taşınan video’nun ömrünün çok da uzun olmadığı sektörün geneli tarafından kabul edilen bir tahmin. Ancak bugün, bu dönüşümün önünde, internet bağlantısı olmayan evler, zayıf internet altyapısı, henüz oturmamış iş modelleri ve uçsuz bucaksız online video arasında seçim yapmayı kolaylaştıracak tavsiye motorlarının eksikliği gibi engeller var.

Informa tarafından yapılan güncel bir araştırmaya göre, 2013 yılında OTT TV izleyicilerinin sayısı IPTV izleyicilerinin sayısını geçecek. Araştırmaya göre 2015 yılında 380 milyon insanın online video’yu OTT cihazları üzerinden izleyeceği tahmin edilirken sadece 163 milyon kullanıcı BT, Orange gibi operatorlerin yönetilen şebekelerinden(managed-network) izleyecek. Bu tahmine pay-TV oyuncuları açısından bakarsak, pastadan operatörlerin aldığı dilimin küçülüp, donanım üreticilerinin aldığı dilimin büyüyeceği öngürülebilir . Bu dağılımın ne oranda değişeceğini, operatörlerin, OTT TV cihazlarının sağladığı servis çeşitliliğini (Sosyal TV, web surfing, Catch-up TV, youtube vs.) platfomlarına entegrasyon başarısı belirleyecek.

İlk denemesinde başarısız olan ama 2012’de ikinci atağına hazırlanan Google TV’nin ilk denemesinde neden başarısız olduğuna göz atınca başka sebeplerin yanında Amerika’daki ABC, NBC gibi büyük TV network’lerinin, Hulu gibi OTT servislerinin, içeriklerine Google TV üzerinden erişimi blokladıklarını görüyoruz.  Bunun sebebi Google TV’nin kendi gelir modellerini baltalayacak, abonelik kaybına yola açacak olması idi. OTT TV cihazlarının çözmesi gereken düğümlerin başında değer zincirindeki diğer halkalarla kazan-kazan ilişkileri kurmanın yollarını bulmak var.

Oyunun kuralları değişiyor. İçerik üreticiler (Film stüdyoları) ve içerik sağlayıcılar (ör.: http://filmbox.eu/) yeni oyunda pozisyonlarını güçlendirme ve ayak izlerini büyütme, 4 ekranda da (TV, notebook, akıllı telefon ve tablet) yer alma çabasındalar.

Birçok alanda olduğu gibi tüketici elektroniği alanında da Amerika başı çekiyor. Yeni çıkan donanımlar Avrupa’ya ve sonrasında ülkemize gecikmeli olarak geliyorlar. Örneğin CES’te görücüye çıkacak Android tabanlı LG Google TV Amerika lansmanın bu sene olması beklenirken UK’e gelmesi 2013’e kalacak. Benzer şekilde Apple TV, Boxee gibi donanımlar, Netflix, Hulu gibi servislerin Avrupa bile gelmesi uzun yıllar alabiliyor. Bu gerçeklerin üzerine, Türkiye’deki IPTV ve Web TV pazarlarının henüz olgunlaşmanın çok uzandığında, emekleme döneminde olduğunu da not düşelim.

Avrupa’da dijital TV konusunda en ileri ülke tartışmasız UK.  IPTV konusunda ise Fransa lider. Güncel bir habere göre 2012 ilkbaharın Xbox sahipleri, Orange TV’ye cihazlarından erişebilecekler. Orange, böylece OTT TV rekabetinde proaktif bir hamle yapmış ve operatör olarak konumunu güçlendirmiş oluyor. UK pazarında ise tüketicilerin %36’sının TV’yi, PC, notebook ve tablet üzerinden izlediğine dair bir araştırma sonucu var. Bunda BBC iPlayer gibi servislerin de etkisi büyük. Özetle, Avrupa büyük bir dönüşümden geçiyor. İnsanların TV izleme alışkanlıkları kökten değişiyor, pay-TV sektörünün kuralları yeniden yazılıyor.

Türkiye pazarına baktığımızda ise, OTT TV teknolojisinin yaşam döngüsünün henüz giriş evresinde olduğunu düşünüyorum. Yoğun bir dizi tüketimi var ancak pazar oldukça fragmante. Dizilerin sonradan izlenebileceği (catch-up TV) onlarca websitesi (dizi-izle.com vb.) var. Tivibu Web, Digiturk Web TV gibi Web TV servisleri var ama kullanım oranları düşük. OTT TV cihazlarının mevcudiyeti ve satış kanalları kısıtlı, Netflix benzeri IP streaming platformları sınırlı,  korsan içerik paylaşımı ve satışı çok yaygın ve kontrol dışı.

Yakın vadede bu durumun değişmesini çok olası görmüyorum. Lig TV her zamanki gibi çok değerli bir içerik. Bu içeriğin sahibi Digiturk’ün önümüzdeki yıllarda pazarı domine etmeye devam edeceğini, ancak Digiturk ile anlaşarak maçları yayınlama hakkına sahip olabilecek bir platformun (Teledünya, Tivibu gibi) rekabet avantajı sağlayabileceğini(öldürücü fiyatlarla) düşünüyorum. Taşları yerinden oynatacak diğer bir olanak da, D-Smart’ın deneyimli ve iddaali yabancı bir operatör (Orange, BSkyb vb.) tarafından veya söylentilere göre Türk Telekom tarafından satın alınması ile olabilir. Her ne olursa olsun, Türkiye için de, artık TV yayıncılığının 10 yıl öncesinin geleneksel uydu ve kablo yayıncılığının çok ötesine taşındığını ve rekabet için IP streaming, VOD, Sosyal TV, catch-up TV teknolojilerine geçiş yapmanın kaçınılmaz olduğu bir döneme girdik. 

“OTT TV Kapanış ve Değerlendirme – Part 4/4” için 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir