İstanbullu’nun kabusu: Trafik – 2

Önceki yazımda İstanbul’un kronikleşen trafik sorunsalının bir fotoğrafını çekmiştim. Bu bölümde ise çözüm adına neler yapılabilir konusunda biraz fikir jimnastiği yapalım istiyorum.

Öncelikle trafik sorunsalının kök nedenini masaya yatıralım. Kök neden, trafiğe çıkan araç sayısının ana bağlantı yollarının taşıyabileceğinden fazla sayıda olması. İstanbul yollarındaki araç sayısı yıllar geçtikçe sürekli artıyor. Ülke ekonomisi açısından daha da kötüsü etrafınıza baktığınızda araçların içinde ortalamada 2 kişiden fazla insan olmadığını görebilirsiniz. Her geçen gün kıymeti artan petrolü de verimsiz tüketiyoruz yani. TUİK verilerine göre 2005 yılında 2,3 milyon olan toplam araç sayısı, 2009 yılında 2,7 milyona ulaşmış. Önümüzdeki yıllarda bu artışın durulması için de herhangi bir sebep görülmüyor. Peki ne yapacağız, başka İstanbul da yok !

  • Toplu Taşıma: Tekerleği yeniden keşfetmeye gerek yok. Dünyanın her tarafında İstanbul gibi metropoller var. Londra, Paris, Tokyo gibi trafikle görece başetmeyi başarmış ülkelere baktığımızda yaygın, entegre ve teşvik edilen bir toplu taşıma sistemleri-metro ağı başta olmak üzere- olduğu görülüyor. Toplu taşımayı ne kadar çok insan kullanırsa trafiğe çıkan araç sayısı o kadar azalacaktır. Türkiye’de maalesef metro çalışmalarına çok geç başlandı. Bugünlerde Şişhane istasyonunu Yenikapı’ya uzatma çalışmaları devam etmektedir.

  • Dolmuş: Dolmuşlar özellikle trafiğin yoğun olduğu işe başlama ve bitiş saatlerinde olur olmaz yerlerde durarak trafiğin kilitlenmesine neden oluyor. Bence dolmuşların tamamen kaldırılması yerinde olur. Diğer taraftan dolmuşlar kalkınca önemli sayıda insan işsiz kalabilir. Yetkililer mağduriyetlerini bir şekilde gidersinler artık.
  • Köprü: Cumartesi geceyarısı saat 3′te tıkanan güzel köprülerimiz. Avrupa yakasında 9,5 milyon, Anadolu yakasında 6,3 milyon insan yaşıyor. İş yeri ile evi farklı yakalarda olan milyonlar, dünya güzeli boğazdan geçerken kafayı kaldırıp bakamıyor bile. Temelde sorun, iş yerlerinin ve evlerin farklı yakalarda olması. Ekonomi hocamın fikriydi. Ne kadar radikal gelse de kulağa bence makul. “Köprü geçiş ücretleri 50 tL olsun. Bak bakalım iş yerinden farklı yakada oturuyor mu!?!” Burada bir görüşümü paylaşmak istiyorum. Ben Üsküdar’da kirada oturuyorum, muhtemelen aynı paraya Çekmeköy’de daha güzel, yeni, depreme daha dayanıklı bir evde oturabilirdim. Ödediğim fırsat maliyeti karşılığında trafikte daha az zaman geçiriyorum. Maslak’ta çalışıp Çekmeköy’den ev alan, sonra da sanki olacaklardan haberi yokmuş gibi trafikten şikayet edenlere hak veremiyorum. Senin bedelin de o ! Hayatına tercihlerin yön verir !
  • Mesai başlangıç ve bitiş saatleri: Malum trafiğin en çok bezdirdiği zamanlar sabah 7-10, akşam da 5-8 arasındaki zaman dilimleri. Bu zaman dilimlerinde trafikteki araçların hatırı sayılır bir kısmını servis araçları oluşturuyor.İdari yetkililer güzel bir planlama ile özellikle Maslak, Levent vb. çok insanın çalıştığı bölgelerde işe giriş ve çıkış saatlerini düzenlerse, hafif de olsa trafiğe rahatlatıcı etkisi olabilir. Benzer şekilde trafiğe çıkan araç sayısını azaltmak amacıyla evden çalışma teşvik edilebilir.
  • Sıkışıklık Bölgesi ücreti: İngilizcesi Congestion Charge olan uygulama 2003′ten beri Londra’da yürürlükte olan bir sistem. Buna göre belirlenen bölgeye aracıyla sabah 7 ile akşam 6 arası(sadece haftaiçi) girmek isteyen olursa günlük 10 pound (yaklaşık 25 TL) ödemesi gerekiyor. Ücret ödememenin cezası 180 pounda kadar çıkabiliyor. Bu uygulamanın benzerleri Singapur, Milano gibi şehirlerde de uygulanıyormuş. San Francisco da trafikliği rahatlatmak için sıkışıklık ücreti uygulamasını değerlendiriyor. Sıkışıklık bölgesi olarak belirlenen bölgedeki toplu taşıma araçlarının sayısı büyük oranda artırılıyor. Uygulamanın sonucu şehirler arasında farklılık göstersede belirlenen bölgelerdeki araç sayısında %25′e varan oranlarda azalma olmuş. İstanbul’da, metro hattı üzerindeki Taksim-Maslak ve Beşiktaş’ı da içine alan bir bölgede pilot bir uygulama yapılsa trafikte önemli ölçüde rahatlama olabileceğini düşünüyorum. Belirlenen bölge ile şehrin geri kalanı arasında toplu taşıma imkanlarının da gelişmiş olması gerektiği aşikar.

Benim görüşüm İstanbul’daki trafik sorunsalının ancak radikal bir takım kararlarla çözülebileceği yönünde. Şehir her geçen gün kalabalıklaşıyor,trafiğe çıkan araç sayısı artıyor. Sıkışıklık bölgesi ücreti, köprü ücretlerinin çok pahalı olması gibi uygulamalar belki başlangıçta antipati yaratabilir ama İstanbul’u daha yaşanır,daha kolay bir şehir haline getirmek için bu kararlılığı göstermek şart. Ben günün birinde İstanbul Belediye başkanlığına aday olursam seçim vaadlerimin temelini trafiği çözmek üzerine kurarım.

Lütfen siz de fikirlerinizi paylaşın. Kimbilir belki comTalks’da en azından teorik olarak İstanbul’un trafik derdine merhem oluruz. O zamana kadar;

İstanbul’a yolu düşen her canlı bir gün trafiği tadacaktır !

 

Bu yazı dizisi Uygar Boynudelik tarafından yazılmış olup ilk olarak comTalks’ta yayınlanmıştır. 

Schreiben Sie einen Kommentar

Ihre E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahren Sie mehr darüber, wie Ihre Kommentardaten verarbeitet werden .