Türkiye TV sektörü

Türkiye, dünyada en çok televizyon izlenen ülkelerin başında geliyor. 

RTÜK tarafından 2009′da ikincisi açıklanan araştırmaya göre ortalamada günde yaklaşık 260 dakika (4 saat 20 dakika) televizyon izliyoruz. RTÜK’ün araştırmasına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Araştırma şirketi AGB Nielsen’in 2009 yılında yaptığı 55 ülkeyi kapsayan araştırmaya göre Türkiye 257 dakika (4 saat 17 dakika) ile TV başında en fazla zaman geçiren 8. ülke. Sıralamada birinciliği 339 dakika (5 saat 39 dakika) ile Sırbistan elde etmiş. Sırbistan’ın ardından Makedonya ve Amerika geliyor. Bahsi geçen rapora buradan ulaşabilirsiniz. Televizyon karşısında geçirilen zamana göre ülkelerin listelendiği tablo 5. sayfada figure 4.

Peki zamanının önemli bir kısmını televizyon karşısında geçiren ülkemizde, haneler televizyon yayınını hangi mecralardan, nasıl alıyorlar ? Hangi platformları kullanıyorlar ? Ne kadarı televizyon içeriği için para ödüyor ? Giderek yaygınlaşan geniş ekran TV’ler hanelerin kaç tanesine girebildi? Temel televizyon kullanım alışkanlıkları neler ? Yüksek çözünürlüklü HD içerik izleyebilen hane oranı kaç ? Bu yazı ile başlayan ve sonraki yazılarımla da devam edecek yazı dizisinde bu tip sorulara cevap arayacağım.

TUIK’nun (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 15 milyon hane bulunmaktadır. BTK’nin 2010 üçüncü çeyrek pazar verileri raporunda Eylül 2010 itibariyle Digitürk’ün 2.219.430, D-Smart’ın 1.195.215 abonesi olduğu belirtilmişir.
Aynı dönem itibariyle Kablo TV hizmeti sunan TURKSAT’ın analog ve sayısal toplam 1.363.882 abonesi mevcuttur. Bu abonelerin 172.276′sı ise Teledünya markası ile hizmet veren sayısal Kablo TV yayını almaktadır.
TV platformlarının abone sayılarını topladığımızda 4.778.527 abonenin bu platformlarda sunulan içerik için aylık abonelik ücreti ödediği sonucuna varabiliriz. Uydu üzerinden hizmet veren Digitürk ve D-Smart ile kablo altyapısını kullanan Kablo TV’ye ek olarak, TTNET’in IP altyapısı üzerinden hizmet veren Tivibu servisinin de yaklaşık 500.000 abonesi olduðu tahmin edilmektedir. Resmin geneline bakıldığında aynı hanede birden fazla TV platformu olabileceğini göz önüne alsak dahi, Türkiye’de kabaca üç haneden birinde izlenen televizyon yayını için elektrik, su, telefon gibi aylık ödeme yapıldığı sonucuna varabiliriz.
Peki geriye kalan yaklaşık 10 milyon hane televizyon yayınını nasıl alıyor ?
Hacettepe Üniversitesi tarafından 5 senede bir yapılan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması(TNSA) ilginç veriler ortaya koyuyor. TNSA 2008 ana raporunu bu linkten indirebilirsiniz.
10.525 hanelik örneklemle yapılan çalışmanın sonucunda ortaya çıkan hanehalkı dayanıklı tüketim malları tablosunu aşağıda görebilirsiniz.

 


Bu tablodaki ilgi çekici birçok veri arasından benim yazımın konusu ile özellikle ilgili olanlar şunlar;
  • Kent ve kırsal hanelerini içeren çalışmaya göre toplamda hanelerin %95.9′unda televizyon mevcut. Türk halkının televizyona olan düşkünlüğünü ortaya çıkaran başka bir veri daha.
  • Önceki yazımda 2009 3. çeyrek verilerine dayanarak yaptığım hesaplamada toplam 15 hanenin yaklaşık 5 milyon’unda (%33) TV içeriği için ödeme yapıldığı sonucuna varmıştım. Tabloya bakıldığında ise “Ödemeli TV yayınları”nın oranı %12.2 olarak gözüküyor. Raporda hangi TV platformlarının bu kapsamda değerlendirildiği belirtilmemiş. Oranlar arasındaki neredeyse %20′lık farkın tek sebebi verilerin farklı yıllara ait olması olamaz. Bu önemli farkı ilginç buldum. Sizce neden olabilir ?
  • Dikkat çekici başka bir sonuç da Türkiye genelinde %56 olarak gözüken uydu yayınının dağılımı. Dayanıklı tüketim mallarına sahip olma oranları neredeyse tüm kırılımlarda kentsel kesimde kırsal kesime göre daha yüksek. Tabloda istisna olarak göze çarpan tek başlık olan “Uydu yayını”nda ise kırsal kesim (%61.2) oranı kentsel kesimden (%54.2) yüksek. Bu durum, kırsal kesimdeki insanların eğlenmek ve boş zaman geçirmek için 100′lerce kanala sahip uydu alıcılarına yöneldiklerini gösteriyor. Bu eğilimde, kırsal kesimdeki sosyal aktivitelerin az çeşitli olması, televizyonun renkli dünyası ve uygun fiyatla uydu yayınına sahip olmanın mümkün olması gösterilebilir. 15 milyon hanenin %56′sında uydu yayını olduğundan hareketle 8,4 milyon hanede uydu yayını olduğunu düşünebiliriz. Digiturk ve D-Smart’ın toplam 3,4 abonesi varken, geriye kalan 5 milyon hanede ise uydu alıcısı ile şifresiz (FTA) kanallar izlenebiliyor. KabloTV abonelerini de dahil ettiğimizde toplamda yaklaşık 10 milyon hanede uydu yayını ve KabloTV izlendiği ortaya çıkıyor. Geriye kalan 5 milyon hanede ise TV yayınının hepimizin çocukluk günlerinden hatırlayacağı kılçık antenle analog olarak, zaman zaman karlanarak izlendiği sonucuna varılabilir.
  • TNSA 2008 raporunda LCD/Plazma televizyon oranının ise %6,2 olduğu ortaya çıkmış. GFK Türkiye’nin yaptığı, 2010′nın ilk 5 ayını kapsayan araştırmaya göre düz ekran penetrasyon oranı %16 seviyesinde. TNSA-2008 raporunun yazıldığı dönemden sonra gerçekleşen 2010 Dünya Kupası’nın da etkisiyle oranda yaklaşık %10′luk (1,5 milyon) artış olduğu gözüküyor.
  • Üzerinde özellikle üzerinde durmak istediğim son konu ise hiç de azımsanmayacak paralar ödedikten sonra alınan geniş ekran TV’lerde (LCD/Plazma/LED) izlenen içerik. Şu anda HD kalitesinde içerik sağlayan platformlar Digiturk Plus, Digiturk uyumlu Vestel HD Box, D-Smart HD ve Teledünya HD. Bu platformların mevcut abone sayısının toplamda 300.000 civarı olduğunu tahmin ediyorum. Platformların sağladığı HD içeriğin dışında Blu-ray Disk ile veya internetten indirilerek HD içerik izlemek de mümkün. Ancak tüm bunlar göz önüne alındığında dahi, 2 milyonun üzerinde eve girmiş geniş ekran TV’lerin büyük bölümünde  halen hiç HD yayın izlenmemiş olduğunu düşünüyorum. 4:3 oranındaki 720×576 çözünürlükteki SD içerik, sağ ve solundan çekiştirilerek ve 1920×1080 çözünürlükteki 16:9 oranındaki geniş ekrana genişletilerek izleniyor. Bu durum, okuma bilen bir insanın şimdiye kadar sadece çocuk kitabı okumuş olmasına benzetilebilir. Hadi ama, artık daha kaliteli kitaplar okumanın zamanı gelmedi mi ?

 

Bu yazı Uygar Boynudelik tarafından yazılmış olup ilk olarak comTalks’ta yayınlanmıştır.

Schreiben Sie einen Kommentar